• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/1551421931768073/
  • https://twitter.com/pskizzetgullu
Metin MÜNİR



Site Haritası
Anket
Görüşünüzü Paylaşın


"Önce insan ol. 
Sonra ne 
olursan ol"

İzzet Güllü

ANASAYFA




Basında güncel bir haber: “... Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri dün sabah erken saatlerde düzenlediği eş zamanlı operasyonlarda, 15 doktoru gözaltına aldı. “sahte rapor ve reçete tanzim etmek” iddiaları ile gözaltına alınan doktorların Emniyetteki sorgularının sürdüğü belirtildi. Gözaltına alınan doktorların hangi kurumlarda çalıştıkları konusunda ise bilgi verilmedi.” Daha sonra ise haberin detayında bu doktorların serbest bırakıldıkları ifade ediliyor. Yani tutuksuz yargılanacaklar! İsnat edilen suçlar: “Sahte reçete ve rapor tanzim etmek…”
10.11.2012
Tıpkı yaşıtları gibi hoplayıp zıplayan, espriler yapan, zaman zaman tatlı inatlaşmaları olan genç on bir, on iki yaşlarrına gelince değişme trendi içine girer. Bu, toplumların delikanlılık adını verdiği, kanın delice aktığı bir evre olarak nam salmış, psikolojide kendisine özel bir önem atfedilen ergenlik dönemidir. Bu döneme giren her gençte duygusal nitelikli, düşünce odaklı ve davranış bazlı bazı değişimler görülür. Bunların başında ani duygusal değişmeler, çabucak kızma – parlama tepkileri, alınganlıkta artış, asabiyet, agresif çıkışlar, inatçılık, bedensel ve ailevi memnuniyetsizlik türü tepkiler gelir. Bir kısmında sadece bunlar, bir bölümünde daha azı, diğer bir bölümünde ise biraz daha fazlası görülebilir.
18.07.2012
Barış abi bugün günlerden cumartesi. Bir alışveriş merkezinin bahçesindeki yeşil alanda çoluk çocuk oturuyoruz. Görüyorsun, yeşil alanın bile AVM’ lere yakın olanını seçiyoruz. Bir an için gözüm ilişiyor, karşımda, “Çimlere Basmak Yasak” yazıyor. Doğadan alabildiğince koparılmış biz insanoğluna doğaya ait ufacık bir parça olan çimlere basmak, yani şöyle ayakucuyla dokunmak bile yasak edilmiş. Böylece doğayı hissetmemiz zorlaştırılmış, onu unutmamız için gereken her şey yapılmış sanki.
22.07.2012
Sıfır hatanın ve sıfır toleransın olması gereken alanların başında sağlık sektörü geliyor. Aslında sağlık için sektör kelimesini kullanmanın da son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Çünkü psikolojideki çağrışımsal yakınlık ilkesi gereği sağlık ile sektör kelimesini sürekli yan yana kullanmak (islam ve terör kelimeleri gibi) bir süre sonra bu özel alana ticari bir ekonomi işi gibi bakma algısı ve duygusu geliştirilmesine yol açıyor.
17.07.2012
Cumhuriyet tarihinde yapılandan daha fazla duble yol… Öğrencilere kitap ve kırtasiye dağıtımı… Ücretsiz süt uygulaması… Üniversitelerde kalkan harçlar… Bedava kömür dağıtımı… Özürlü bireylere bedava eğitim imkanları… İMF borcunun sıfırlanması… Kişi başına düşen milli gelirde artma ve dahası… Tüm bunlar ve çok daha fazlası esasında tek başına iktidar olmanın yani siyasi istikrarın ürünü…
17.08.2012
Cehalet" hakikaten çok kötü bir şey. Bu arada cahil olmak demek İtalya’nın başkentinin Roma olduğunu falan bilmemek değildir. Doğru algılamak, doğru düşünmek, bu meziyetleri kazanmış olmak, doğru tepki vermek türünden şeylerin kişide olup olmamasıdır. O sebeple biz ne kadar okursak okuyalım, yine de "cahilcedir" çoğu şeyimiz. Çünkü cahilce bir çocukluk ve yaşantı süreci yoğurmuştur hamurumuzu. Sonradan iki üç mektep bitirmekle bile telafi edilemeyecek izler bırakmıştır bizde. Sorun buradadır, büyük ölçüde buradan kaynaklanıyordur esasında.
29.09.2012
 9 


Enteresan İşler
 

Sorunlar uzman sayısı ile paralel artıyor! Hastane sayısı çoğalıyor ancak hasta sayısı azalmıyor!

