• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/1551421931768073/
  • https://twitter.com/pskizzetgullu

ANASAYFA



10.06.291 tarihi itibariyle amazon Türkiye'de çok
satanlarda 1. sırada yer alan 
"Sen Hasta Değilsin-Telkin Terapisi"kitabını amazon.com.tr sitesinden temin edebilirsiniz. Ayrıca 0505 13 444 25 nolu Yayınevi telefonundan da sipariş verebilirsiniz. Binlerce insana şifa olan "Sen Hasta Değilsin-Telkin Terapisi" kitabı şimdi e-kitap olarak 40 ülke insanının daha hizmetine girdi. 
Bilgi ve Sipariş: amazon.com/author/psychologist_izzet_37

Bir Yalanın İfşası
Bir Yaranın Şifası



"Yanlış trene bindiyseniz koridorda doğru tarafa koşmanız sonucu değiştirmez" (Anonim) Evet, yanlış trendeyiz... Ve; "İnsanlar ruhsal hasta olduklarına inandırılarak hasta edildi. Hasta olmadıklarına inandıkları gün iyileşecekler" (İzzet Güllü) O sebeple; Uyanık olalım diyorum! Neyin hastalık olduğuna bilimsel gelişmeler değil; ABD'de bulunan, çoğu üyelerinin ilaç sektörüyle ilişkisi olduğu bilinen kapitalist bir psikiyatri lobisi karar veriyor! Hem de bir sağlık alanı için evlere şenlik olan bir uygulamayla; oylama usulüyle... Bize ise, "Demek hastaymışım... Ne zaman iyileşeceğim... Ama hala iyileşemedim..." diye düşüne düşüne dert sahibi olmak kalıyor! Siz hasta olduğunuza inanırsanız beyniniz de inanır... Bu zehirli inancı zihninize modern psikiyatri ve onun güdümündeki psikoloji zerk ediyor!
25.12.2012
Özel hastaneler devlet hastanelerini az çok “adam” etti. Önündeki bir, “Özel” sıfatı bile bu hastaneler için kendine çeki düzen verme gereğini ortaya çıkardı. Kanaatimce muayenehaneler de devlet hastanelerine dönmeye başlayan özel hastaneleri “adam” edecek yerlerdir. Tabi ki izin verilirse! Tabi ki işleyişi, bakılan hasta sayısı, hastaya ayrılan zaman vb. açılardan eski devlet hastanelerinden pek de bir farkı kalmayan bu yeni moda özel hastanelerin düzelmesi isteniyorsa. Düzgün işleyenlerinin ise bu çizgisinin kalıcı olarak sürmesi bekleniyorsa… Parası olanlar onca vergi, artı üzerine maaştan prim kesintisine rağmen bir de üstüne ekstradan özel sigorta yaptırabiliyorsa (sağlık işi ne kadar maliyetli hale gelmiş görüyorsunuz; tam üç farklı kalem ödeme ancak kafi geliyor artık) aynı şekilde imkanı olanların özel muayenehaneye gitmesi neden engellenir ki.
19.12.2012
Yeryüzünde ölüm dışında dermansız dert yoktur. Allah dert vermiş ise mutlaka ama mutlaka dermanını da vermiştir. Yaşayan her kuşun rızkı verilmiştir lakin yuvasına konulmamıştır. Bu nedenle sorun bir yerlerde duran o dermanı arayıp bulmakta, sonra da gereğini yapmaktadır. Bu noktada belirleyici olan tek şey ise sadece ve sadece bir duygu olan samimiyettir. O oldu mu imkan da olur, yöntem de… Terör biter. Mesela, en azından otuz yıl sonra Hakkari’ye bir askeri havaalanı yapar; görüntü alındığında anında tepelerine binersiniz. Diyarbakır’dan gelene dek kaçmalarına imkan vermezsiniz böylece. Bataklık orada dururken sineklerle uğraşmaz; önce ve en kolayı olan kaynağı kurutma işine yönelirsiniz. Savunma ile futbol müsabakasının bile kazanılmadığını görür, doksan dakikaya yayılmış tam saha pres uygular, son aylarda olduğu üzere kısa sürede maçı kazanmak için avantaj yakalarsınız!
15.12.2012
Malum, dünyadaki iki büyük ekonomik ve siyasal güç; adeta biyolojik savaş ajanı haline getirilen ilaç sanayi ile silah sektörüdür. Son dönemde dünyada, bu iki büyük sektörün en acımasız dışavurumlarını daha bariz bir biçimde yaşamaya başladık. Şu günlerde ABD’de olduğu gibi katliam boyutlu cinayetler ve şifa ajanı denilen ilaçlardan her yıl ölen binlerce insan! Düşünsenize: İlaç ve ölüm… Halbuki biz onu “şifa ve ilaç” diye bellemiştik… Bitkisel ajandan ayda yılda tek bir kişi ölünce (hakikaten bitkiden midir oda tam net olmadığı halde) hemen ayağa kalkan, hatta greyfurtun istisna kabilinden riskine bile aşırı duyarlı olan sektör bu gerçeğe karşı çıtını bile çıkarmaz. Çünkü asıl önemli olan halkın sağlığıdır!
15.12.2012
Yazılarıma kimileri, “Hekim düşmanı mısın, niye bu konularda yazıyorsun” diye tepki veriyor. Eleştirilmeye pek alışık olmayanlar karşılaştıkları yeni durumlara abartılı tepkiler verebilir, fazlaca alınganlık gösterebilirler. Bunu az - çok anlayabiliyorum! Hemen belirteyim ki doktor düşmanı falan değilim. Ancak bu koca sektörde, böylesine önemli bir mesleği gözünü kırpmadan suistimal edebilenlerin, milletin sağlığını bir kaşık menfaat suyunda boğabilenlerin bulunduğunu gördükçe kızıyorum. Kuzu postu giyerek sağlığımıza musallat olmuş bu yabani tehlikeyle savaştaki tek meşru silah olan kaleme sarılıyorum haliyle. Unutmayalım: Toplumu ikaz edip bilgilendirme şeklindeki eğitimsel sağlık hizmeti tek tek bireylere sunulan klinik nitelikli sağlık hizmetinden daha az değerli değildir.
12.12.2012
 5  ...
Enteresan İşler
 

