Anamenü
Önerilen Kitap (Yeni)


Takvim

ANASAYFA

Dinsel yaklaşımı bilime referans vermek için yahut çok dindar birisi olduğum için bahsediyor değilim! Başka açılardan da bakalım, dolayısı ile başka boyutları da görelim istiyorum! MESELA ALLAH NE ÖNERİYOR “Ben kederimi ve hüznümü sadece Allah'a arz ederim (şikâyet ederim)..." (Yusuf / 86) STATÜKO NE BUYURUYOR Hüznünü ve kederini sadece bize arz et, çünkü onlar hastalık! Adı da var bak: Depresyon. Bu uzmanlık işidir" MEVLANA NE DEMİŞ PEKİ "Gönülde şimdi gam var! Ey neşe, şimdi gelme! Misafir Üstüne Misafir Olmaz!" STATÜKONUN YAKLAŞIMI NE "Ey vatandaş! Ruhunda hüzün değil, depresyon var! Az ise hafif seyreden, ağırsa majordur… Depresyonum falan yok deme, sen bilemezsin bunu, biz biliriz! Muhtemelen maskelidir seninki!
01.11.2013
Resmi nasıl görüyorsunuz? Aslında yatay çizgiler düz ama siz eğik görüyorsunuz! Dolayısı ile burada göz değil; algı sorunu var! İnsanoğlu sadece gözü bozuk olduğu zaman değil; algısal sebeplerden dolayı da sorunlu algılayabiliyor demek ki. Mevcut ruhsal yardım statükosu işte tamamı bu kabil olan ruhi durumlar için faturayı algıya değil; göze çıkarır. Bu bağlamda: Sıkıntıya semptom derseniz önce adı anksiyete olur. Ardından da, "Demek ki hastaymışım" diye düşünmeye başlayacakları için insanlar hasta olurlar. Biri olunca diğerinin olması gayet doğaldır; çünkü bu eşyanın tabiatı gereğidir. Bir de, “Çok tehlikeli, literatürde var” vs. dediniz mi insanlar sadece hasta olmuş olmakla kalmazlar; akın akın kliniklere doğru koşmaya da başlarlar. Can havliyle buralara koşanlar ise dertlerden nemalanan bu kliniklerin gedikli müdavimidir artık! Böylece git gel Konya altı saat süreci başlamış olur! Bu garabetin tıp dilindeki adı ruhsal tedavidir!
06.09.2013
Yıllardır içindeyim. Her şeyini artık çok iyi tanıyorum. Adeta hekimliğin bu branşının genlerini çözmüş durumdayım. Kişisel bir husumetim olduğundan değil, işte şahit olduğum bu acı gerçekler yüzünden mevcut psikiyatriye asla saygı duymuyorum! Acele etmeyin, aşağıda yazdıklarımı okuyun, siz de kendi kararınızı kendiniz verin. Okuyun ve sizin şu ana kadar olan saygınızın sadece bir hüsnü zandan ibaret olduğunu görün! Çünkü: 1. Psikiyatri kağıt üzerinde olmasa bile uygulamada inkarcıdır. Kitaplardaki bilimsel gerçeği bile bile, vahim ve trajik sonuçlarına rağmen yıllardır yok sayar.
23.07.2013
Bu yazıyı sabahın köründe, saat tam dörtte yazıyorum. Bu arada sabah erken kalkmak davranışçı terapi kadar etkili bir günü yaşama tekniğidir. Ne alaka demeyin. Bilmem kaç fersah uzaklıktaki gezegenlerin kendi aralarında yer değiştirmesinin hayatınız üzerindeki etkisine (astroloji - burçlar - fal) inanıyorsunuz da buna neden inanamıyorsunuz! Anti parantez, bunu da hemen belirtmiş olayım. Evet, neden? Takıntılı biriyim de ondan mı erkenden kalktım; bir cumartesi sabahı? Vurup kafayı öğleye kadar uyusam daha iyi değil miydi? Hayır! Komşusu açken tok yatan bizden; millet yanlış yaklaşımlar neticesinde sorunlardan adeta kırılıyorken kafayı yastığın altına gömüp uyuyabilen de “benden” değildir. (Gidişat çok iyi. Galiba yine en iyi yazılarımdan biri çıkacak ortaya. Bunu büyük ölçüde -sebepler dairesinde-sabaha borçluyum).
05.01.2013