Arama Motoru

Web'te Türkçe

Makale Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com

ÇEVİRMEN
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam127
Toplam Ziyaret380371


"İnsanlara Faydası Olmayanı Ölülerden Sayın Gitsin" (Hz. Ali)


 

 
BU SİTE NE YAPAR   

Psikolog/Yazar İzzet GÜLLÜ tarafından kurulan ve işletilen bu site mevcut psikiyatri, psikoloji, psikiyatrik tanı, psikiyatrik ve psikolojik tedavi, terapi, ruhsal hastalık, ruhsal hasta vb. olgulara farklı açılardan yaklaşır; son derece keskin eleştiriler getirir! 

Bu site hasta eden ruhsal hastalık algısıyla ve ruhsal yardım statükosunun muhtelif açmazlarıyla (yalanlarıyla, yapısal yanlışlarıyla, suistimalleriyle ve sömürüleriyle vs.) korkusuzca mücadele eder!

Yine bu site, "Kişi için gerçek; algıladığıdır" gerçeğinden ve, "Sadece balık değil; akvaryumun suyu da önemlidir" ilkesinden hareketle bireysel, toplumsal ve yapısal nitelikli tüm algı bozukluklarıyla mücadele yürütür; insanı ilgilendiren hemen her alanda sağlıklı algılar inşa etmeye çalışır! Çünkü algı düzelirse herşey düzelir! İçeriğinde bunu sağlamak için gerekli olan yöntem, bilgi, örnek, argüman, kaynak, delil gibi tüm ilmi ve fikri materyaller mevcuttur!

Bu site, "Sorun; sorunlarda değil! Sorun; sorun algımızda" sloganıyla "psikolojik" diye tabir edilen sorunlara yeni bakış açıları getirir; alternatif çözüm yolları sunar! 

Bu site statüko gibi, "Sizi yağmur ıslatıyor" demez! Sizi şemsiye kullanmamanın ıslattığını iddia eder! Akıl hastalıkları hariç tüm ruhsal sorunların hastalık değil; bir algı ve inanç sorunu olduğunu, bu algıyı ve inancı mevcut statükonun kurduğunu, çözüm için bu hastalık algısının ve inancının değişmesi gerektiğini savunur! Bu sebeple, "Çözüm; algı eğitiminde... Çare; ikna terapisinde" der! İçeriğindeki muhtelif ileti, video, bilgi ve dökümanlarla gerekli olan bu yaklaşımı kazandırmanın gayretini verir!

Ayrıca bu site sorumluluk sahasındaki önemli sıkıntıları, çarpıklıkları ve suistimalleri belli aralıklarla gündeme taşıyarak unutturmamaya, toplumsal bir bilinç inşa etmeye çalışır! Mesleki sınırlar içindeki kirli bilgileri ayıklamaya, yanlış mesajlar içermesi dolayısıyla yanlış sonuçlar doğurmaya namzet olan söz, cümle, yazı, demeç, bilgi ve önerileri havada yakalamaya, bunlara anında bilimsel temelli rasyonel cevaplar vererek belleklerde etkisiz kılmaya çalışır!

Bu site sağlık vb sektörlerin orantısız gücü/etkisi karşısında halkın safında yer tutar; yaptığı eleştiri ve açıklamalarla kitleleri uyarmaya, büyük ölçüde tek taraflı olarak sunulan bilgi ve mesajların öteki yüzünü ortaya koymaya, böylece toplumun bilgisini ve farkındalığını artırmaya çalışır. Bu anlamda, aynı zamanda koruyucu ve eğitici/geliştirici nitelikli bir toplum ruh sağlığı hizmeti yürütür.

Velhasıl bu site (KİFSAMER) bilgi, algı ve kavramlar üzerinden işleyen psiko/sosyal nitelikli tüm kötülüklerle ilmi ve fikri olarak mücadele eder!

Bu site cesur dili, özgün içeriği ve alternatif bakış açısıyla alanında (ülkemizde) öncü bir misyon üstlenmiştir!

Son olarak bu site son dönemde "Geleneksel Din - Kur'andaki Din" ayrımı konusunu da kapsamına almış, bu önemli mevzuda size yeni kapılar açabilecek geniş bir muhtevaya sahiptir. Bilindiği üzere din olgusu insan ve toplum psikolojisiyle direkt ilgili bir mevzudur.
Bir hazine kadar değerli olan içeriğiyle pek çok konuda bakış açınızı değiştirecek, size yepyeni ufuklar / pencereler açabilecek olan bu siteyi takip etmeye devam edin!

