• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/1551421931768073/
  • https://twitter.com/pskizzetgullu

ANASAYFA



10.06.291 tarihi itibariyle amazon Türkiye'de çok
satanlarda 1. sırada yer alan 
"Sen Hasta Değilsin-Telkin Terapisi"kitabını amazon.com.tr sitesinden temin edebilirsiniz. Ayrıca 0505 13 444 25 nolu Yayınevi telefonundan da sipariş verebilirsiniz. Binlerce insana şifa olan "Sen Hasta Değilsin-Telkin Terapisi" kitabı şimdi e-kitap olarak 40 ülke insanının daha hizmetine girdi. 
Bilgi ve Sipariş: amazon.com/author/psychologist_izzet_37

Bir Yalanın İfşası
Bir Yaranın Şifası



Sağlık işi salt profesyonellere (hekimlere, biz psikologlara, hastanelere vs.) bırakılamayacak kadar önemlidir. Çünkü sağlık ve hastalık işinde pek çok şeyin rolü vardır. Bunların başında toplumsal algılarımız ve maruz kaldıklarımız (telkin, yaklaşım hataları vs.) gelir. İşte bunlardan bazıları: Evlatları ilk defa kreşe veya anaokuluna başlayan velilerin esaslı derdidir; çocuklarının arka arkaya hasta olmaları. Aslında ağız alışkanlığı gereği hastalık diyoruz. Çünkü çocuklardaki bu ateşli vs. hal hastalığın kendisi değil; vücudun bizi hasta olmamamız için savunma pozisyonu içersine sokması hadisesidir. Ancak gerek biz gerekse sektör hastalığı çok sevdiğinden bu savunma pozisyonu gereği ortaya konulan tepkileri bizatihi hastalığın kendisi sanıyoruz.
05.12.2012
Her şeyi olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz. Yani neyi - nasıl göreceğimizi neyin ne ve nasıl olduğundan çok bizim kim ve ne olduğumuz belirler. Genellikle de önce isteriz, sonra ona göre bir algı inşa ederiz. Algımız ne olursa biz artık oyuzdur. Bizi algımız, algımızı da daha çok isteklerimiz belirler demiş oldum. İsteklerimizi ise çıkar duygularımız, zaaflarımız, eksikliklerimiz, beklentilerimiz başta olmak üzere pek çok şey bazen tek başına bazen de ortaklaşa belirler. Bu karmaşık işleyen çok yönlü süreç sonunda sahip olduğunuz en baskın duygu insanların daha fazla memnuniyeti arzusu ise şayet, başka ayrıntıları çok önemsemez, sadece onları memnun edecek adımlar atarsınız.
29.11.2012
Sorun nihayetinde insanlık sorunudur. Haliyle de sorunu insanlık çözecektir. Şuan eksik olan ve sorunları çözümsüz kılan asıl amil budur! İnsan ölümünü bile o kadar normalleştirmişiz ki ekranlara çıkıp, “İsrail'in yaptığı yanlış" dendi mi verilmesi gereken tepkiyi bihakkın verdiğimizi zanneder hale gelmişiz. Çünkü benzer olaylarda ölü sessizliklerini daha fazla görmüşüz! Ölümü gördüğümüz için sıtmaya razı olmuşuz! Oysa sıtmaya razı olan ölüme de olmuş demektir. Günümüz dünyasında insan ölümü karşısındaki en radikal tepki atanmış elçiyi geçici olarak geri çağırmaktır. Ancak hoyratça katledilerek giden canlar geçici olarak, tekrardan dönmek üzere gitmemiştir, bu yalancı ve sahte insanlık dünyasından! Görüyorsunuz, ölüme bile orantısız tepki… Altındaki neden de sinelerdeki çapsız samimiyet duygusu…
17.11.2012
Cezadan kasıt caydırıcılıktır. Caydırıcı olmayan bir cezanın sadece adı cezadır; ruhu ve özü değil. Ruhsuz bir insan gibi sadece cesedi olan bir cezanın hiçbir kıymeti yoktur. Caydırıcı olmayan cezalar işe yaramaz; bir de üstüne toplum içinde, “Ceza da işe yaramıyor, baksana… “algısına neden olur. Ki bu, toplumun huzur tuzunun koktuğu yerdir. Cezayı hak, hukuk bahanesiyle kaş ile göz arasında budayarak kuşa dönüştürmek, sonra da, “Bak ceza işe yaramıyor” demek tamamen hastalıklı bir duygusal bakış açısının, bazen de pusuda bekleyen, her fırsatta toplumu fesada uğratmak isteyenlerin sinsi ve kurnaz oyunudur.
14.11.2012
Dünyadaki en kolay iş eleştirmektir. Çünkü derin düşünce, entelektüel birikim ve yoğun emek gerektirmez. Azıcık dinlemek, sonra da maluma aykırı bir iki laf etmek yeterlidir. O yüzden milelt olarak hepimiz her konuda sürekli eleştiririz! Hem böylece bir şeyler yapmış gibi de olur, psikolojik olarak rahatlarız azıcık! İnsan yaratılışı gereği kolay olanı zor olana tercih etme eğilimindedir. Ancak bu, kolay olan zordan daha doğrudur, bize daha uygundur demek değildir. Yine insanoğlunun son derece sakıncalı sonuçları olduğu halde sırf kolay olduğu için tercih ettiği bir diğer yaklaşım biçimi de şikayet etmektir. Günümüzün en popüler ancak ruhu zehirleyen yaklaşımı işte budur:
14.11.2012
 6  ...
Enteresan İşler
 

Sorunlar uzman sayısı ile paralel artıyor! Hastane sayısı çoğalıyor ancak hasta sayısı azalmıyor!

