• https://api.whatsapp.com/send?phone=05521012184
  • https://www.twitter.com/@kifsamer
  • https://www.instagram.com/psikologizzetgullu
  • https://youtube.com/@psikologizzetgullu

Mesleki Mücadelem

STATÜKO SİZE NE DİYOR, BEN SİZE  NE DİYORUM

Statüko, “Şu – şu belirtiler varsa hastasınız” diyor! Ben ise, “Psikiyatride duygu durum, davranış ve düşünce ile ilgili sorunlar hastalık değildir; yalan söylüyorsunuz! Bırakın bunun elli çeşit ispatını, kendi mesleki kitaplarınız bile hastalık demez, bozukluk der. Kendi mesleki kitaplarınız sizi inkar ediyor başta, ben etmişim çok mu! Zaten bunu bildiğiniz için yazılarıma çıtınız çıkmıyor! Yoksa yeri göğü birbirine katardınız! Bu durumda milleti göz göre göre kandırıyorsunuz” diyorum!

Statüko, “Teşhisi şu, ilacı da bu” diyor! Ben, “Bu sorunların başta algı olmak üzere elli çeşit nedeni var! Siz meseleyi sadece serotonin meselesi olarak görerek ve öyle yaklaşarak basite alıyorsunuz! Bir meslektaşımın dediği gibi sorunların esas sebeplerini perdeliyor, kapitalizmin eli reçeteli gardiyanlığını yapıyorsunuz! “Sistemde, koşullarında, algılama tarzında, düşünce biçiminde, yaşam felsefende, hayatı yaşama biçiminde vs. yani başka hiçbir şeyde sorun yok; tek sorun beyninizde” mesajı vererek milleti aldatıyorsunuz! Milleti kendisiyle, beyniyle, ruhuyla boğuşturuyorsunuz!

Lafta olmasa bile icraatta sebep olarak sadece serotonini görüyor, haliyle hastalık olmayan sorunları bir hastalık ajanı olan ilaçla, üstelik de “sadece ilaçla” tedavi etmeye kalkıyor, böylece kişileri bütüncül yaklaşımlardan uzak tutuyor, doğru yaklaşımlardan mahrum ediyorsunuz! Hastalık olmayan sorunlara sadece ilaçla çare aramakla hem zamanlarını çalıyor hem de sıkıntılı süreçlerin daha da şiddetlenmesine ve uzamasına hizmet ediyorsunuz! Yani siz tedavi etmiyor, hasta ediyorsunuz” diyorum!

Statüko, “Sizi hastalık etkiliyor” diyor; ben ise, “Hayır! Sizi etkileyen sorun algınız” diyorum! “Sorun; sorunlarda değil! Sorun; sorun algınızda! Haliyle çözüm de burada” diyorum.

“Statüko yıllardır algısal süreçlere önem veren bir yardımı ağzına dahi almaz! Hatta, “Terapi zordur” diye bir hikaye uydurmuştur ki millet bu konularda yardım almak istese bile alamaz bir hale gelsin! Kendisine ve sadece ilaca mahkum olsun! Her yolu tıkamıştır statüko! Pratisyen hekim her hastalığı ilaçla tedavi edebilir ama aynı şekilde fakülte bitiren birisi terapi yapamaz yani kişilerle oturup konuşamaz ona göre! Statükonun ben bugüne dek tek bir hayırlı, mantıklı ve makul yanını görmedim” diyorum ben! Ne yapsaydım, görmediğim halde gördüm mü deseydim?

İki dakika zaman ayırıyor, sadece üç - beş belirtiye bakıyor, belirtiye hastalık muamelesi çekiyor, “Sen hastasın, adı da şu, ilacı da bu. Al, iç gel. Git iç, yine gel…” diyorsunuz! Ruha ve ruhla alakalı her soruna sadece doku ve organ muamelesi çekiyorsunuz. Cinayetten daha elim olan bu sömürüye, “Yeter artık, dur” diyorum! Demeyeyim mi?