Sorunlar uzman sayısı ile paralel artıyor! Hastane sayısı çoğalıyor ancak hasta sayısı azalmıyor!

Arama Motoru

Web'te Türkçe

Makale Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com

ÇEVİRMEN
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam78
Toplam Ziyaret438054
Üyelik Girişi


"İnsanlara Faydası Olmayanı Ölülerden Sayın Gitsin" (Hz. Ali)


 

 
BU SİTE NE YAPAR   

Psikolog/Yazar İzzet GÜLLÜ tarafından kurulan ve işletilen bu site mevcut psikiyatri, psikoloji, psikiyatrik tanı, psikiyatrik ve psikolojik tedavi, terapi, ruhsal hastalık, ruhsal hasta vb. olgulara farklı açılardan yaklaşır; son derece keskin eleştiriler getirir! 

Bu site hasta eden ruhsal hastalık algısıyla ve ruhsal yardım statükosunun muhtelif açmazlarıyla (yalanlarıyla, yapısal yanlışlarıyla, suistimalleriyle ve sömürüleriyle vs.) korkusuzca mücadele eder!

Yine bu site, "Kişi için gerçek; algıladığıdır" gerçeğinden ve, "Sadece balık değil; akvaryumun suyu da önemlidir" ilkesinden hareketle bireysel, toplumsal ve yapısal nitelikli tüm algı bozukluklarıyla mücadele yürütür; insanı ilgilendiren hemen her alanda sağlıklı algılar inşa etmeye çalışır! Çünkü algı düzelirse herşey düzelir! İçeriğinde bunu sağlamak için gerekli olan yöntem, bilgi, örnek, argüman, kaynak, delil gibi tüm ilmi ve fikri materyaller mevcuttur!

