• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/1551421931768073/
  • https://twitter.com/pskizzetgullu
Metin MÜNİR



Site Haritası
Anket
Görüşünüzü Paylaşın


"Önce insan ol. 
Sonra ne 
olursan ol"

İzzet Güllü

ANASAYFA




Hatalı algı, hatalı koşullanmalar, bazı yaşam olayları vs bir duygu, bir düşünce ortaya çıkarırsa adı hastalık. Daha beterlerini, aşağıdaki gibi gerçek semptomları ilaç ortaya çıkarırsa adı yan etki yani cici etki. Yerseniz! Aşağıda antidepresan ilaçların bazı yan etkilerine örnekler veriliyor. İnsani bir duygudan, son derece normal bir düşünceden kurtulmak için bunları göze almaya/satın almaya psikiyatrik tedavi diyorlar. Yerseniz!
10.06.2018
Önce tamamı bir duygu türü olan sıkıntıya, üzüntüye, kaygıya, korkuya vs bir ölçü koydu. Bir şeyin şiddeti artınca niteliği değişmezdi oysa. Grip hafifken de şiddetliyken de griptir ama o azını duygu, çoğunu hastalık ilan etti. Çünkü hastalık imal etmeliydi, buna ihtiyacı vardı. Yola bu amaçla çıkmıştı. İlaç için hastalığa, hastalık için bir hekimlik dalına ihtiyaç vardı. Sadece duygulara mı? Düşüncelere de ölçü getirdi! Hatta davranışlara da! Onları da normal anormal davranış, olumlu olumsuz düşünce diye kategorize etti. Hem de kolayca. O tanımlayarak, ölçü koyarak, kategorize ederek hastalık üretir. Onun sorun, hastalık üretirken ki metodu bilim değildir, kanaattir. Hem de öyle bilimsel bir kanaat de değil, tamamen bozuk bir felsefi kanaat! İlaç lobilerinin dizi dibinde oluşan bir kanaattir bu. Bu yüzdendir ki hastalık ölçüleri sürekli değişir.
10.06.2018
Bir otogalerinin parkına arabamı bıraktım. Ertesi gün geldim ne göreyim. Bakıyorum ediyorum arabam yok. Öğrendim ki adam yanlışlıkla benim arabayı satmış. Pişkin pişkin gülümseyerek parasını ödüycez, geri alamayız, müşteri Hatay'da, o da hurdaya vermiş diyor. Yahu 2005 model araba, modeli yeni sayılmaz tamam da daha 78.000 km'de olan tertemiz bi araba hurdaya mı gider diyorum, alaycı bir şekilde gülümseyerek yapacak bişey yok diyor. Ara belki daha vermemiştir diyorum. Gizli saklı bir köşede telefonla arayıp gelerek yok, gitmiş diyor. Ve işim var diyerek çıkıp gidiyor. Daha fazla bişey desem silah falan kullanır diyorum. Kendi dükkanı, haklı olur. Bu haklılık fikri onu cesaretli kılabilir. Bunu düşünüyorum. Aklıma ilk gelen yarın molotof hazırlayıp adamı çalışırken dükkanıyla beraber ateşe vermek. Öyle kötü oldum ki. Az önce uyanınca fark ettim. Allah'tan rüyaymış. Hala etkisi sürüyor. :) Cidden aynen bu rüyayı gördüm az önce.
10.06.2018