Kimilerine göre asrın sorunu depresyon kimilerine göre uyku problemleri bu çağın en yaman derdi. Bir sorunun çağın en büyük derdi olup olmaması kadar önemli olan bir diğer husus mevcut problemin kişilerin hayatında ne derece önemli olup olmadığıdır. Çünkü bir derdin diğer dertlere göre nasıl ve ne konumda olduğu değildir, asıl mühim olan. Çünkü herkesin derdi kendisine en büyük derttir. Günümüzde çok karşılaştığımız sorunlardan birisi de uyku sorunu! Sigara içme tutum ve davranışını psikolog koltuğunda değil de (oysa tutum, alışkanlık, davranış değişikliği konuları direkt psikolojinin ilgi ve bilgi alanıdır) göğüs polikliniklerinde tedavi etmeye çalışan güzide ülkemizde uyku gibi yine büyük ölçüde psikolojik nitelik arz eden bir sorun da daha ziyade uyku kliniklerinde hekimlerce tedavi edilmeye çalışılır, malum.
06.12.2012
Yine çok ciddi, belki de dünyada ilk defa dile getirilen bir iddiada bulunuyorum: “Depresyon denilen ruhsal süreçteki artışın en büyük nedeni psikiyatrist ve ona özendikçe kendisini daha değerli hisseden psikolog sayısındaki artıştır” Bu artış; uzman sayısı arttıkça hem (verdikleri daha çok yanlış mesajla) bizatihi hasta ettikleri kişi sayısının artması hem de (yine artan uzman sayısına bağlı olarak) hatalı tanıya maruz kalan kişi sayısının yükselmesi anlamında gerçekleşmektedir. Bunu izah edeceğim. Ancak ondan önce şu noktaya dikkat ediniz: “Hastalık” demedim. Zaten psikiyatri de benim gibi düşünür; hastalık yerine bozukluk tabirini kullanır. Sadece psikiyatristlerin önemli bir kısmı ve bilinçaltlarında hekimlik özentisi baskın olan psikologlar bu sürece sahada - pratikte hastalık muamelesi çeker.
01.12.2012
Hemen hemen her alanda, en çok da bizim sağlık sektöründe öyle vahametler yaşanıyor ki. Hem de istisnasız herkesin feryat ederek karşı çıkmasını gerektirecek cinsten bunlar. Ama öyle olmuyor. Birkaç babayiğit kişinin dışında kimsenin sesi çıkmıyor. Dışındakiler bu trajedinin yanında çelik çomak oyunu gibi kalan işlerle meşguller. Bunu düşününce insan bir an için ben mi yanlış görüyorum acaba diyor, kendinden şüphe edesi geliyor. Mesela ben yoksa gördüğüm rüyamı diyorum bazen, gözümü birkaç kere kapatıp açtığım bile oluyor. Hatta zaman zaman elimin üstündeki eti tırnağımla
05.11.2012
İnsanlarda kendi yaptıkları işleri abartma, olduğundan daha karmaşık ve zor gösterme eğilimi mevcuttur. Bunun altında aslında bir dizi psikolojik sürecin elbette ki rolü vardır. Ancak bunların içersinden en önemlisi işini / alanını profesyonelleştirme eğilimidir. Çok eski devirlerden beri, dünya üzerindeki hemen hemen her toplumda aileler kurulmuş, haliyle karı koca ilişkileri söz konusu olmuştur. Bunların önemli bir bölümü evliliklerini çok az bir sorunla yıllarca sürdürmüş, sorunlu evlilikler ve boşanma oranları hiçbir devirde günümüzdeki kadar fazla olmamıştır. Üstelik o devirlerde günümüzdeki gibi uzmanlar, aile danışmanları ve terapistler de mevcut değildir.
15.08.2012
Hep söylüyorum! Günümüzde mevcut psikiyatri global sektörün Truva atına dönüşmüştür! Sağlıklı beslenme, kitlesel bilinçlenme gibi gelişmeler sonucu fiziksel sağlık alanında fazla hastalık üretemeyen, şimdilik şeker, kalp, tansiyon ve obeezite ile beslenen (ancak bunlarla asla yetinemeyen) kapitalist vampir gözünü psikiyatriye dikmiş durumdadır. Çünkü bu alanda nesnel gerçekliklere gerek yoktur; felsefi kanaatlerinizi hastalık olarak pazarlamak son derece mümkündür. Bunun yolu da çok kolaydır:
02.08.2012
 1 