Bu site, "Sorun; sorunlarda değil! Sorun; sorun algımızda" sloganıyla "psikolojik" diye tabir edilen sorunlara yeni bakış açıları getirir; alternatif çözüm yolları sunar! 

Bu site statüko gibi, "Sizi yağmur ıslatıyor" demez! Sizi şemsiye kullanmamanın ıslattığını iddia eder! Akıl hastalıkları hariç tüm ruhsal sorunların hastalık değil; bir algı ve inanç sorunu olduğunu, bu algıyı ve inancı mevcut statükonun kurduğunu, çözüm için bu hastalık algısının ve inancının değişmesi gerektiğini savunur! Bu sebeple, "Çözüm; algı eğitiminde... Çare; ikna terapisinde" der! İçeriğindeki muhtelif ileti, video, bilgi ve dökümanlarla gerekli olan bu yaklaşımı kazandırmanın gayretini verir!

Ayrıca bu site sorumluluk sahasındaki önemli sıkıntıları, çarpıklıkları ve suistimalleri belli aralıklarla gündeme taşıyarak unutturmamaya, toplumsal bir bilinç inşa etmeye çalışır! Mesleki sınırlar içindeki kirli bilgileri ayıklamaya, yanlış mesajlar içermesi dolayısıyla yanlış sonuçlar doğurmaya namzet olan söz, cümle, yazı, demeç, bilgi ve önerileri havada yakalamaya, bunlara anında bilimsel temelli rasyonel cevaplar vererek belleklerde etkisiz kılmaya çalışır!

Bu site sağlık vb sektörlerin orantısız gücü/etkisi karşısında halkın safında yer tutar; yaptığı eleştiri ve açıklamalarla kitleleri uyarmaya, büyük ölçüde tek taraflı olarak sunulan bilgi ve mesajların öteki yüzünü ortaya koymaya, böylece toplumun bilgisini ve farkındalığını artırmaya çalışır. Bu anlamda, aynı zamanda koruyucu ve eğitici/geliştirici nitelikli bir toplum ruh sağlığı hizmeti yürütür.

Velhasıl bu site (KİFSAMER) bilgi, algı ve kavramlar üzerinden işleyen psiko/sosyal nitelikli tüm kötülüklerle ilmi ve fikri olarak mücadele eder!

Bu site cesur dili, özgün içeriği ve alternatif bakış açısıyla alanında (ülkemizde) öncü bir misyon üstlenmiştir!

Son olarak bu site son dönemde "Geleneksel Din - Kur'andaki Din" ayrımı konusunu da kapsamına almış, bu önemli mevzuda size yeni kapılar açabilecek geniş bir muhtevaya sahiptir. Bilindiği üzere din olgusu insan ve toplum psikolojisiyle direkt ilgili bir mevzudur.
Bir hazine kadar değerli olan içeriğiyle pek çok konuda bakış açınızı değiştirecek, size yepyeni ufuklar / pencereler açabilecek olan bu siteyi takip etmeye devam edin!

TANINMIŞ TIP OTORİTESİ KARDİYOLOG DOÇ. DR. KEMAL YEŞİLÇİMEN DİYOR Kİ

"...Araştırmalar için harcanan milyarlarca doların geri dönüşü nasıl olacak? Etik ve hukuk kurallarının ihlali nedeniyle açılan mahkemeleri ve kesinleşmiş milyarlarca dolarlık cezaları unutmayalım. Demek ki gözünü açmayanın cebini boşalttıkları gibi, sağlığı ve canıyla da oynuyorlarmış. Peki gözümüzü kim açacak? Devletlerin ve bilim dünyasının bile uyutulduğu bir dünyada, kimseden korkmadan gerçekleri söyleyen, gözümüzü açan, cesur, sıra dışı insanlara ihtiyacımız var. Onlar olmasa halimiz harap!
...Bilim özgür düşünceden doğar. Bu yüzden taassup, daima özgür düşünceyi engeller. Mevcut doğruları inkar etmeseydik, bugün yeni bilgilere sahip olamaz, hala taş devrinde hem de cilalı değil, yontma taş devrinde yaşardık.
Çünkü cilayı da farklı düşünen, statükoya yani mevcut bilgi ve yapıya karşı çıkan insanlar buldu. Özgürlüğe karşı çıkanlar, toplumu korkuyla ve ahkamla susturanlar, imtiyaz ve kariyer sahipleridir. Bilimsel bilgiler kutsal metinler değildir, onlar da mevcut bilgiye karşı çıkanlar sayesinde değişecektir. Özgür düşünceyi yok etmenin en kibar yolu ‘herkes kendi sahasında konuşsun’ demekle başlar. Böylece farklı fikirlerin doğuşunu en aza indirgersiniz."                  
                 
