• https://api.whatsapp.com/send?phone=05521012184
  • https://www.twitter.com/@kifsamer
  • https://www.instagram.com/psikologizzetgullu
  • https://youtube.com/@psikologizzetgullu
Algı Tamircisi
www.izzetgullu.net
EHLİ SÜNNET FIRKA MIDIR YOKSA İSLAMIN BİZATİHİ KENDİSİ MİDİR
25/07/2017

Son günlerde Diyanet sosyal medya üzerinden bir açıklama yaptı ve Ehli Sünnetin bir fırka değil, ana gövde yani İslamın bizzat kendisi olduğunu söyledi.

Şiilerin, vahhabilerin, velhasıl tüm fırkaların kendilerini böyle ana gövde/İslamın kendisi olarak gördüklerini, dolayısı ile buna şaşırılmaması gerektiğini hatırlatmak, sonra da bu iddiayı ilahi kelam olan Kur'anın hakemliğinde test etmek istiyorum!

Malum, İslam bize Kur'anla bildirildi. Elimizde halihazırda korunmuş bir kitap olan Kur'an mevcut! Bu sebeple işimiz son derece kolay. Hangi konuda Kur'an ne diyor, Ehli Sünnet ne diyor diye bakarız, bizim fırka dediğimiz, kendilerinin ise ana gövde olarak gördükleri ehli sünnet gerçekten de İslamın kendisi mi değil mi, kolaylıkla görebiliriz.

Bilindiği üzere Kur'an bize kendisini tam ve eksiksiz bir kitap olarak tarif ediyor. Zaten böyle olması da gerekir. Aksi halde eksikliklerden münezzeh olanın eksik din yollayarak eksik iş yaptığını iddia etmiş oluruz. Ehli Sünnete göre ise Kur'anda her şey yoktur. Sadece belli konular bulunur, çoğu hususun detayı mevcut değildir.

Kur'andaki İslamda Kur'an mubindir yani apaçıktır. Allah tarafından etraflıca açıklanmış, tam detaylı bir şekilde tefsir edilmiştir (mufassal kitaptır). Ehli Sünnet dininde ise Kur'an kapalıdır, derin ilim gerekir, tam detaylı bir şekilde tefsir edilmemiştir, bu işi elçi ve ulema yapmıştır.

Kur'andaki İslam vahiyle kemale ermiş, din nimeti 1400 sene önce, 23 sene sonunda tamam olmuştur. Ehli Sünnete göre din vahiyle kemale ermez, tam tersine eksik kalır. Din rivayetlerle, içtihatlarla, fetvalarla vs tamam olur.

İndirilen dinde (İslamda) Kur'an en doğru yola iletir. Ehli Sünnet dininde ise Kur'an tek başına doğru için kafi gelmez. Hatta çoğu ehli sünnet önderine göre sadece Kur'ana uyan sapıktır.

İslamda peygamberlerin tek görevi vahyi bildirmektir. Yani elçiliktir. Ehli Sünnet dinindeki yaygın bir kanıya göre ise peygamberleri sadece elçi görmek onlara hakarettir. Oysa alemlerin rabbine elçi olarak seçilmek tek başına bile muazzam bir makamdır.

İslama göre dinde sadece Allah hüküm verebilir. Bu yetkisine kimseyi ortak etmez. Ehli Sünnet dininde ise sadece Allah değil, peygamber ve ulema da hüküm koyabilir. Bu hükümlerin Kur'andan olması da gerekmez (61 gün kefaret ve kırkta bir zekat hükümleri gibi). Oysa Allah elçisine indirilenle hüküm ver der. 61 gün kefaret, kırkta bir zekat, recm vb indirilenle verilmiş birer hüküm müdür? Bunlar indirilenin hangi ayetinden çıkmıştır?

İslamda zekat ihtiyaç fazlasıdır, Ehli Sünnet dininde kırkta birdir.

