• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/1551421931768073/
  • https://twitter.com/pskigll
Metin MÜNİR



Site Haritası
Anket
Görüşünüzü Paylaşın
Önerilen Videolar

ANASAYFA




Eşini yapışık ikiz zannediyor, nefesi sürekli ensesinde dolaşıyor, onu bunaltıyor! Onun bir birey olduğunu, kendisine ait özel zaman dilimleri olabileceğini bilmiyor, biliyorsa bile görmezden geliyor! Karı koca olmayı her şeyi birlikte yapmak zannediyor! Evliliği o kadar yüceltiyor ki bu kuruma sahip olunca şaşırıyor, ne oldum delisi oluyor, taşıyamıyor bunu! Hiçbir şey yapmıyor, iyi bir eş çıksın ve beni mutlu etsin kolaycılığına sahip! Bu olmayınca eşini suçlamaya başlıyor! Çok dırdırcı! Kafa ütülemede üzerine yok! Israr hastalığı! Of! Bunun kadar kafa kemirici bir hata var mıdır acaba şu hayatta? Bu eşleri eritiyor, tüketiyor, mahvediyor! Hele hele çocukları! Bir de belki bin kere söylediği şeyleri her seferinde ilk defa söylüyormuş gibi yapması, artık gına getiren şeyleri dahi çok orijinal şeylermiş gibi bir havada söylemesi yok mu! Bunu söylemeliyim: Sadece kadınlarımıza değil, bizim çocuklarımıza ve erkeklerimize de çok yazık!
12.08.2016
Korunan Kur’an orada, burada, evimizde, iş yerimizde, velhasıl her yerde! İlk indiği anki gibi duruyor! Tek bir harfi dahi değişmeden! Bunu Hz. Osman dönemine ait el yazması Kur’an vs de doğruluyor! Bir yanımızda duran mühim bir gerçek bu! Öte yanımızda duran diğer gerçek ise şu: Malum, ümmetin din konusunda asırlardan beri gelen ve bir türlü bitip tükenmeyen ihtilafları, kavgaları, hayal kırıklıkları var! Veli denenlerin deli, İdris denen nice kişinin İblis, alim denilen pek çok kişinin de zalim çıkabilmesi gibi acı gerçeklerle karşılaşmak artık günlük hayatımızın rutinleri arasına girmiş durumda! Artık öyle ki bunlara şaşıramaz hale gelmiş durumdayız! Lakin bunlara, bu kişi ve kesimlere karşı öyle koşulsuz bir itimat oluşturmuşuz ki zaman zaman Allah’ın varlığından bile şüphe edebiliyoruz da bunlardan edemiyoruz! Hele saçı, sakalı, sarığı ve cübbesi varsa gözü kapalı teslim oluyoruz!
10.08.2016
Bir yandan demokrasi salası, demokrasi şehitliği diyenler! Demokrasi mitingleri ile sabah akşam sokağa koşanlar! Özetle demokrasiyi bir nimet sayanlar, mübarek bir sistem olarak tanımlayanlar! Diğer yandan demokrasi şeytani bir sistemdir diyenler, hemen her sorundan onu sorumlu tutanlar, demokrasi deyince tüyleri adeta diken diken olanlar! Son günlerin en konuşulan, en gözde, en itibarlı olgusu olan demokrasi hakkında halkta mevcut olan lakin pek de dışarıya yansıtılamayan kafa karışıklığını gidermek gerekiyor. Demokrasi sahiden nedir? İyi bir şey midir yoksa kötü, haram, kefere işi bir şey mi? Bir taraf iyi diyor bir taraf kötü! İyiyse neden iyi, kötüyse niçin kötü? Bunun üzerinde duran hiç yok! Bu konudaki mücadele horoz dövüşü gibi, körler dövüşü şeklinde sürüp gidiyor!
07.08.2016
Cemaat ve tarikatlar açıkça haramdır! Bir: Dinde gruplara/fırkalara ayrılmak yasaklanmıştır! Bu sebeple! İki: Bu yapılar üst bir otoriteye itaati esas aldığı, böylece Allah'ın en çok istediği şeyler olan sorgulama ve akletmeyi yok ettiği, kulu kula kul haline getirdiği için! Lakin bu gerçeğe rağmen din adına, Allah adına konuştuğunu söyleyen hiçbir kimse çıkıp da bunu halka söylemez! Kaçak dövüşürler, istemem ama yan cebime koy tarzında hareket ederler, başlarını hep kuma gömerler! Bu yapılar gavs, kutup, şeyh, veli, mübarek, zat, hazret gibi Kur'anda asla olmayan, sonradan icat edilmiş, birilerini kul ile Allah arasında özel bir mertebeye konumlandırma (kişileri kutsama, yüceltme) sonucunu kaçınılmaz kılan bazı imtiyazlı unvanlarla dini liderlere gözü kapalı teslim olan, tek bir komutla sorgusuzca harekete geçen robotlaşmış kitleler yaratır!