BİR OKUYUCU GÖZÜYLE

"Saygıdeğer İzzet hocam, birkaç hafta önce Ahmet Rasim Küçükusta hoca’nın sitesinde yazınızı okuduktan sonra sizden ve sitenizden haberim oldu. Mevcut yazılarınızı ve kitabınızı beğeniyle okudum. Özellikle psikoloji, psikiyatri ve tıp sektörüyle ilgili düşüncelerinizi içeriden biri olarak çok değerli buluyorum. Ezber bozucu tahlillerinizin zihin yapımızı, düşüncelerimizi tamir açısından anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu yolda Allah size ufuk açıklığı, kolaylıklar ve ‘hayırlı uzun ömürler’ versin! (Uz. Dr. Hüdaverdi KARADEMİR)

AFFETMİYORUM

Yıllarca tereyağı değil margarin yiyin diyerek yeminine ihanet eden doktorları ve bu yalana seyirci kalanları,

Yumurta zararlı diyenleri, kolesterol yalanıyla bizleri senelerce maddi ve manevi açıdan sömürenleri,

Bugün gripte işe yaramıyor dedikleri antibiyotikleri yıllarca grip için adeta olmazsa olmaz görenleri, bu ilacı griple neredeyse özdeş algılanır hale getirenleri, gereksiz kullanılan ilaçla karaciğerimizi yoranları, savunma sistemimizi zaafa uğratanları, çoluk çocuğun, öksüz ve yetimin hakkının bütçeden buralara akmasına yol açanları,

Her birisi ayrı bir gıda ürünü yahut diş macunu vs reklamında oynayanları, ücret aldıkları ürünü en sağlıklısı bu diye sunanları,

Sahte bal reklamlarına yıllardır izin verenleri, bunları İslami denilen kanallarda yayınlayarak toplumun dini duygularını suistimal edenleri, böylece bünyelere ektikleri gıda zehriyle geleceğin hasta potansiyelini yaratanları,

Komşunun küçük oğlu kızının azıcık saçını çekse ailesinin hemen kapısına dikilen ancak çocuklarının bu şekilde sağlığı, geleceği çalınırken sesini dahi çıkarmayan şu garip zamanın bir garip modern ebeveynlerini,

Tüm bunlara bir kez olsun ağzını açmayan, "Biz seni fakir bulup da zengin etmedik mi" açık ayetine rağmen eşi zengin bir tüccar olan peygamber için çok fakirdi, çoğu gün hasırın üzerinde uyurdu rivayetlerini vs. tercih eden din adamlarını,

Sarı kantaron da serotonin yükseltirken bir kez olsun onu önermeyenleri, terapi vb alternatif metotları yok sayarak küçük - büyük her şikayete, hastalık olan olmayan her soruna sadece ilaç yazanları, buna sesini çıkarmayanları, bunları görmezden gelenleri,

Gereksiz tahlillerle vs kendi devletini sanki Yunan devleti gibi görerek acımasızca soyanları,

Daha böyle nice zulme gerek imza atanları gerekse seyirci kalanları asla;

AFFETMİYORUM!

Onları bu dünyada elimden geldiğince deşifre etmeye / unutturmamaya devam edecek, ahirette de hakkımı asla helal etmeyeceğim!

İzzet GÜLLÜ
Psikolog