İslamda zinanın cezası celdeyken Ehli Sünnet dininde bu ceza recmdir. (Rivayet vahyin önüne geçerek pratikte ayeti neshetmiştir. Bunun başka örnekleri de vardır)

İslamda dinde zorlama yoktur, Din muttakiler için bir öğüttür, peygambere bile sen onların üzerinde vekil değilsin denir. Ehli Sünnet dininde ise dinde zorlama vardır, sadece dine girmek için zorlama yapılamaz.

İslamda ölüler işitmez, Ehli Sünnet dininde Ya Binti Ayşe vs denilmek suretiyle ölülere tekmil verilir.

İslamda Kur'an düşünmek ve öğüt almak için indirilmiştir, Ehli Sünnet dininde ise Kur'an anlamadan, hatim indirmek, ölülere ithaf etmek gibi gayelerle de okunabilir. Hatta Kur'anı anlama çabası mealcilik olarak görülür, fazla doğru ve sevimli bulunmaz.

İslamda herkese ancak kendi emeğinin karşılığı varken Ehli Sünnet dininde diriler ölülerin ruhuna bu dünyadan sevap hediye gönderebilir.

İslamda kesin olmayan şeyin ardından gidilmez, zanna uyulmaz. Ehli sünnet ise birer zan olan rivayetleri, ulema kanaatlerini vs de din kabul eder.

İslamda hakikati ancak temiz akıl sahipleri anlar, Ehli Sünnette ise derin ilim sahipleri anlar.

İslamda dini parça parça etmek, dinde grup grup olmak haramdır. Ehli Sünnet dininde ise bu ayrılık zenginliktir, sunulan bir kolaylıktır, hatta rahmettir.

Bu liste saatlerce uzatılabilir. Bunlar sadece birer örnektir. Konu din olunca fazlasına gerek yoktur. Buradaki hususlardan tek bir tanesi bile Ehli Sünnetin ana gövde yani İslamın kendisi olmadığını ispat için kafidir. Hatta bunlar bize, Ehli Sünnetin bırakın ana gövde olmayı, İslamın bir alt meshebi olmaktan dahi çıkarak çoğu hususta Kur'anla alenen ters hükümleri olan müstakil bir din haline geldiğini de gösterir.

Evet Ehli Sünnet ana gövde yani İslamın kendisi değildir. Hatta kanaatimce Ehli Sünnet bu haliyle İslamın alt bir mezhebi olmaktan da uzaklaşmıştır. Kendine has hükümleri, kuralları ve kanunları olan müstakil bir din haline dönüşmüştür.

Ehli Sünnet dininin hac, namaz, oruç, kurban gibi bazı konularda Kur'anla bize bildirilen İslama benzemesi onu İslamın alt bir mezhebi yapmaya yeterli değildir. Kuşkusuz ki tüm semavi dinler arasında da bir çok konuda ortak noktalar, bir dizi benzerlikler vardır.

Özetle İslam sadece alemlerin rabbi olan Allah'ın ilah (tek otorite) olduğu bir tevhid dinidir. Ehli Sünnet ise Allah, peygamber ve ulema üçlüsünün otoriteyi paylaştığı çok kurucu ortaklı bir şirket dinidir.

Allah elçisine "Ben sadece vahye uyarım de" diyor. Biz de elçiye itaat etmeli ve onun gibi sadece vahye uymalıyız. Elçi sadece vahye uyarken sadece vahiy olmaz demenin elçiye itaatsizlik olduğunu idrak etmeliyiz. Rivayetleri, kanaatleri yani Kur'anın zan ve tamin dediği beşeri şeyleri Allah'ın dini sayarak, bunlar da dindir diyerek Allah'a iftira etmekten vazgeçmeliyiz. Allah buna elleriyle kitap yazıp sonra bu da Allah katındandır, bu da dindir derler diyor.

"Hakkı batılla karıştırmayın, bile bile gerçeği gizlemeyin" (Bakara 42)

"Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik" (Rum 58)

"Biz kitapta her şeyi etraflıca açıkladık" (Nahl 89)

"Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, onların arzularına uyma" (Maide 49)

"Eğer Peygamber bize bazı sözler izafe etmeye kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız" (Hakka 44/47)

"Onların çoğu zandan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki zan, gerçek namına bir şey ifade etmez" Yunus 36

"Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” (Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd, Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33)

“Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.” 
(Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)

"Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığınız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber dedi ki: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” (Hadis) (Allah elçisine sonradan hadis yazmak için izin verdi diyorlar. Hadis işine böyle bakan, tarih boyunca yaşanan tüm dini sapmaları bu olguyla açıklayan biri sonradan hiç izin verir mi?)