Arama Motoru

Web'te Türkçe

Makale Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com

ÇEVİRMEN
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret412975
Üyelik Girişi


"İnsanlara Faydası Olmayanı Ölülerden Sayın Gitsin" (Hz. Ali)


 

 
BU SİTE NE YAPAR   

Psikolog/Yazar İzzet GÜLLÜ tarafından kurulan ve işletilen bu site mevcut psikiyatri, psikoloji, psikiyatrik tanı, psikiyatrik ve psikolojik tedavi, terapi, ruhsal hastalık, ruhsal hasta vb. olgulara farklı açılardan yaklaşır; son derece keskin eleştiriler getirir! 

Bu site hasta eden ruhsal hastalık algısıyla ve ruhsal yardım statükosunun muhtelif açmazlarıyla (yalanlarıyla, yapısal yanlışlarıyla, suistimalleriyle ve sömürüleriyle vs.) korkusuzca mücadele eder!

Yine bu site, "Kişi için gerçek; algıladığıdır" gerçeğinden ve, "Sadece balık değil; akvaryumun suyu da önemlidir" ilkesinden hareketle bireysel, toplumsal ve yapısal nitelikli tüm algı bozukluklarıyla mücadele yürütür; insanı ilgilendiren hemen her alanda sağlıklı algılar inşa etmeye çalışır! Çünkü algı düzelirse herşey düzelir! İçeriğinde bunu sağlamak için gerekli olan yöntem, bilgi, örnek, argüman, kaynak, delil gibi tüm ilmi ve fikri materyaller mevcuttur!

Bu site, "Sorun; sorunlarda değil! Sorun; sorun algımızda" sloganıyla "psikolojik" diye tabir edilen sorunlara yeni bakış açıları getirir; alternatif çözüm yolları sunar! 

Bu site statüko gibi, "Sizi yağmur ıslatıyor" demez! Sizi şemsiye kullanmamanın ıslattığını iddia eder! Akıl hastalıkları hariç tüm ruhsal sorunların hastalık değil; bir algı ve inanç sorunu olduğunu, bu algıyı ve inancı mevcut statükonun kurduğunu, çözüm için bu hastalık algısının ve inancının değişmesi gerektiğini savunur! Bu sebeple, "Çözüm; algı eğitiminde... Çare; ikna terapisinde" der! İçeriğindeki muhtelif ileti, video, bilgi ve dökümanlarla gerekli olan bu yaklaşımı kazandırmanın gayretini verir!

Ayrıca bu site sorumluluk sahasındaki önemli sıkıntıları, çarpıklıkları ve suistimalleri belli aralıklarla gündeme taşıyarak unutturmamaya, toplumsal bir bilinç inşa etmeye çalışır! Mesleki sınırlar içindeki kirli bilgileri ayıklamaya, yanlış mesajlar içermesi dolayısıyla yanlış sonuçlar doğurmaya namzet olan söz, cümle, yazı, demeç, bilgi ve önerileri havada yakalamaya, bunlara anında bilimsel temelli rasyonel cevaplar vererek belleklerde etkisiz kılmaya çalışır!

Bu site sağlık vb sektörlerin orantısız gücü/etkisi karşısında halkın safında yer tutar; yaptığı eleştiri ve açıklamalarla kitleleri uyarmaya, büyük ölçüde tek taraflı olarak sunulan bilgi ve mesajların öteki yüzünü ortaya koymaya, böylece toplumun bilgisini ve farkındalığını artırmaya çalışır. Bu anlamda, aynı zamanda koruyucu ve eğitici/geliştirici nitelikli bir toplum ruh sağlığı hizmeti yürütür.

Velhasıl bu site (KİFSAMER) bilgi, algı ve kavramlar üzerinden işleyen psiko/sosyal nitelikli tüm kötülüklerle ilmi ve fikri olarak mücadele eder!

Bu site cesur dili, özgün içeriği ve alternatif bakış açısıyla alanında (ülkemizde) öncü bir misyon üstlenmiştir!

Son olarak bu site son dönemde "Geleneksel Din - Kur'andaki Din" ayrımı konusunu da kapsamına almış, bu önemli mevzuda size yeni kapılar açabilecek geniş bir muhtevaya sahiptir. Bilindiği üzere din olgusu insan ve toplum psikolojisiyle direkt ilgili bir mevzudur.
Bir hazine kadar değerli olan içeriğiyle pek çok konuda bakış açınızı değiştirecek, size yepyeni ufuklar / pencereler açabilecek olan bu siteyi takip etmeye devam edin!

