• https://www.instagram.com/pskizzetgullu
  • https://youtube.com/@psikologizzetgullu
Algı Tamircisi
www.izzetgullu.net
Bunca Çaba Senin Ahiretin İçin Mi
15/01/2023
Kimse kimsenin ahireti için bu kadar uğraşmaz. Eğri oturup doğru konuşalım. Birbirimizi kandırmayalım. Dilimizi eğip bükmeyelim, en azından şu Allah'ın dini işinde bari dostdoğru olalım. Derdimiz onun bunun cehennemde yanacak olması kaygısı filan değil; çoğalma, haklı olma, karşı ideolojiye veya telakkiye çaktırmadan bir gol daha atma tutkusu. Yani bu vb. şekillerde ilah edindiğimiz nefislerimizin habire beslenmesi. Kur'anda haberi verilen "nefisleri ilah edinme" meselesi bize anlatıldığı gibi haram ve günah işlemek değildir. Öyle olsaydı nefsini ilah edinmemiş tek bir kişi dahi bulunmazdı.

Bilinçaltı çoğu zaman kılık değiştirerek çıkar bilince. Mesela kıskançlık aşırı fedakarlık elbisesiyle dışa vurabilir. Aynı şekilde, dini hassasiyetten kaynaklanıyor sandığımız çoğu şey aslında başka zımni arayışların, başka derin kaygıların kılık değiştirmiş formlarıdır. Ömürlerinde bir kere bile aç mısın tok musun diye kapını çalmayacak meşrepte insanlar senin sırat köprüsünden hangi süratle geçeceğini mi dert etmişler? Vah vah! Gözlerim doldu. Sen de inandın buna, değil mi?


Gerçek manada ahirete iman eden insan sayısı aslında son derece azdır. Bu, tarih boyunca da hep böyle olmuştur. Hatta bu gerçeğin bir ifadesi olarak, anlatılan ve peygamberimize dayandırılan bir rivayete göre iman duygusu inkar duygusunu milim geçmişse, bugünkü dille söyleyecek olursak inanç - inançsızlık oranı yüzde 49'a yüzde 51 ise o oran yeterli görülmüştür. Aslında ne kadar gerçekçi bir bakış açısıdır bu. İnsanın şüpheci doğasını tanımanın alametidir.

"Onların çoğu zanna uyar" der, Kur'an. Zanna uymak kesin bilgi olmamasıdır, o konuda öyle olduğunu farzetmektir.  Zannettiğimiz durumlarda gerçek üzere olduğumuzu düşünmektir. Çoğumuz inandığımızı zannederek yaşayıp gidiyoruz. Zira çoğumuz  zanna uyuyoruz.
 
Yazımın giriş cümlesindeki iddiamın birinci temel delili Kur'andaki "Onların çoğu" diye geçen ayetlerdir. Zira bu ayetler bize çoğunluğun daima hak yolda olmayacağını söyler.

İddiamla ilgili diğer delillerim ise aklidir. Bunlardan birincisi şudur:
 
Bir insan komşusu açken tok bir mideyle sabaha kadar uyuyabiliyorsa o insanda gerçek manada bir ahiret inancı yoktur. Kendim de dahil, ben bu zihin ve ruh konforunu yakalayabilmiş hiç bir insanın gerçek anlamda ahiret tasası güttüğüne inanmıyorum. Gerçek bir iman insana taşınması çok güç bir sorumluluk bilinci verir. İmanın zahiri bir ölçüsü varsa eğer bence budur. Ağaç meyvesinden belli olur. Bu bilinci, bu sorumluluğu vermeyen bir iman aslında sadece görüntüde imandır. "Siz sadece inandık dediniz, iman etmediniz" mealindeki ayet de her inancın gerçek bir iman olmadığını işaret eder. Çoğu insan gerçekte inanmaz. Sadece aksini kendisine ve çevresine itiraf edebilecek cesareti yoktur.
 
Bir diğer delilim şu:
 
Çok mütedeyyin bildiğiniz birisine bir önceki makalemde bahsettiğim ayetlerden bir veya iki tanesini okuyun. Ne kadar ilgisiz ve umursamaz tepki vereceğini, hatta sunduğunuz ayetlerin tam tersini savunacağını, ancak bundan gram rahatsızlık duymayacağını, belki de size kızıp öfkeleneceğini göreceksiniz. Sırf hata etmişiz, yanılmışız dememe adına ne çok ayetin apaçık anlamını bile inatla yok sayabildiğine tanık olacaksınız... Oysa gerçek bir iman sahibinin bu tür durumlarda "Acaba" diyerek hop oturup hop kalkması gerekirdi. 
 