Garip İşler
 


Hava Durumu
Anlık
Yarın
36° 37° 21°
Anket
Görüşünüzü Paylaşın
Başka Dile Çevir
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam24
Toplam Ziyaret87633
"İnsanlara Faydası Olmayanı Ölülerden Sayın Gitsin" (Hz. Ali)


GÜNLÜK İLETİLER


 

BU SİTE NE YAPAR   

Bu site mevcut psikiyatri, psikoloji, psikiyatrik tanı, psikiyatrik ve psikolojik tedavi, terapi, ruhsal hastalık, ruhsal hasta vb. olgulara farklı açılardan yaklaşır, son derece radikal eleştiriler getirir! 

Bu site hasta eden ruhsal hastalık algısıyla ve ruhsal yardım statükosunun muhtelif açmazlarıyla (yalanlarıyla, yapısal yanlışlarıyla, suistimalleriyle ve sömürüleriyle vs.) korkusuzca mücadele eder!

Yine bu site, "Kişi için gerçek; algıladığıdır" gerçeğinden ve, "Sadece balık değil; akvaryumun suyu da önemlidir" ilkesinden hareketle bireysel, toplumsal ve yapısal nitelikli her türlü algı bozukluklarıyla mücadele eder; sağlıklı algılar inşa etmeye çalışır! Çünkü algı düzelirse herşey düzelir! İçeriğinde bunu sağlamak için gerekli olan yöntem, bilgi, örnek, argüman, kaynak, delil vb. tüm materyaller mevcuttur!

Bu site, "Sorun; sorunlarda değil! Sorun; sorun algımızda" sloganıyla "psikolojik" diye tabir edilen sorunlara yeni bakış açıları getirir; alternatif çözüm yolları sunar! 

Bu site statüko gibi, "Sizi yağmur ıslatıyor" demez! Sizi şemsiye kullanmamanın ıslattığını iddia eder! Akıl hastalıkları hariç tüm ruhsal sorunların hastalık değil; bir algı ve inanç sorunu olduğunu, bu algıyı ve inancı mevcut statükonun kurduğunu, çözüm için bu hastalık algısının ve inancının değişmesi gerektiğini savunur! Bu sebeple, "Çözüm; algı eğitiminde... Çare; ikna terapisinde" der! İçeriğindeki yazı, bilgi ve dökümanlarla gerekli olan yaklaşımı kazandırmayı amaçlar!

Sorumluluk sahasındaki önemli sıkıntıları / çarpıklıkları belli aralıklarla gündeme taşıyarak unutturmamaya çalışan; yine mesleki sınırlar içindeki kirli bilgileri ayıklamaya, yanlış mesajlar içermesi dolayısıyla yanlış sonuçlar doğurmaya namzet olan söz, cümle, yazı ve önerileri havada yakalamaya, anında bilimsel temelli rasyonel cevaplar vererek etkisiz kılmaya çalışan bu site cesur dili, özgün içeriği ve alternatif bakış açısıyla alanında (ülkemizde) öncü bir misyon üstlenmiştir!

Özetle bu site ışıltılı ruhsal yardım postu altında sergilenen her türlü yalan, dolan ve sömürü başta olmak üzere bireysel ve toplumsal hayatımızı etkileyen hemen her türlü algı oyununa karşı ilmi nitelikli fikri savaş yürütür! 

Bir hazine kadar değerli olan içeriğiyle pek çok konuda bakış açınızı değiştirecek, size yepyeni pencereler açacak olan bu sıradışı siteyi takip etmeye devam edin!

TANINMIŞ TIP OTORİTESİ KARDİYOLOG DOÇ. DR. KEMAL YEŞİLÇİMEN DİYOR Kİ

"...Araştırmalar için harcanan milyarlarca doların geri dönüşü nasıl olacak? Etik ve hukuk kurallarının ihlali nedeniyle açılan mahkemeleri ve kesinleşmiş milyarlarca dolarlık cezaları unutmayalım. Demek ki gözünü açmayanın cebini boşalttıkları gibi, sağlığı ve canıyla da oynuyorlarmış. Peki gözümüzü kim açacak? Devletlerin ve bilim dünyasının bile uyutulduğu bir dünyada, kimseden korkmadan gerçekleri söyleyen, gözümüzü açan, cesur, sıra dışı insanlara ihtiyacımız var. Onlar olmasa halimiz harap!

...Bilim özgür düşünceden doğar. Bu yüzden taassup, daima özgür düşünceyi engeller. Mevcut doğruları inkar etmeseydik, bugün yeni bilgilere sahip olamaz, hala taş devrinde hem de cilalı değil, yontma taş devrinde yaşardık.

Çünkü cilayı da farklı düşünen, statükoya yani mevcut bilgi ve yapıya karşı çıkan insanlar buldu. Özgürlüğe karşı çıkanlar, toplumu korkuyla ve ahkamla susturanlar, imtiyaz ve kariyer sahipleridir. Bilimsel bilgiler kutsal metinler değildir, onlar da mevcut bilgiye karşı çıkanlar sayesinde değişecektir. Özgür düşünceyi yok etmenin en kibar yolu ‘herkes kendi sahasında konuşsun’ demekle başlar. Böylece farklı fikirlerin doğuşunu en aza indirgersiniz."                                    

BİR OKUYUCU GÖZÜYLE

"Saygıdeğer İzzet hocam, birkaç hafta önce Ahmet Rasim Küçükusta hoca’nın sitesinde yazınızı okuduktan sonra sizden ve sitenizden haberim oldu. Mevcut yazılarınızı ve kitabınızı beğeniyle okudum. Özellikle psikoloji, psikiyatri ve tıp sektörüyle ilgili düşüncelerinizi içeriden biri olarak çok değerli buluyorum. Ezber bozucu tahlillerinizin zihin yapımızı, düşüncelerimizi tamir açısından anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu yolda Allah size ufuk açıklığı, kolaylıklar ve ‘hayırlı uzun ömürler’ versin! (Uz. Dr. Hüdaverdi KARADEMİR)

BİLİNÇLİ TOPLUM PROGRAMI  

                   
PSİKİYATRİ VE İLAÇLAR HAKKINDA