SİTEYE GİRİŞ ( İNTRO ) SAYFASI
G Ü N Ü N  Y A Z I S I


 

Prof. Dr. Erol Göka İle Dobra Dobra
30/10/2012

Ülkemizin en saygın psikiyatrlarının başında gelen, asla mesleki kaygı ile hareket etmediğini yıllardır çok iyi bildiğim, bilim insanı nosyonuna sahip, dik duruşlu, mütevazi ve dobra kişiliği ile tanıdığımız kıymetli hocam Sayın Prof. Dr. Erol GÖKA ile yaptığımız şu kısa ancak faydalı görüşmeyi kendisinin de rızasını alarak buradan siz okuyucularla paylaşmak istiyorum.
 
İletişim selamlaşma ile başlıyor. Diyalogun alandaki sorunlarla ilgili olan asıl önemli kısmı şu şekilde gelişiyor:
İzzet GÜLLÜ: Kıymetli hocam, (psikiyatride) hastalık yok, sorun var diyorum ben... Sorun var denilmeli sadece. Hastalık başka bir şey.

Erol GÖKA: Bu bakışın piri Thomas Szasz güçlü bir teori geliştiremedi maalesef zaten modern psikiyatri de hastalık demiyor "bozukluk" diyor

İzzet GÜLLÜ: Evet. Doğru. Ama bozukluğa meslektaşlarınız (pratikte) hastalık muamelesi çekiyor. Öyle görüyor. Demek hastalık olmadığı kabul görüyor (camiada).

Erol GÖKA: Bozukluk anlam olarak soruna çok yakın zaten ama o zaman da şizofreni ile evlilik ve işyeri sorunları arasında ayrım yapamıyoruz

İzzet GÜLLÜ: Akıl hastalıklarına hastalık deniyor zaten. Diğerleri hariç olmalı: Hepsini aynı torbaya atmak gerekmemeli.

İzzet GÜLLÜ: Soruna sırf sorun diye hastalık denilince alakasız tedaviler gündeme geliyor. Alakasız yardım ise süreci besliyor.

İzzet GÜLLÜ: Malum ekonomik, sosyal, siyasal vb pek çok sorun türü vardır. Sorun olması onun hastalık sayılmasını gerektirmemeli.

Erol GÖKA: Dostum kötü psikiyatri tüm dünyanın derdi, biz de derdin dünyadan da çok büyük olduğuna katılıyorum

İzzet GÜLLÜ: Sevgili hocam, bugün hastaneye gidip de tanı ve ilaç almayan kimse yok gibi. İnanın durum tam bir cinayet boyutunda. İçindeyim.

Erol GÖKA: İlaç kullanımın suistimal boyutunda olduğu çok doğru, araştırmalar da bunu gösteriyor ama uygun kullanılan ilacın yararı açık

İzzet GÜLLÜ: Bir psikolog ilaç önerse yer yerinden oynar. Peki hatalı kullanımı hekim yapınca neden derin bir sessizlik hakim olur hocam!

İzzet GÜLLÜ: Ruh hekimlerinde hasta sayısı arttıkça alanın daha popüler hale geleceği gibi bir inanış hakim sanki. Çok hasta hedefleniyor adeta

İzzet GÜLLÜ: Ruhsal sorunlara biyopsikososyal modelle yaklaşım esas denilir,malum. Yıllardır salt biyo boyutlu yaklaşmak cinayet değil de nedir

Erol GÖKA: Haklısınız ama Psikiyatri, tıbbın kendi içinde eleştiriye izin veren ve "anti"sini barındıran tek dal yine de.

İzzet GÜLLÜ: Hocam bu psikiyatrinin bir lütfu değil ki. Aslında psikiyatrinin düşünmesi gerekmez mi, neden tıp içinde tek bizim anti'miz var diye! 

Erol GÖKA: Düzeltmek için elimizden geleni yapıyoruz inanın...

SONUÇ

Uzun zamandır psikiyatriyi eleştiren yazılar yazıyorum. Bu süreçte birçok kişi abarttığımı, aslında psikiyatri ile şahsi bir sorunumun olduğunu, gerçeğin anlattığım gibi olmadığını düşünmüş olabilir. Bu iletişim yanlış yolda olmadığımı, kıymetli psikiyatri hocamızın tespitlerinin de bu yönde olduğunu gösteriyor.

Kıymetli hocama hiçbir mesleki kapris gütmeyen tutumu ve açık sözlülüğü, en önemlisi de alandaki sorunlara yapıcı katkı sağlaması nedeniyle bu iletişimin yayınlanmasına izin vermesi nedeniyle tekrar teşekkür ediyor; her türlü mesleki sorunun hocamız gibi hocaların sayısının çoğalmasıyla ancak mümkün olduğunu hatırlatarak kendisinin ellerinden öpüyorum.

İzzet Güllü
Psikolog

 


>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
Anasayfaya Git