Bir yandan demokrasi salası, demokrasi şehitliği diyenler! Demokrasi mitingleri ile sabah akşam sokağa koşanlar! Özetle demokrasiyi bir nimet sayanlar, mübarek bir sistem olarak tanımlayanlar! Diğer yandan demokrasi şeytani bir sistemdir diyenler, hemen her sorundan onu sorumlu tutanlar, demokrasi deyince tüyleri adeta diken diken olanlar! Son günlerin en konuşulan, en gözde, en itibarlı olgusu olan demokrasi hakkında halkta mevcut olan lakin pek de dışarıya yansıtılamayan kafa karışıklığını gidermek gerekiyor. Demokrasi sahiden nedir? İyi bir şey midir yoksa kötü, haram, kefere işi bir şey mi? Bir taraf iyi diyor bir taraf kötü! İyiyse neden iyi, kötüyse niçin kötü? Bunun üzerinde duran hiç yok! Bu konudaki mücadele horoz dövüşü gibi, körler dövüşü şeklinde sürüp gidiyor!
07.08.2016
Dinsel yaklaşımı bilime referans vermek için yahut çok dindar birisi olduğum için bahsediyor değilim! Başka açılardan da bakalım, dolayısı ile başka boyutları da görelim istiyorum! MESELA ALLAH NE ÖNERİYOR “Ben kederimi ve hüznümü sadece Allah'a arz ederim (şikâyet ederim)..." (Yusuf / 86) STATÜKO NE BUYURUYOR Hüznünü ve kederini sadece bize arz et, çünkü onlar hastalık! Adı da var bak: Depresyon. Bu uzmanlık işidir" MEVLANA NE DEMİŞ PEKİ "Gönülde şimdi gam var! Ey neşe, şimdi gelme! Misafir Üstüne Misafir Olmaz!" STATÜKONUN YAKLAŞIMI NE "Ey vatandaş! Ruhunda hüzün değil, depresyon var! Az ise hafif seyreden, ağırsa majordur… Depresyonum falan yok deme, sen bilemezsin bunu, biz biliriz! Muhtemelen maskelidir seninki!
01.11.2013
Resmi nasıl görüyorsunuz? Aslında yatay çizgiler düz ama siz eğik görüyorsunuz! Dolayısı ile burada göz değil; algı sorunu var! İnsanoğlu sadece gözü bozuk olduğu zaman değil; algısal sebeplerden dolayı da sorunlu algılayabiliyor demek ki. Mevcut ruhsal yardım statükosu işte tamamı bu kabil olan ruhi durumlar için faturayı algıya değil; göze çıkarır. Bu bağlamda: Sıkıntıya semptom derseniz önce adı anksiyete olur. Ardından da, "Demek ki hastaymışım" diye düşünmeye başlayacakları için insanlar hasta olurlar. Biri olunca diğerinin olması gayet doğaldır; çünkü bu eşyanın tabiatı gereğidir. Bir de, “Çok tehlikeli, literatürde var” vs. dediniz mi insanlar sadece hasta olmuş olmakla kalmazlar; akın akın kliniklere doğru koşmaya da başlarlar. Can havliyle buralara koşanlar ise dertlerden nemalanan bu kliniklerin gedikli müdavimidir artık! Böylece git gel Konya altı saat süreci başlamış olur! Bu garabetin tıp dilindeki adı ruhsal tedavidir!
06.09.2013
Yıllardır içindeyim. Her şeyini artık çok iyi tanıyorum. Adeta hekimliğin bu branşının genlerini çözmüş durumdayım. Kişisel bir husumetim olduğundan değil, işte şahit olduğum bu acı gerçekler yüzünden mevcut psikiyatriye asla saygı duymuyorum! Acele etmeyin, aşağıda yazdıklarımı okuyun, siz de kendi kararınızı kendiniz verin. Okuyun ve sizin şu ana kadar olan saygınızın sadece bir hüsnü zandan ibaret olduğunu görün! Çünkü: 1. Psikiyatri kağıt üzerinde olmasa bile uygulamada inkarcıdır. Kitaplardaki bilimsel gerçeği bile bile, vahim ve trajik sonuçlarına rağmen yıllardır yok sayar.
23.07.2013
 1 