Üçüncü delilim de şu:
 
Gerçek manada iman eden bir insan denk geldiği ilk dini grupta/telakkide ömrünü bitirmez. Onun dışındaki dünyaya kendisini kapatmaz. Bu kadar rahat ve bu denli emin olmaz. Bir araba alırken bile elli ayrı galerici dolaşan, iki göz daire için dahi elli emlakçıya girip çıkan insanlar için şayet ahiret bir araba ve daire kadar önemli olsaydı bu konuda da aynen böyle yapmaları, girip çıkmadıkları yer bırakmamaları beklenirdi. Dinlemedikleri hoca, okumadıkları kitap, üzerinde aylarca düşünmedikleri meal kalmazdı. Zira işi şansa bırakmak istemez ve fellik fellik gerçeği ararlardı. Ya gerçek şuradaysa, ya gerçek buradaysa der, habire hakikatin peşinde koşturur dururlardı. Değerli bir şeyi, mesela kaybolan evladını arayan bir anne kuşkucu ve telaşlı olur. Her konuşana hemen inanmaz. Herkesin peşine takılıp hemen gitmez. Aramadık yer, bakmadık sokak, girmedik kapı bırakmaz. Tıpkı ömrü laboratuarda geçen, asla yetinmeyip halen aramaya/araştırmaya devam eden bir bilim adamı gibi olmaları icap ederdi. 
 
Tüm bu akli delillere ve ilgili Kur'an ayetlerine bakıldığı zaman makalenin girişindeki iddiamın aslında ne kadar da gerçekçi bir temele oturduğu görülür.
 
Zaten kalbini yarıp baktın mı ikazı ile "Kalplerde olanı ancak Allah bilir" ayeti de bu konunun göründüğü gibi olmadığının, zahiri ölçülerin yanıltıcı olduğunun bir başka ispatıdır.
 
Bu sebeple kimse ne kendisinden ne de gittiği yoldan o kadar emin olmamalıdır. İnanıyor mu zannediyoruz yoksa gerçekten  inanıyor muyuz? Zanna mı uyuyoruz yoksa hakikate mi tabiyiz? Bunu sadece kalplerde olanı bilebilen mutlak güç anlayabilir. Bunu ancak din gününün tek sahibi tarafından amel defterleri önümüze konulduğu zaman öğrenebileceğiz. O halde nedir bu, "Bak ben buldum, bir sen kaldın" havaları! Din işi inanç işidir. İnanç işinin doğası farklıdır. Bu yolda kim neye inanırsa o ona en doğru, hatta tek doğru olarak görünür. O halde bir yolun sana doğru olarak görünmesi o yolun doğru olduğu anlamına gelmez. Sadece sana öyle göründüğü anlamına gelir.

"Tartışıp durduklarınız konusunda hükmünü kıyamet günü O verecektir" demiyor mu, Kur'an! O halde bizler ahiret gününe kadar habire tartışıp duracağız. Zira insanoğlu çok cedelcidir. Burada bize düşen bu denli emin olmamaktır. Bu kadar gizli kibire ve enaniyete sahip olmamaktır. Arayışa, hak ve hakikat yolculuğuna aralıksız devam etmektir.
 
Günde 40 kere okuduğumuz Fatiha suresinde bile "Bizi sıratı müstakim üzre olanların yoluna ilhak eyle." dememizin istenmesi ne denli düşündürücüdür! Siz namaz kılıyorsunuz, zaten hak yoldasınız denmiyor, dikkat edin. Hak yolda olmayı dile, bunu iste, bulduk deme, arayışa devam et deniyor. Buldum diyenler kaybeder. Sadece aramaya devam edenler bulur.
 
Hakikat arayışı bisiklet sürmek gibidir. Pedalı çevirmeyi bıraktığınız anda sizi tepetaaklak yere çarpar. Ancak pedalı çevirmeye devam ederseniz gideceğiniz yere varabilirsiniz.
  
Hiç birimizin hakikati aramak gibi bir derdimizin olduğunu zannetmiyorum. Hepimiz aramadığımız hakikati önümüze ilk denk gelen yerde/grupta/ekolde çoktan bulmuşuz. Tek tasamız onu başkasına da aşılamak. Hem de nice gönüller yıkmak, nice canlara kıymak pahasına.

