• https://api.whatsapp.com/send?phone=05521012184
  • https://www.twitter.com/@kifsamer
  • https://www.instagram.com/psikologizzetgullu
  • https://youtube.com/@psikologizzetgullu
Algı Tamircisi
www.izzetgullu.net
ZORLUKLARIN İLACI ANTİDEPRESAN DEĞİLDİR; SABIR TERAPİSİDİR
14/09/2013
Allah, "Zorluklar karşısında sabredin" diyor.

Dikkat edin:

Zorluklarla didişin / savaşın demiyor; sabredin diyor...

Bu arada sabretmeyi aptalcasına bir katlanma süreci zannedenlere hemen hatırlatayım:

Sabır içimizde işleyen doğal iyileştirici sisteme işini görebilmesi ve sonuç alabilmesi için gerekli olan makul süreyi tanımak demektir. Çünkü yaşamda zamandan bağımsız hiç bir şey yoktur. Tersi ise hastayım, doktorum nerede, bana ilaç lazım, hala iyileşemedim, hemen iyileşmem lazım diye düşüne düşüne bu yapının doğal çalışma mekanizmasını sekteye uğratmak, bu sistemin işleyen iki ayağını durup dururken bir pabucun içine sokmaktır.

Evet...

Ruhsal sıkıntılar tıbbi hastalık değildir; sadece birer zorluktur! Bize sıkıntı veren her süreç hastalık değildir. Öyle olsaydı ne yaman olurdu bizim halimiz! Borç çilesi bile hastalık sayılırdı o zaman!

Zorluklar karşısında önerilen bu ilahi kural haliyle ruhsal sıkıntılar için de geçerlidir!

Ben sadece ilahi mesaj bu yönde olduğu için mi böyle düşünüyorum?

Hayır!

Klinik ve mesleki tecrübelerim de bunun böyle olduğunu gösteriyor.

Zorluklar karşısında yapılması gereken yaşanılan zorluklara tıbbi hastalık muamelesi çekmek değildir; sadece sabretmektir.

Ama hangi sabırla?

Nasıl bir sabır?

Sızlana sızlana, şikayet ede ede, istemeye istemeye, istenilmediği için de her fırsatta savaşa savaşa (tedavi bir savaş biçimidir mesela) yani zoraki geçirilen çileli bir katlanma sürecinin adı sabretmek değildir.

Bu sabır değil; gönülsüz bir katlanma sürecidir sadece!

Bu olması gereken ve zorluklara ilaç olacak bir sabır türü değildir. Hatta bu sabır bile değildir ki sabrın başka bir türü olsun!

Sabır gönül huzuruyla kendini teslim etmek, içine girilen sıkıntı verici süreçten hiçbir endişe duymamaktır.

Sabır tasalanmamaktır!

Her şeyde bir hayır vardır gözüyle bakmaktır sabretmek. Bu bakış açısı yoksa sabır da olmaz zaten!

Sabır bir süre savaşmak, başaramayınca sabrettim deme uyanıklığı göstermek değildir. Sabreden savaşmaz; sabır bir razı olma, eyvallah deme eylemidir.

Sabretmek kaygıyla değil tebessümle, yani oflayarak değil gülümseyerek mukabelede bulunmaktır.

Sabretmek olumlu psikoloji ile beynimize olumsuz diye kazınan, bize böyle ezberletilen ama aslında onun da özü olumlu olan duygular arasında en ufak bir ayrım yapmamak, ikisine de öz evlat muamelesi çekmektir.

Sabretmek sevginin fazlasını kutsamak, hüznün ve üzüntünün fazlasına ise hastalık deme çifte standardı değildir.

Sabreden kişi olmak hüznün çoğuna hüzün hastalığı diyen bir tasavvuf ehli olmak da değildir.

Sabretmek her duygunun bir duygu olduğunu idrak etmek, olumlu olumsuz duygu ayrımının bizler tarafından sonradan yapılmış garip bir kategorileştirme türü ve etiketleme şekli olduğunu anlayacak basirete sahip olmaktır.

Sabretmeyi bölge algılayıp böyle hayatına geçirenler sabretmiş olur ancak!

Diğerleri ise kasvetle, şikayetle, çileyle geçirilen zoraki bir tahammül sürecinin adına sabretme diyerek hem bizi hem de kendilerini kandırırlar.

Ruhi dediğimiz ve sorun adını taktığımız tüm psikolojik süreçler hastalık değil; birer zorluktur en fazla!

Ve bazen zorlukta rahmet vardır! Neyin hakkımızda faydalı neyin zararlı olduğunu ABD'deki lobi değil sadece Allah bilir! Bu lobiler düne kadar tereyağına zararlı derdi. Margarin önerirdi!

En önemlisi de bir zorluk türü olan ruhi sıkıntıların ilacı antidepresanlar değil; hakkıyla kavranmış bir sabırdır.

Sabır azaldı, antidepresanlar çoğaldı!

Terapi ekolleri bu sürece hastalık muamelesi çekerek iyileştirmeye değil; esas panzehir olan ve günümüzde adeta unutulan, unutmayanların da yamuk - yumuk bildiği bu kadim tutumu doğru belletmeye ve desteklemeye, yani sabrı en kamil manada tatbik ettirme desteği vermeye dönük olmalıdır.

Hem özü zararsız hem de doğası kendiliğinden düzelmeye eğilimli olan süreçlere hastalık diyerek bu sorunları daha dirençli hale getirme çabalarının adına tedavi ve terapi demeyi ne zaman terk edeceğiz acaba!

Bu alandaki hile-i şerriyeleri çözdüğümüz zaman tabi ki!

Ben bu hile-i şerriyeyi deşifre ediyorum.

O yüzden bu yöndeki yazılarım sadece eleştiri ve bazı gerçeklerin gün ışığına çıkması açısından değil; aynı zamanda birer iyileştirme ajanı olarak da değer taşımaktadır.

 



4196 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Birkaç Fikri Kırıntı - 26/12/2023
Sabahın beşinde
LAİKLİK DİNSİZLİK MİDİR - 24/12/2023
.
Yerli Selefiler Milli Robot Yapmış - 03/02/2023
Hatalı Kandil Algısı - 26/01/2023
Kandil Var mı Yok mu?
Son Risale Dersi - 23/01/2023
Buldum Deme, Hep Ara
Şu Zamanda Akla Kurt Düşürmenin Önemi - 22/01/2023
.
Niyet Ettim Kırbaç İçin Namaz Kılmaya - 22/01/2023
Allah Dışı Kaygılara Kulluk Ettirmek
Mutsuz İnsan Projesi - 21/01/2023
.
Ruhlarımızdaki Şeriat Çatışması - 19/01/2023
Şeriat Yok Diye Yanacak Yıyız?
 Devamı