TANINMIŞ TIP OTORİTESİ KARDİYOLOG DOÇ. DR. KEMAL YEŞİLÇİMEN DİYOR Kİ

"...Araştırmalar için harcanan milyarlarca doların geri dönüşü nasıl olacak? Etik ve hukuk kurallarının ihlali nedeniyle açılan mahkemeleri ve kesinleşmiş milyarlarca dolarlık cezaları unutmayalım. Demek ki gözünü açmayanın cebini boşalttıkları gibi, sağlığı ve canıyla da oynuyorlarmış. Peki gözümüzü kim açacak? Devletlerin ve bilim dünyasının bile uyutulduğu bir dünyada, kimseden korkmadan gerçekleri söyleyen, gözümüzü açan, cesur, sıra dışı insanlara ihtiyacımız var. Onlar olmasa halimiz harap!
...Bilim özgür düşünceden doğar. Bu yüzden taassup, daima özgür düşünceyi engeller. Mevcut doğruları inkar etmeseydik, bugün yeni bilgilere sahip olamaz, hala taş devrinde hem de cilalı değil, yontma taş devrinde yaşardık.
Çünkü cilayı da farklı düşünen, statükoya yani mevcut bilgi ve yapıya karşı çıkan insanlar buldu. Özgürlüğe karşı çıkanlar, toplumu korkuyla ve ahkamla susturanlar, imtiyaz ve kariyer sahipleridir. Bilimsel bilgiler kutsal metinler değildir, onlar da mevcut bilgiye karşı çıkanlar sayesinde değişecektir. Özgür düşünceyi yok etmenin en kibar yolu ‘herkes kendi sahasında konuşsun’ demekle başlar. Böylece farklı fikirlerin doğuşunu en aza indirgersiniz."                  
                 
BİR OKUYUCU GÖZÜYLE

"Saygıdeğer İzzet hocam, birkaç hafta önce Ahmet Rasim Küçükusta hoca’nın sitesinde yazınızı okuduktan sonra sizden ve sitenizden haberim oldu. Mevcut yazılarınızı ve kitabınızı beğeniyle okudum. Özellikle psikoloji, psikiyatri ve tıp sektörüyle ilgili düşüncelerinizi içeriden biri olarak çok değerli buluyorum. Ezber bozucu tahlillerinizin zihin yapımızı, düşüncelerimizi tamir açısından anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu yolda Allah size ufuk açıklığı, kolaylıklar ve ‘hayırlı uzun ömürler’ versin! (Uz. Dr. Hüdaverdi KARADEMİR)

AFFETMİYORUM

Yıllarca tereyağı değil margarin yiyin diyerek yeminine ihanet eden doktorları ve bu yalana seyirci kalanları,

Yumurta zararlı diyenleri, kolesterol yalanıyla bizleri senelerce maddi ve manevi açıdan sömürenleri,

Bugün gripte işe yaramıyor dedikleri antibiyotikleri yıllarca grip için adeta olmazsa olmaz görenleri, bu ilacı griple neredeyse özdeş algılanır hale getirenleri, gereksiz kullanılan ilaçla karaciğerimizi yoranları, savunma sistemimizi zaafa uğratanları, çoluk çocuğun, öksüz ve yetimin hakkının bütçeden buralara akmasına yol açanları,

Her birisi ayrı bir gıda ürünü yahut diş macunu vs reklamında oynayanları, ücret aldıkları ürünü en sağlıklısı bu diye sunanları,

Sahte bal reklamlarına yıllardır izin verenleri, bunları İslami denilen kanallarda yayınlayarak toplumun dini duygularını suistimal edenleri, böylece bünyelere ektikleri gıda zehriyle geleceğin hasta potansiyelini yaratanları,

Komşunun küçük oğlu kızının azıcık saçını çekse ailesinin hemen kapısına dikilen ancak çocuklarının bu şekilde sağlığı, geleceği çalınırken sesini dahi çıkarmayan şu garip zamanın bir garip modern ebeveynlerini,

Tüm bunlara bir kez olsun ağzını açmayan, "Biz seni fakir bulup da zengin etmedik mi" açık ayetine rağmen eşi zengin bir tüccar olan peygamber için çok fakirdi, çoğu gün hasırın üzerinde uyurdu rivayetlerini vs. tercih eden din adamlarını,

Sarı kantaron da serotonin yükseltirken bir kez olsun onu önermeyenleri, terapi vb alternatif metotları yok sayarak küçük - büyük her şikayete, hastalık olan olmayan her soruna sadece ilaç yazanları, buna sesini çıkarmayanları, bunları görmezden gelenleri,

Gereksiz tahlillerle vs kendi devletini sanki Yunan devleti gibi görerek acımasızca soyanları,

Daha böyle nice zulme gerek imza atanları gerekse seyirci kalanları asla;

AFFETMİYORUM!

Onları bu dünyada elimden geldiğince deşifre etmeye / unutturmamaya devam edecek, ahirette de hakkımı asla helal etmeyeceğim!

İzzet GÜLLÜ
Psikolog