“Kuran`dan başka hidayet kaynağı arayan sapıtmıştır” (Tirmizi 2906)

"Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir" (Ebu Davud, Tırmizi)

(Not: Bu rivayetleri işime gelince hadisleri kaynak kabul ettiğim için değil, Ehli Sünnetin kendi içindeki çelişkisini göstermek için paylaştım! Yani bakın bunlar da hadis, bunlara niye itaat etmiyorsunuz demek için! Kaldı ki hadisler din sayılmadıktan sonra bir tarihi bilgi ve Siyer kaynağı olarak kabul edilebilir, buna bir itirazımız yoktur.)

“Müşrikler az kalsın seni, indirdiğimiz vahyin dışına çıkarıp adımıza başka sözler uydurmanı sağlıyorlardı. Eğer bunu başarabilselerdi
seni dost edineceklerdi." (İsra 73)

Elçinin vahyin dışına çıkamayacağı çok açık değil mi? Elçi vahyin dışına çıksaydı kuşkusuz ki bunu Kur'ana uygun yapacaktı. Acak buna bile izin verilmiyor. Verilmiyor çünkü din ilahi olandır, harfi harfine elçiye Cebrail aracılığıyla iletilendir. Ne acıdır ki elçi yaşarken onu vahyin dışına çıkaramayanlar bu kadim emellerine o vefat ettikten sonra "Peygamberimiz buyurdu ki" demek suretiyle ulaştılar. Böylece ortaya birinin haram dediğine diğerinin helal diyebildiği, ümmeti bin fırkaya bölen, bir kısmı ilahi ama daha büyük kısmı beşeri olan bir din çıkardılar. Oysa İslam Allah'n dinidir ve yüzde yüzü ilahidir.

"Dini parça parça edenlerden ve dinde grup grup ayrılanlardan olmayın" (Rum 32)

Ne zaman ki dinde kaynak sayısı artmış, dinde ayrılıklar ve tefrika ortaya çıkmıştır. Böylece her bir alimin kanaati, içtihadı, yorumu, tevili, ilavesi din olmuştur. Görüldüğü üzere dinde gruplara ayrılmak, Şia, Sunni, Ehli Sünnet vb isimler almak açıkça yasak edilmiştir. Bugün Şillerin de Sunnilerin de Kur'anı aynıdır. Peki hadislerine ve sünnetlerine de birebir aynı diyebilir miyiz? Bokoharam'ın sünneti ayrıdır Taliban'ın sünneti ayrı! Kimine göre kadın sünneti dindir kimine göre kültür! Kimine göre sakal kesmek haramdır kimine göre caiz! Görüldüğü üzere din vahiy olmaktan çıkınca, dinde otorite (paralel ilah) sayısı artınca ortaya ulema sayısınca din ve telakki çıkıyor. Rum 32'ye muhatap olan bir ümmet meydana geliyor.



980 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Birkaç Fikri Kırıntı - 26/12/2023
Sabahın beşinde
LAİKLİK DİNSİZLİK MİDİR - 24/12/2023
.
Yerli Selefiler Milli Robot Yapmış - 03/02/2023
Hatalı Kandil Algısı - 26/01/2023
Kandil Var mı Yok mu?
Son Risale Dersi - 23/01/2023
Buldum Deme, Hep Ara
Niyet Ettim Kırbaç İçin Namaz Kılmaya - 22/01/2023
Allah Dışı Kaygılara Kulluk Ettirmek
Şu Zamanda Akla Kurt Düşürmenin Önemi - 22/01/2023
.
Mutsuz İnsan Projesi - 21/01/2023
.
Ruhlarımızdaki Şeriat Çatışması - 19/01/2023
Şeriat Yok Diye Yanacak Yıyız?
 Devamı