• https://api.whatsapp.com/send?phone=05521012184
  • https://www.twitter.com/@kifsamer
  • https://www.instagram.com/psikologizzetgullu
  • https://youtube.com/@psikologizzetgullu
Algı Tamircisi
www.izzetgullu.net
HER GÜN YENİ BİR ÇİVİ DAHA SÖKÜLÜYOR
23/01/2014
Yazılar geliyor. Mailler vs. Klinik öyküleri. Buralarda yaşanılan ibretlik vaka örnekleri. Ayrıca çevremden de görüyorum.
 
Bazen, "Bu kişiler nerede okumuş, nasıl olmuş da gerçeklerden, bilimsellikten, iz'andan, insaftan, vicdandan bu kadar uzağa düşmüşler acaba" diyesi geliyor insanın! Bu gibi durumlarda ünlü bir düşünürün, "Bu kadar cehalet ancak diploma ile mümkündür" demesini hatırlıyorum sonra. 
 
"Göz teması var, tahliller de temiz çıktı ama otizm var yine de!" Son trend bu! Bu sektörde suistimal sınır tanımıyor artık!
 
Göz teması varmış!
 
Tahliller de temizmiş!
 
Ama yine de otizm varmış! 
 
"Tahliller temiz çıktı, hastanın en ufak bir şikayeti de yok ama yine de kanser var" demek kadar büyük olan bu garabet anlayış yüzünden nice çocuklara otizm raporları çıkarılıyor! Boş yere özel eğitim kurumlarına gönderiliyor, oralarda "otizm eğitimi" almaya mahkum ediliyor. Sağlam çocukları özürlülere eğitim verilen yerlere göndermenin elli çeşit komplikasyonu var; kimin umurunda!
 
Bir otizm salgınıdır gidiyor. Sanki bir yerlerden düğmeye basıldı. Aklıma geçen yıl yapılan, "Otizmi tanı, otizmi tanıt, otizme ikna et" türü bir sloganın kullanıldığı ve adeta, "Çevrenizde on binlerce yapay otistik bireyler yaratın" demeye getiren ilginç propagandayı hatırlıyorum! Bakanlık bile bunu gündemine almıştı. Hatta bir ay otizm ayı seçilmişti.
 
Düşünün ki kanserin bile haftası var ama otizm için koca bir ay seçilmiş! Böyle uyduruk bir tabloyu otizm diye yutturabilmek için ancak her yıl bir ayı bu işe ayırmak gerekir; başka nasıl olacak!
 
Gelinen nokta:
 
3 - 5 yaşındaki ufacık çocuklara 3 - 5 dakikada konulan otizm teşhisleri!
 
Önce patlatılan plastik DEHB vaka sayısı...
 
Şimdi de uyduruk Otizm salgını!
 
Ve avucunu açmış bekleyen; iletişimsel nitelikli aile sorunlarını, öğrenilmiş bir kazanım olan davranış sorunlarını, hatta konuşma bozukluklarını dahi antidepresanla tedavi için bekleyen statüko!
 
İş güçten psikiyatri kliniklerine yeterince gidemeyen fakat çocukları sözkonusu olduğunda dağı bile deviren yetişkinler artık onun gözünü doyurmuyor!
 
Bu yüzden sektör gözünü masum çocuklara dikmiş anlaşılan!
 
"Ben uzmanım kardeşim, bakar bakmaz anlarım" egosu bu filmde baş aktör! Geçenlerde ekranlarda konuşan bir psikiyatri uzmanı sıkılmadan, "Bırakın görüşmeyi vs, artık biz kapıdan daha girerken anlıyoruz hastalığı" demesi ile dışa yansıyan baskın anlayış...
 
Sonuç:  Her 100 kişiden sadece 12'sine doğru teşhis koyan ama buna tek bir tanesinin bile çıtını çıkarmadığı, bunu adeta normal gören bir sektör!
 
Kitaplardaki, "Psikiyatrik tanılama görüşmesi en az 45 dakika olmalıdır; yetmez, bu gözlem, test vb envanter bulgularıyla da desteklenmelidir" gerçeğine rağmen gelinen bu ürkütücü nokta! Bu sektörde çalıştığım için bu tür açık suistimaller nedeniyle nefret ediyorum. Mesleğime olan aşkımın çok önüne geçiyor; her gün bu tür sömürüleri görmenin verdiği vicdani ızdırap ve iç kavuran çaresizlik duygusu!
 
Bunun için savaşıyorum bu statüko ile, keyfimden değil! Bu yüzden göze alıyorum, "Hastanın reçetesini yırtmış" yalan dolanıyla yapılan idari şikayetleri ve bel altını hedefleyen bir sürü kara iftirayı! Ya bana ne anlayışını benimse, insan olmaktan; çık ya da dik dur, göz yumma, savaş ve insan kal ikilemi arasında bu yüzden sürekli durduğum mevziyi korumaya çabalıyorum!
 
Zeka testi...
 
Zeka değerlendirmesinde zeka testinin tek başına bir ölçüm aracı olmadığını, dinamik ve çok etkenli bir canlının statik bir soru formuyla değerlendirilemeyeceğini, bunun yüz çeşit mahzuru bulunduğunu dahi bilmeyen o kadar çok profesyonel var ki bu alanda! Daha bunu bile bilmeyenler neyi bilebilir ki! Oysa bu en temel mesleki gerçektir.
 
"Zeka testi sonucu eşittir zeka değeri" sanan eller yüzünden ne çok kişiye etiket konuyor!
 
Bu çivisi çıkık olan ama yıllardır en ufak bir çivi çakılmayan alanda öyle cinayetler işleniyor ki! Bana bunlara karşı susmamak, ölene dek savaşmak, celladına aşıklar dünyasında sonuç vermeyeceğini bilsem dahi bu çirkinliklerle boğuşmak düşüyor. Bunu yapacak gücüm de cesaretim de birikimim de var; şükürler olsun! Öyleyse bıkıp usanmadan yola devam!


3464 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Birkaç Fikri Kırıntı - 26/12/2023
Sabahın beşinde
LAİKLİK DİNSİZLİK MİDİR - 24/12/2023
.
Yerli Selefiler Milli Robot Yapmış - 03/02/2023
Hatalı Kandil Algısı - 26/01/2023
Kandil Var mı Yok mu?
Son Risale Dersi - 23/01/2023
Buldum Deme, Hep Ara
Şu Zamanda Akla Kurt Düşürmenin Önemi - 22/01/2023
.
Niyet Ettim Kırbaç İçin Namaz Kılmaya - 22/01/2023
Allah Dışı Kaygılara Kulluk Ettirmek
Mutsuz İnsan Projesi - 21/01/2023
.
Ruhlarımızdaki Şeriat Çatışması - 19/01/2023
Şeriat Yok Diye Yanacak Yıyız?
 Devamı