Enteresan İşler
 

Sorunlar uzman sayısı ile paralel artıyor! Hastane sayısı çoğalıyor ancak hasta sayısı azalmıyor!

Arama Motoru

Web'te Türkçe

Makale Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com

ÇEVİRMEN
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam116
Toplam Ziyaret370892


"İnsanlara Faydası Olmayanı Ölülerden Sayın Gitsin" (Hz. Ali)


 

 
BU SİTE NE YAPAR   

Psikolog/Yazar İzzet GÜLLÜ tarafından kurulan ve işletilen bu site mevcut psikiyatri, psikoloji, psikiyatrik tanı, psikiyatrik ve psikolojik tedavi, terapi, ruhsal hastalık, ruhsal hasta vb. olgulara farklı açılardan yaklaşır; son derece keskin eleştiriler getirir! 

Bu site hasta eden ruhsal hastalık algısıyla ve ruhsal yardım statükosunun muhtelif açmazlarıyla (yalanlarıyla, yapısal yanlışlarıyla, suistimalleriyle ve sömürüleriyle vs.) korkusuzca mücadele eder!

Yine bu site, "Kişi için gerçek; algıladığıdır" gerçeğinden ve, "Sadece balık değil; akvaryumun suyu da önemlidir" ilkesinden hareketle bireysel, toplumsal ve yapısal nitelikli tüm algı bozukluklarıyla mücadele yürütür; insanı ilgilendiren hemen her alanda sağlıklı algılar inşa etmeye çalışır! Çünkü algı düzelirse herşey düzelir! İçeriğinde bunu sağlamak için gerekli olan yöntem, bilgi, örnek, argüman, kaynak, delil gibi tüm ilmi ve fikri materyaller mevcuttur!

Bu site, "Sorun; sorunlarda değil! Sorun; sorun algımızda" sloganıyla "psikolojik" diye tabir edilen sorunlara yeni bakış açıları getirir; alternatif çözüm yolları sunar! 

Bu site statüko gibi, "Sizi yağmur ıslatıyor" demez! Sizi şemsiye kullanmamanın ıslattığını iddia eder! Akıl hastalıkları hariç tüm ruhsal sorunların hastalık değil; bir algı ve inanç sorunu olduğunu, bu algıyı ve inancı mevcut statükonun kurduğunu, çözüm için bu hastalık algısının ve inancının değişmesi gerektiğini savunur! Bu sebeple, "Çözüm; algı eğitiminde... Çare; ikna terapisinde" der! İçeriğindeki muhtelif ileti, video, bilgi ve dökümanlarla gerekli olan bu yaklaşımı kazandırmanın gayretini verir!

Ayrıca bu site sorumluluk sahasındaki önemli sıkıntıları, çarpıklıkları ve suistimalleri belli aralıklarla gündeme taşıyarak unutturmamaya, toplumsal bir bilinç inşa etmeye çalışır! Mesleki sınırlar içindeki kirli bilgileri ayıklamaya, yanlış mesajlar içermesi dolayısıyla yanlış sonuçlar doğurmaya namzet olan söz, cümle, yazı, demeç, bilgi ve önerileri havada yakalamaya, bunlara anında bilimsel temelli rasyonel cevaplar vererek belleklerde etkisiz kılmaya çalışır!

Bu site sağlık vb sektörlerin orantısız gücü/etkisi karşısında halkın safında yer tutar; yaptığı eleştiri ve açıklamalarla kitleleri uyarmaya, büyük ölçüde tek taraflı olarak sunulan bilgi ve mesajların öteki yüzünü ortaya koymaya, böylece toplumun bilgisini ve farkındalığını artırmaya çalışır. Bu anlamda, aynı zamanda koruyucu ve eğitici/geliştirici nitelikli bir toplum ruh sağlığı hizmeti yürütür.

Velhasıl bu site (KİFSAMER) bilgi, algı ve kavramlar üzerinden işleyen psiko/sosyal nitelikli tüm kötülüklerle ilmi ve fikri olarak mücadele eder!

Bu site cesur dili, özgün içeriği ve alternatif bakış açısıyla alanında (ülkemizde) öncü bir misyon üstlenmiştir!

Son olarak bu site son dönemde "Geleneksel Din - Kur'andaki Din" ayrımı konusunu da kapsamına almış, bu önemli mevzuda size yeni kapılar açabilecek geniş bir muhtevaya sahiptir. Bilindiği üzere din olgusu insan ve toplum psikolojisiyle direkt ilgili bir mevzudur.
Bir hazine kadar değerli olan içeriğiyle pek çok konuda bakış açınızı değiştirecek, size yepyeni ufuklar / pencereler açabilecek olan bu siteyi takip etmeye devam edin!