“Hastalık yani, “Sizi şu – şu belirtiler etkiliyor” demek sizi yağmur ıslatıyor demekle yahut sizi işlediğiniz günah etkiliyor demekle aynı şeydir. Bu, işte bu kadar mantıksızdır. Bu, işte bu kadar gerçek dışıdır. Siz de bu kadar gerçeklikten uzaksınız işte” diyorum! 

Sizi sorunlarınız etkiliyor demek sizi yağmur ıslatıyor demekle aynı şeydir. Sizi sorunlarınız etkiliyor demek sizi işlediğiniz günah etkiliyor demekle aynı şeydir.

Oysa sizi ıslatan yağmur değildir; şemsiye kullanmamaktır. Aynı şekilde sizi etkileyen işlediğiniz günah değildir; günah algınız ve inancınızdır. İşlediğiniz davranışı günah olmadığı şeklinde algıladığınızda, bu eyleme böyle inandığınızda o davranış sizi hiç etkilemez olur! Görüldüğü üzere statüko ağa babası psikiyatriye ve onun güdümündeki küçük yaveri psikolojiye akli, mantıki ve bilimsel bir yolda değilsiniz; akla durgunluk verecek ölçüde vahim bir hata içindesiniz diyorum!

Statükoya, “Sorunlar sizin varlığınızla doğru orantılı olarak artıyor. Bu da benim dediklerimi ispat ediyor. Sorunlar doğal süreç gereği çoğalmıyor; sizlerin sayısı arttıkça ve popülariteniz / etkinlik sahanız genişledikçe verdiğiniz hatalı mesajlara maruz kalan insan sayısı artıyor. Sorunlar da bu yüzden sizin sayınızla orantılı olarak artıyor; bilakis azalması gerekirken! 

Madem doğru yoldasınız; sorunlar neden sizin uzmanlık bilgilerinizle birlikte hızla azalmıyor! Çünkü sizler tedavi görüntüsü adı altında önce hasta ve hastalık algısı, dolayısıyla da yapay hastalıklar, suni hastalar üretiyorsunuz! Hasta eden hastalık algısı ve inancı inşa ediyorsunuz” diyorum! 

PEKİ SİZLER NE DİYORSUNUZ, BEN NE DİYORUM

Yüzlerce yazı ile tek tek anlattım. Statüko özetle bunları diyor, ben de özetle böyle cevap veriyorum. Peki siz ne diyorsunuz; ben ne diyorum?

Sizler, “Statüko yalan söyler mi, koskoca…” diyorsunuz; ben ise size, “Yıllardır anlatıyorum, elli çeşit yalan – dolan saydım. Hala inanamıyorsanız sizin bu sorununuz da algı sorunu” diyorum! “Keşke yaşamda herkese de bu kadar hüsnü zanlı davransanız, ne iyi olurdu” diyorum size! Bu statükoyu bunca yanlışına rağmen hala ayakta tutan sizin bu saplantılı hüsnü zannınızdır, başka bir şey değil” diyorum!

Sizler, “Yazılarınızı okuyoruz, doğru olduğunu da görüyoruz, ama niye yüzde yüz sorunlarımız çözülmüyor öyleyse” diyorsunuz belki de! Ben de size, “Bu sorgulamayı asıl tıbbi tedavileriniz, aldığınız ilaçlar için yapın. Madem siz hastasınız, üstelik adı da konulmuş, hem ilacı da var madem. Siz neden yıllardır iyileşemiyorsunuz o halde” diye soruyorum! 

“Yazılarımı okumak, içeriği hakkında “doğru” demek bilinçaltınızın her bir köşesine kök salmış zehirli bir algıyı ve inancı anında değiştirir mi sanıyorsunuz? Yılların şartlanmışlığını bir – kaç yazı okumakla söküp atmak kolay mı zannediyorsunuz” diyorum. 

Psikiyatri ilaçlarına yahut aynı mantıksal yaklaşımla işleyen klasik terapi süreçlerine sekiz – on yıl obsiyon tanırken aklınıza gelmeyen sorular bir – kaç yazı okuyunca geliyorsa algınızı gözden geçirin diyorum! Önyargıyı parçalamanın atomu parçalamaktan daha zor olduğunu bilmiyor musunuz. Bu yüzden size sadece ikna metodunu değil; telkin etkisini de öneriyorum!