TANINMIŞ TIP OTORİTESİ KARDİYOLOG DOÇ. DR. KEMAL YEŞİLÇİMEN DİYOR Kİ

"...Araştırmalar için harcanan milyarlarca doların geri dönüşü nasıl olacak? Etik ve hukuk kurallarının ihlali nedeniyle açılan mahkemeleri ve kesinleşmiş milyarlarca dolarlık cezaları unutmayalım. Demek ki gözünü açmayanın cebini boşalttıkları gibi, sağlığı ve canıyla da oynuyorlarmış. Peki gözümüzü kim açacak? Devletlerin ve bilim dünyasının bile uyutulduğu bir dünyada, kimseden korkmadan gerçekleri söyleyen, gözümüzü açan, cesur, sıra dışı insanlara ihtiyacımız var. Onlar olmasa halimiz harap!
...Bilim özgür düşünceden doğar. Bu yüzden taassup, daima özgür düşünceyi engeller. Mevcut doğruları inkar etmeseydik, bugün yeni bilgilere sahip olamaz, hala taş devrinde hem de cilalı değil, yontma taş devrinde yaşardık.
Çünkü cilayı da farklı düşünen, statükoya yani mevcut bilgi ve yapıya karşı çıkan insanlar buldu. Özgürlüğe karşı çıkanlar, toplumu korkuyla ve ahkamla susturanlar, imtiyaz ve kariyer sahipleridir. Bilimsel bilgiler kutsal metinler değildir, onlar da mevcut bilgiye karşı çıkanlar sayesinde değişecektir. Özgür düşünceyi yok etmenin en kibar yolu ‘herkes kendi sahasında konuşsun’ demekle başlar. Böylece farklı fikirlerin doğuşunu en aza indirgersiniz."                  
                 
BİR OKUYUCU GÖZÜYLE

"Saygıdeğer İzzet hocam, birkaç hafta önce Ahmet Rasim Küçükusta hoca’nın sitesinde yazınızı okuduktan sonra sizden ve sitenizden haberim oldu. Mevcut yazılarınızı ve kitabınızı beğeniyle okudum. Özellikle psikoloji, psikiyatri ve tıp sektörüyle ilgili düşüncelerinizi içeriden biri olarak çok değerli buluyorum. Ezber bozucu tahlillerinizin zihin yapımızı, düşüncelerimizi tamir açısından anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu yolda Allah size ufuk açıklığı, kolaylıklar ve ‘hayırlı uzun ömürler’ versin! (Uz. Dr. Hüdaverdi KARADEMİR)

AFFETMİYORUM

Yıllarca tereyağı değil margarin yiyin diyerek yeminine ihanet eden doktorları ve bu yalana seyirci kalanları,

Yumurta zararlı diyenleri, kolesterol yalanıyla bizleri senelerce maddi ve manevi açıdan sömürenleri,

Bugün gripte işe yaramıyor dedikleri antibiyotikleri yıllarca grip için adeta olmazsa olmaz görenleri, bu ilacı griple neredeyse özdeş algılanır hale getirenleri, gereksiz kullanılan ilaçla karaciğerimizi yoranları, savunma sistemimizi zaafa uğratanları, çoluk çocuğun, öksüz ve yetimin hakkının bütçeden buralara akmasına yol açanları,

Her birisi ayrı bir gıda ürünü yahut diş macunu vs reklamında oynayanları, ücret aldıkları ürünü en sağlıklısı bu diye sunanları,

Sahte bal reklamlarına yıllardır izin verenleri, bunları İslami denilen kanallarda yayınlayarak toplumun dini duygularını suistimal edenleri, böylece bünyelere ektikleri gıda zehriyle geleceğin hasta potansiyelini yaratanları,

Komşunun küçük oğlu kızının azıcık saçını çekse ailesinin hemen kapısına dikilen ancak çocuklarının bu şekilde sağlığı, geleceği çalınırken sesini dahi çıkarmayan şu garip zamanın bir garip modern ebeveynlerini,

Tüm bunlara bir kez olsun ağzını açmayan, "Biz seni fakir bulup da zengin etmedik mi" açık ayetine rağmen eşi zengin bir tüccar olan peygamber için çok fakirdi, çoğu gün hasırın üzerinde uyurdu rivayetlerini vs. tercih eden din adamlarını,

Sarı kantaron da serotonin yükseltirken bir kez olsun onu önermeyenleri, terapi vb alternatif metotları yok sayarak küçük - büyük her şikayete, hastalık olan olmayan her soruna sadece ilaç yazanları, buna sesini çıkarmayanları, bunları görmezden gelenleri,

Gereksiz tahlillerle vs kendi devletini sanki Yunan devleti gibi görerek acımasızca soyanları,

Daha böyle nice zulme gerek imza atanları gerekse seyirci kalanları asla;

AFFETMİYORUM!

Onları bu dünyada elimden geldiğince deşifre etmeye / unutturmamaya devam edecek, ahirette de hakkımı asla helal etmeyeceğim!

İzzet GÜLLÜ
Psikolog