05.08.2016
Geleneksel kaynakları esas alan paralel din zemininde dindarlaşan insanların çoğu bir süre sonra demokrasiyle, bu idareyle yönetilen sistemle/devletle, günahların önünü açıyor şeklindeki hatalı bir dini algılama biçimi nedeniyle de özgürlüklerle sorunlu hale geliyor! Neticede insanlar demokrasiyle ve onun olmazsa olmazı olan özgürlük vb değerler ile kendilerine yıllar boyu din diye öğretilen bazı inanç ve kabulleri arasında sıkışıp kalıyorlar! Ne çocukluktan beri yaşayarak içselleştirdikleri ve bilerek veya bilmeyerek bir yaşam felsefeleri haline getirdikleri demokrasiden ve nimetlerinden vazgeçebiliyorlar ne de bu değerleri dinen yanlış gibi sunan fikir ve akımlara karşı açıkça bir tavır alabiliyorlar! İki arada bir derede yaşayıp gidiyorlar!
04.08.2016
Yıllardır içindeyim. Her şeyini artık çok iyi tanıyorum. Adeta hekimliğin bu branşının genlerini çözmüş durumdayım. Kişisel bir husumetim olduğundan değil, işte şahit olduğum bu acı gerçekler yüzünden mevcut psikiyatriye asla saygı duymuyorum! Acele etmeyin, aşağıda yazdıklarımı okuyun, siz de kendi kararınızı kendiniz verin. Okuyun ve sizin şu ana kadar olan saygınızın sadece bir hüsnü zandan ibaret olduğunu görün! Çünkü: 1. Psikiyatri kağıt üzerinde olmasa bile uygulamada inkarcıdır. Kitaplardaki bilimsel gerçeği bile bile, vahim ve trajik sonuçlarına rağmen yıllardır yok sayar.
23.07.2013
Yanlış yoldaki her adım velev ki doğru dahi olsa bizi ancak gideceğimiz yerin zıddına götürür. Adımlarımızın hızı arttıkça gideceğimiz yere yaklaşmayız; bilakis oradan daha da uzaklaşmış oluruz. Günümüzün modern psikiyatrik yardım anlayışı yanlış yolda gidiyor. Haliyle yürüme hızını falan artırmakla kişileri daha çabuk hedefe götüreceğini vaat ediyor. Ancak yanlış yolda adımların hızlanması vs. bizim sadece ve sadece gideceğimiz yere olan uzaklığımızı artırıyor. “Modern psikiyatri bizi tedavi etmiyor; bilakis hasta ediyor.” Bu tespitim çok ciddi bir isnat! Laf olsun diye söylemiyorum bunu; ağzımdan çıkanı kulağım duyarak iddia ediyorum. Sadece kuru kuru iddia da etmiyorum; bunu farklı yazılarımda değişik açılardan ispat da ediyorum.
16.11.2012
Dinsel yaklaşımı bilime referans vermek için yahut çok dindar birisi olduğum için bahsediyor değilim! Başka açılardan da bakalım, dolayısı ile başka boyutları da görelim istiyorum! MESELA ALLAH NE ÖNERİYOR “Ben kederimi ve hüznümü sadece Allah'a arz ederim (şikâyet ederim)..." (Yusuf / 86) STATÜKO NE BUYURUYOR Hüznünü ve kederini sadece bize arz et, çünkü onlar hastalık! Adı da var bak: Depresyon. Bu uzmanlık işidir" MEVLANA NE DEMİŞ PEKİ "Gönülde şimdi gam var! Ey neşe, şimdi gelme! Misafir Üstüne Misafir Olmaz!" STATÜKONUN YAKLAŞIMI NE "Ey vatandaş! Ruhunda hüzün değil, depresyon var! Az ise hafif seyreden, ağırsa majordur… Depresyonum falan yok deme, sen bilemezsin bunu, biz biliriz! Muhtemelen maskelidir seninki!
01.11.2013
 1 


Enteresan İşler
 

Sorunlar uzman sayısı ile paralel artıyor! Hastane sayısı çoğalıyor ancak hasta sayısı azalmıyor!