SONUÇ 1

Sorunlarınız patolojik sorun değil; algı sorunu!

Sizi yaşadıklarınız değil; sorun algınız, sorun inancınız etkiliyor!

Sizi yağmur değil; şemsiye kullanmamak ıslatıyor!

Kısaca statüko, “Yağmuru dindirelim, sizi o ıslatıyor” diyor; bulutlarla savaşıyor, yağmuru dindiremediği gibi iklimi de bozuyor! (yağmur vakti gelince kendisi diner, dinmiyorsa iklimi bozmuşlardır). Ben ise, “Hayır, sizi şemsiye kullanmamak ıslatıyor. Öyleyse şemsiye kullanın. Yağmurla, bulutlarla, rüzgarla savaşmak sizi mahvediyor” diyorum!

Statüko öyle, ben ise böyle derken size tek bir şey kalıyor: Seçiminizi doğru yapmak!

Şu hayatta çoğu şey tercihlerimizin sonucudur! İyileşmek de iyileşme adı altında sürünüp gitmek de!

SONUÇ 2

Statüko bugüne kadar saygın, işini bilen, vakur, halktan uzak ve kibirli tavrıyla, en önemlisi de göz boyayan ışıltılı etiketiyle kendisini tartışılmaktan hep uzak tuttu ve korudu. Bu statüko bir kere tartışılmaya başlandı mı lime lime dökülmeye mahkumdur! Çünkü onu tartışmalardan uzak tutarak koruyan güçlü algı yıkıldı! Artık tartışılıyor. Bari kendisini savunacak argümanları olsa? O da yok! Dışarıdaki tartışılamaz algısı / duvarı yıkıldı, içeride ise kendisini savunacak tek bir sağlam argümanı yok! İşte statüko bu iki sebeple yıkılmaya mahkumdur!

Psikolog

İzzet Güllü

 


Yorumlar - Yorum Yaz
BEN PSİKİYATRİYLE NEDEN MÜCADELE EDİYORUM?

100 Kişiden sadece 12'sine doğru teşhis koymak (ve buna hala çıt çıkarmamak)

3-5 dakikada milleti hastalıkla etiketlemek

Tahlilsiz - ispatsız teşhis koymak

Belirtilere hastalığın kendisi muamelesi çekmek

Bozukluğa hastalık demek

Her sorunu biyolojik lezyonla açıklamak

Psikososyal nitelikli sorunlara tıbbi yaklaşımla müdahale etmek

Batı kanserde bile psikolojik yaklaşımları ihmal etmezken psikolojik sorunlarda bile yıllardır psikolojik destek vermemek

Ruhsal yardım işini sadece ilaca indirgemek

İnsani duygu durumlara bile hastalık demek

Her soruna büyük ölçüde antidepresan vermek

İlacını değiştirdik dediği durumlarda bile çoğu zaman sadece ticari adını değiştirmek, milleti kandırmak

Yüksek dozlu tek bir ilaç yerine dozu düşük tutarak üç - dört kalem aynı grup ilacı birden vermek (bakın bizde de diğer branşlar gibi çok ilaç var mesajı verme adına)

Bunlar sadece benim tespit ettiğim psikiyatri yalanları, suistimalleri ve sömürüleri...

Sözkonusu sağlık olduğu için bunların her birisi doğurdukları sonuçlar açısından (boş yere uzayan acılar, gereksiz yere içine girilen hastalık algıları ve durup dururken sorunlu hale gelmeler, gereksiz yere alınan ilaçlar ve onun bir yığın komplikasyonu vb. açılardan) cinayete eş değer yanlışlıklardır...

Bu yanlışlarla, sömürü ve suistimallerle mücadele etmek sadece mesleki bir görev değildir; en başta insani ve vicdani bir vazifedir. Yıllardır imkanlarım nispetince bunu yapmaya çabalıyorum!