TANINMIŞ TIP OTORİTESİ KARDİYOLOG DOÇ. DR. KEMAL YEŞİLÇİMEN DİYOR Kİ

"...Araştırmalar için harcanan milyarlarca doların geri dönüşü nasıl olacak? Etik ve hukuk kurallarının ihlali nedeniyle açılan mahkemeleri ve kesinleşmiş milyarlarca dolarlık cezaları unutmayalım. Demek ki gözünü açmayanın cebini boşalttıkları gibi, sağlığı ve canıyla da oynuyorlarmış. Peki gözümüzü kim açacak? Devletlerin ve bilim dünyasının bile uyutulduğu bir dünyada, kimseden korkmadan gerçekleri söyleyen, gözümüzü açan, cesur, sıra dışı insanlara ihtiyacımız var. Onlar olmasa halimiz harap!
...Bilim özgür düşünceden doğar. Bu yüzden taassup, daima özgür düşünceyi engeller. Mevcut doğruları inkar etmeseydik, bugün yeni bilgilere sahip olamaz, hala taş devrinde hem de cilalı değil, yontma taş devrinde yaşardık.
Çünkü cilayı da farklı düşünen, statükoya yani mevcut bilgi ve yapıya karşı çıkan insanlar buldu. Özgürlüğe karşı çıkanlar, toplumu korkuyla ve ahkamla susturanlar, imtiyaz ve kariyer sahipleridir. Bilimsel bilgiler kutsal metinler değildir, onlar da mevcut bilgiye karşı çıkanlar sayesinde değişecektir. Özgür düşünceyi yok etmenin en kibar yolu ‘herkes kendi sahasında konuşsun’ demekle başlar. Böylece farklı fikirlerin doğuşunu en aza indirgersiniz."                  
                 
BİR OKUYUCU GÖZÜYLE

"Saygıdeğer İzzet hocam, birkaç hafta önce Ahmet Rasim Küçükusta hoca’nın sitesinde yazınızı okuduktan sonra sizden ve sitenizden haberim oldu. Mevcut yazılarınızı ve kitabınızı beğeniyle okudum. Özellikle psikoloji, psikiyatri ve tıp sektörüyle ilgili düşüncelerinizi içeriden biri olarak çok değerli buluyorum. Ezber bozucu tahlillerinizin zihin yapımızı, düşüncelerimizi tamir açısından anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu yolda Allah size ufuk açıklığı, kolaylıklar ve ‘hayırlı uzun ömürler’ versin! (Uz. Dr. Hüdaverdi KARADEMİR)

AFFETMİYORUM

Yıllarca tereyağı değil margarin yiyin diyerek yeminine ihanet eden doktorları ve bu yalana seyirci kalanları,

Yumurta zararlı diyenleri, kolesterol yalanıyla bizleri senelerce maddi ve manevi açıdan sömürenleri,

Bugün gripte işe yaramıyor dedikleri antibiyotikleri yıllarca grip için adeta olmazsa olmaz görenleri, bu ilacı griple neredeyse özdeş algılanır hale getirenleri, gereksiz kullanılan ilaçla karaciğerimizi yoranları, savunma sistemimizi zaafa uğratanları, çoluk çocuğun, öksüz ve yetimin hakkının bütçeden buralara akmasına yol açanları,

Her birisi ayrı bir gıda ürünü yahut diş macunu vs reklamında oynayanları, ücret aldıkları ürünü en sağlıklısı bu diye sunanları,

Sahte bal reklamlarına yıllardır izin verenleri, bunları İslami denilen kanallarda yayınlayarak toplumun dini duygularını suistimal edenleri, böylece bünyelere ektikleri gıda zehriyle geleceğin hasta potansiyelini yaratanları,

Komşunun küçük oğlu kızının azıcık saçını çekse ailesinin hemen kapısına dikilen ancak çocuklarının bu şekilde sağlığı, geleceği çalınırken sesini dahi çıkarmayan şu garip zamanın bir garip modern ebeveynlerini,

Tüm bunlara bir kez olsun ağzını açmayan, "Biz seni fakir bulup da zengin etmedik mi" açık ayetine rağmen eşi zengin bir tüccar olan peygamber için çok fakirdi, çoğu gün hasırın üzerinde uyurdu rivayetlerini vs. tercih eden din adamlarını,

Sarı kantaron da serotonin yükseltirken bir kez olsun onu önermeyenleri, terapi vb alternatif metotları yok sayarak küçük - büyük her şikayete, hastalık olan olmayan her soruna sadece ilaç yazanları, buna sesini çıkarmayanları, bunları görmezden gelenleri,

Gereksiz tahlillerle vs kendi devletini sanki Yunan devleti gibi görerek acımasızca soyanları,

Daha böyle nice zulme gerek imza atanları gerekse seyirci kalanları asla;

AFFETMİYORUM!

Onları bu dünyada elimden geldiğince deşifre etmeye / unutturmamaya devam edecek, ahirette de hakkımı asla helal etmeyeceğim!

İzzet GÜLLÜ
Psikolog