Aç mısın tok musun diye senin için kendini parçalamayan hiç bir kimsenin senin inancının hak veya batıl olduğu yönündeki çırpınışları seni aldatmasın. Zannetme ki gerçek tasası senin ebedi hayatın ve birgün cennete gidip gidemeyecek oluşun. Kimse kimsenin ebedi hayatı için yırtınmıyor. Bunca öfkeleri, hiddetleri, bağırıp çağırmaları, hatta aşağılamaları sanma ki sen bir gün cehennemde yanacaksın diye! Gizli kibir illetine tutulmuş çoğu insan. Senin, onun veya başkasının üzerinden ya dünyevi saltanat ya da ideolojik orgazm arayışında bir çoğu.
 
Ben bu kadar emin olma tutumunun derinliklerinde korkunç bir gizli kibir olduğunu düşünüyorum. Dünyada hak yolda olduğunu zanneden on binlerce dini ve ideolojik grup var ve hepsi de en doğru yolda olduklarından son derece eminler. Buna rağmen gittiğimiz yoldan, tutturduğumuz anlayıştan zerre şüphelenmiyoruz. Biz de inandık diye kendimizi kandırarak yuvarlanıp gidiyoruz.

Unutma: Senin inancın sadece senin din algın. Olgu ayrıdır, algı ayrıdır. Din olgudur. İnanç ise algıdır. Kendi din algını dinin kendisi zannetme. Her algı işi beşeri bir bilgi işleme sürecidir. Haliyle bir yığın hata, kusur, yanlış barındırabilir. Dinde hata, kusur, yanlış olur mu? Bu ayrımı bilmezsen kendi salak saçma din anlayışını ve onca çelişkilerle dolu bozuk telakkini iman ettim dediğin ve güya uğruna kendini adadığın dine fatura edersin. Sonra da müflis tüccar gibi iflas ederek bu yalan dünyadan onca veballe, ne umduk ne bulduk diye diye göçüp gidersin.

Bu sebeple, elçinin bile noktası virgülüne kadar birebir sadık kaldığı vahyin tebliğindeki hassasiyeti örnek al, din meselesi üzerinde bu kadar rahat ileri geri konuşma. Din senin babanın mirası veya senin mülkün değil. Başkasının mülkü üzerinde bu kadar rahat sektirme hakkını sana kim verdi? Allah'ın mülkü üzerinde bu denli rahat ve hoyrat olma. Haddini bil, haddi aşma. Elçi gibi yap ve sadece vahyi ilet. Bununla yetin. Sonra da zahmet olmazsa aradan çekil. Peygamberin görevi buydu: Tebliğ. Sen onun yetkisini bile aşmışsın maşallah. O bir konuda vahiy gelmeyince haftalarca susuyor, cevap veremiyordu. O'nun tek referans  kaynağı Allah'tı çünkü. O bilmiyor muydu, kendi beşeri yorumlarıyla cevap vermeyi? Senin bilmediğin, cevabını veremediğin hiç bir husus yok. Araya bir ayet sokuşturuyorsun, tam üç saat üzerinde kendi beşeri sözlerinle nutuk çekip duruyorsun. Senin sözlerin Allah'ın sözlerinden daha mı güzel yoksa? O 3 saate kaç ayet sığardı, haberin var mı? Hani sen peygambere itaat ediyordun? Peygamber vahyi iletiyordu. Sen niye öyle yapmıyorsun? Sen ondan daha fazla mı yetki aldın Allah'tan?

Üstüne sevdirmiyor, bir de nefret ettiriyorsun. Sen bunca vebalinle cennete gidersen emin ol, herkes gider. Bari beşeri ve süslü nutuklarının sonuna "En doğrusunu sadece Allah bilir" diye bir not düş de biraz olsun vebalin azalsın. Bari millet, senin yüzünden, kafandaki saçmalıkları dinin kendisi zannetmesin.

Şüphesiz en doğrusunu sadece Allah bilir.


Psikolog İzzet GÜLLÜ
www.izzetgullu.net


183 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Yerli Selefiler Milli Robot Yapmış - 03/02/2023
Gerçek Tagut Kim?
Hatalı Kandil Algısı - 26/01/2023
Kandil Var mı Yok mu?
Son Risale Dersi - 23/01/2023
Buldum Deme, Hep Ara
Niyet Ettim Kırbaç İçin Namaz Kılmaya - 22/01/2023
Allah Dışı Kaygılara Kulluk Ettirmek
Şu Zamanda Akla Kurt Düşürmenin Önemi - 22/01/2023
.
Mutsuz İnsan Projesi - 21/01/2023
.
Ruhlarımızdaki Şeriat Çatışması - 19/01/2023
Şeriat Yok Diye Yanacak Yıyız?
Tevhid, Tağut ve Beşeri Aldatmacası - 17/01/2023
Davetçilere Davet
7 Milyarı Kesip Doğrayacak Mıyız? - 16/01/2023
 Devamı