Tweetırda Takip Et
Makale Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com

ÇEVİRMEN
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam130
Toplam Ziyaret236936

"İnsanlara Faydası Olmayanı Ölülerden Sayın Gitsin" (Hz. Ali)


 


 
BU SİTE NE YAPAR   

Bu site mevcut psikiyatri, psikoloji, psikiyatrik tanı, psikiyatrik ve psikolojik tedavi, terapi, ruhsal hastalık, ruhsal hasta vb. olgulara farklı açılardan yaklaşır; son derece keskin eleştiriler getirir! 

Bu site hasta eden ruhsal hastalık algısıyla ve ruhsal yardım statükosunun muhtelif açmazlarıyla (yalanlarıyla, yapısal yanlışlarıyla, suistimalleriyle ve sömürüleriyle vs.) korkusuzca mücadele eder!

Yine bu site, "Kişi için gerçek; algıladığıdır" gerçeğinden ve, "Sadece balık değil; akvaryumun suyu da önemlidir" ilkesinden hareketle bireysel, toplumsal ve yapısal nitelikli tüm algı bozukluklarıyla mücadele yürütür; insanı ilgilendiren hemen her alanda sağlıklı algılar inşa etmeye çalışır! Çünkü algı düzelirse herşey düzelir! İçeriğinde bunu sağlamak için gerekli olan yöntem, bilgi, örnek, argüman, kaynak, delil gibi tüm ilmi ve fikri materyaller mevcuttur!

Bu site, "Sorun; sorunlarda değil! Sorun; sorun algımızda" sloganıyla "psikolojik" diye tabir edilen sorunlara yeni bakış açıları getirir; alternatif çözüm yolları sunar! 

Bu site statüko gibi, "Sizi yağmur ıslatıyor" demez! Sizi şemsiye kullanmamanın ıslattığını iddia eder! Akıl hastalıkları hariç tüm ruhsal sorunların hastalık değil; bir algı ve inanç sorunu olduğunu, bu algıyı ve inancı mevcut statükonun kurduğunu, çözüm için bu hastalık algısının ve inancının değişmesi gerektiğini savunur! Bu sebeple, "Çözüm; algı eğitiminde... Çare; ikna terapisinde" der! İçeriğindeki muhtelif ileti, video, bilgi ve dökümanlarla gerekli olan bu yaklaşımı kazandırmanın gayretini verir!

Ayrıca bu site sorumluluk sahasındaki önemli sıkıntıları, çarpıklıkları ve suistimalleri belli aralıklarla gündeme taşıyarak unutturmamaya çalışır! Mesleki sınırlar içindeki kirli bilgileri ayıklamaya, yanlış mesajlar içermesi dolayısıyla yanlış sonuçlar doğurmaya namzet olan söz, cümle, yazı, bilgi ve önerileri havada yakalamaya, bunlara anında bilimsel temelli rasyonel cevaplar vererek etkisiz kılmaya çalışır!

Velhasıl bu site (KİFSAMER) bilgi, algı ve kavramlar üzerinden işleyen psiko/sosyal nitelikli tüm kötülüklerle ilmi ve fikri olarak mücadele eder!

Bu site cesur dili, özgün içeriği ve alternatif bakış açısıyla alanında (ülkemizde) öncü bir misyon üstlenmiştir!

Son olarak bu site son dönemde "Geleneksel Din - Kur'andaki Din" ayrımı konusunu da kapsamına almış, bu önemli mevzuda size yeni kapılar açabilecek geniş bir muhtevaya sahiptir. Bilindiği üzere din olgusu insan psikolojisiyle direkt ilgili bir mevzudur.

Bir hazine kadar değerli olan içeriğiyle pek çok konuda bakış açınızı değiştirecek, size yepyeni ufuklar / pencereler açabilecek olan bu siteyi takip etmeye devam edin!

TANINMIŞ TIP OTORİTESİ KARDİYOLOG DOÇ. DR. KEMAL YEŞİLÇİMEN DİYOR Kİ

"...Araştırmalar için harcanan milyarlarca doların geri dönüşü nasıl olacak? Etik ve hukuk kurallarının ihlali nedeniyle açılan mahkemeleri ve kesinleşmiş milyarlarca dolarlık cezaları unutmayalım. Demek ki gözünü açmayanın cebini boşalttıkları gibi, sağlığı ve canıyla da oynuyorlarmış. Peki gözümüzü kim açacak? Devletlerin ve bilim dünyasının bile uyutulduğu bir dünyada, kimseden korkmadan gerçekleri söyleyen, gözümüzü açan, cesur, sıra dışı insanlara ihtiyacımız var. Onlar olmasa halimiz harap!

...Bilim özgür düşünceden doğar. Bu yüzden taassup, daima özgür düşünceyi engeller. Mevcut doğruları inkar etmeseydik, bugün yeni bilgilere sahip olamaz, hala taş devrinde hem de cilalı değil, yontma taş devrinde yaşardık.

Çünkü cilayı da farklı düşünen, statükoya yani mevcut bilgi ve yapıya karşı çıkan insanlar buldu. Özgürlüğe karşı çıkanlar, toplumu korkuyla ve ahkamla susturanlar, imtiyaz ve kariyer sahipleridir. Bilimsel bilgiler kutsal metinler değildir, onlar da mevcut bilgiye karşı çıkanlar sayesinde değişecektir. Özgür düşünceyi yok etmenin en kibar yolu ‘herkes kendi sahasında konuşsun’ demekle başlar. Böylece farklı fikirlerin doğuşunu en aza indirgersiniz."                                    

BİR OKUYUCU GÖZÜYLE

"Saygıdeğer İzzet hocam, birkaç hafta önce Ahmet Rasim Küçükusta hoca’nın sitesinde yazınızı okuduktan sonra sizden ve sitenizden haberim oldu. Mevcut yazılarınızı ve kitabınızı beğeniyle okudum. Özellikle psikoloji, psikiyatri ve tıp sektörüyle ilgili düşüncelerinizi içeriden biri olarak çok değerli buluyorum. Ezber bozucu tahlillerinizin zihin yapımızı, düşüncelerimizi tamir açısından anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu yolda Allah size ufuk açıklığı, kolaylıklar ve ‘hayırlı uzun ömürler’ versin! (Uz. Dr. Hüdaverdi KARADEMİR)

AFFETMİYORUM

Yıllarca tereyağı değil margarin yiyin diyerek yeminine ihanet eden doktorları ve bu yalana seyirci kalanları,

Yumurta zararlı diyenleri, kolesterol yalanıyla bizleri senelerce maddi ve manevi açıdan sömürenleri,

Bugün gripte işe yaramıyor dedikleri antibiyotikleri yıllarca grip için adeta olmazsa olmaz görenleri, bu ilacı griple neredeyse özdeş algılanır hale getirenleri, gereksiz kullanılan ilaçla karaciğerimizi yoranları, savunma sistemimizi zaafa uğratanları, çoluk çocuğun, öksüz ve yetimin hakkının bütçeden buralara akmasına yol açanları,

Her birisi ayrı bir gıda ürünü yahut diş macunu vs reklamında oynayanları, ücret aldıkları ürünü en sağlıklısı bu diye sunanları,

Sahte bal reklamlarına yıllardır izin verenleri, bunları İslami denilen kanallarda yayınlayarak toplumun dini duygularını suistimal edenleri, böylece bünyelere ektikleri gıda zehriyle geleceğin hasta potansiyelini yaratanları,

Komşunun küçük oğlu kızının azıcık saçını çekse ailesinin hemen kapısına dikilen ancak çocuklarının bu şekilde sağlığı, geleceği çalınırken sesini dahi çıkarmayan şu garip zamanın bir garip modern ebeveynlerini,

Tüm bunlara bir kez olsun ağzını açmayan, "Biz seni fakir bulup da zengin etmedik mi" açık ayetine rağmen eşi zengin bir tüccar olan peygamber için çok fakirdi, çoğu gün hasırın üzerinde uyurdu rivayetlerini vs. tercih eden din adamlarını,

Sarı kantaron da serotonin yükseltirken bir kez olsun onu önermeyenleri, terapi vb alternatif metotları yok sayarak küçük - büyük her şikayete, hastalık olan olmayan her soruna sadece ilaç yazanları, buna sesini çıkarmayanları, bunları görmezden gelenleri,

Gereksiz tahlillerle vs kendi devletini sanki Yunan devleti gibi görerek acımasızca soyanları,

Daha böyle nice zulme gerek imza atanları gerekse seyirci kalanları asla;

AFFETMİYORUM!

Onları bu dünyada elimden geldiğince deşifre etmeye / unutturmamaya devam edecek, ahirette de hakkımı asla helal etmeyeceğim!