• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/1551421931768073/
  • https://twitter.com/pskizzetgullu
Metin MÜNİR



Site Haritası
Anket
Görüşünüzü Paylaşın


"Önce insan ol. 
Sonra ne 
olursan ol"

İzzet Güllü

ANASAYFA




Eşini yapışık ikiz zannediyor, nefesi sürekli ensesinde dolaşıyor, onu bunaltıyor! Onun bir birey olduğunu, kendisine ait özel zaman dilimleri olabileceğini bilmiyor, biliyorsa bile görmezden geliyor! Karı koca olmayı her şeyi birlikte yapmak zannediyor! Evliliği o kadar yüceltiyor ki bu kuruma sahip olunca şaşırıyor, ne oldum delisi oluyor, taşıyamıyor bunu! Hiçbir şey yapmıyor, iyi bir eş çıksın ve beni mutlu etsin kolaycılığına sahip! Bu olmayınca eşini suçlamaya başlıyor! Çok dırdırcı! Kafa ütülemede üzerine yok! Israr hastalığı! Of! Bunun kadar kafa kemirici bir hata var mıdır acaba şu hayatta? Bu eşleri eritiyor, tüketiyor, mahvediyor! Hele hele çocukları! Bir de belki bin kere söylediği şeyleri her seferinde ilk defa söylüyormuş gibi yapması, artık gına getiren şeyleri dahi çok orijinal şeylermiş gibi bir havada söylemesi yok mu! Bunu söylemeliyim: Sadece kadınlarımıza değil, bizim çocuklarımıza ve erkeklerimize de çok yazık!
12.08.2016
Sorun; sorunlarda değil! Sorun; sorun algınızda! Algınızın değiştiği bir sorun sorunsuzlukla aynı etkiye sahiptir. Sorun parasızlıkta değil; parasızlık algınızda! Sorun fakirlikte değil; fakirlik algınızda! Fakirliği doğru algılayan zenginden bile daha fazla rahattır. Sorun eşinizde değil; sorun eş algınızda! Sorun eşinizin bazı hatalarında değil; sorun evlilik ve evlilikteki hata algınızda! Sorun depresyonda değil; depresyon algınızda! Sizi eve hapseden depresyon değildir; depresyon algınızdır. Sizden daha şiddetli hüzünleri vs. olan nice kişi var dışarıda gülümseyerek geziniyor! Sorun sıkıntılarınızda değil; sıkıntı algınızda! Sorun kendinizde değil; sorun kendilik algınızda! Sorun yaptığınız işte değil; iş algınızda! Sorun çocuklarınızda değil; sorun çocuk algınızda! Sorun çocuğunuzun yanlışlarında değil; sorun çocuklarınızla ilgili yanlış - doğru algınızda!
18.10.2013
Hasta baktık... Hastalarımız... Depresyon hastalığı... Psikiyatri hasta sayısı son dönemde... Psikiyatri kliniği... Psikiyatri servisi... Psikiyatrik ilk müdahale... Psikiyatri doktoru... Psikiyatrik hastalıklar... Psikiyatri... Her yerde kullanılan bu kavram ve cümlelerle psikolojik sorunları olanların hasta, bu kişilere verilmesi gereken en doğal yardımın da tıbbi tedavi olduğu yönünde çok güçlü, hatta sorgusuz bir algı inşa ettiler. Zihinleri narkoza uğrattılar! Başta milleti sonra da kendilerini inandırdılar; baktıklarının hasta, verdiklerinin de tedavi olduğuna... Bu asla affedilmemesi gereken bilinçli hatanın ceremesini hastalık tedavi ediliyormuş diye inandırıldığı için milyonlarca TL ilaç bütçesi ayıran devletimiz / milletimiz başta olmak üzere milyonlarca sıkıntılı insan çekti, hala da çekmeye devam ediyor.
05.10.2013
Ünlü psikiyatri profesörü bile sonunda kabul etti: Gereksiz kullanılan depresyon ilaçları depresyona, hatta şizofreniye bile sürüklüyormuş. Peki gerekli kullanılınca niye sürüklemiyor; madem öyleyse? Bu ilaçlar yoksa, "Şuan gerekli kullanıldık kardeş, o yüzden aman dikkat edelim de şizofreniye falan neden olmayalım bu sefer" mi diyor içimizde? Aman dikkat! Depresyon ilaçları hastalıklı kilo aldırıyor. Ve aldırdığı kiloyu kolay kolay veremiyorsunuz! Çok örneği var piyasada! Aman dikkat! Üzerinde, "İntihar düşüncesini alevlendirir" yazdığı halde sanki bu basit bir yan etkiymiş gibi peynir ekmek gibi veriliyor! Aman dikkat! Sizin yaşadığınız depresyon değil. Çünkü beyinde bozulan bir yapı yok! Sadece belirtilere bakarak size hastalık tanısı koyuyorlar.
21.08.2013
Psikiyatri suistimal ediyor diyorum. İşte ispatı: Son 4 yılda depresyon ilaçları tüketimi % 85 oranında artmış. Asıl dikkat çekici olanı tam da performans sistemine geçildikten sonra! Ne oldu da arttı böyle, bu dönemde beyindeki yapısal anomaliler mi patladı? İşte ikinci ispatı: Yıllardır 100 kişiden 12'sine doğru teşhis koyuyor. Ya 10 yıllık eğitim kafi gelmiyor ya da suistimal var; başka izahı yok bunun, olamaz da! Hal böyle olduğu halde sağlık postu altında işlenen bu cinayetlere sesini bile çıkarmıyor. Bu da suistimalin üçüncü delili... Yani sağlık gibi bir alandaki bu cinayetlere çıt dahi çıkarılmaması... Tasavvuf, Allah, İman diyen nice psikiyatrist bu cinayete sadece ilgisiz kalıyor. Ama hepsi sizden - benden daha muteber yine de bu sektörde!
17.08.2013
Yok ya hoşlandım... Hiç hoşuma gitmedi... Bu durumdan hiç hoşlanmadım... Üzüldüm demek ki kötüyüm! Canım sıkıldı öyleyse sorunum var! Bunlar hoşuma gitmiyor benim... Hoşuna giden şeyleri yap... Bak hoşuna gitti demek ki güzel... ... Bu böyle uzayıp gider. Hislerini ve hoşlarına gidip gitmemeyi yani duygusal durumlarını adeta kıblesi haline getirmiş ve sürekli etrafında tavaf yapan insanlar dünyasında yaşıyoruz! İnsanlar kıblesiz yapamaz. Ya gerçek kıbleye uyar ya da kendi kıblesini kendisi yaratır ona uyar! Yine ya Allah'a tapar ya börtü böceğe yani tabiata. Mutlaka tapar bir şeylere...
14.08.2013
Bayılma, şoka girme, hatta bağırma... Ne enteresan savunma sistemleri! Bir kaza sonrası her yerinizden kan akarken bayılmadığınızı düşünsenize. Hissedeceğiniz acıyı ve olası ölüm korkusunu düşünsenize. Belki de akıl sağlığımızı kaybederdik. Bu sistem sayesinde olayın farkındalığı dışında tutuluyoruz. Ta ki hastaneye varıncaya kadar ya da makul bir süre boyunca... Şok da böyle bir koruyucu mekanizma aslında. Acı dayanılmaz ve ani olduğunda devreye giriyor o da. Peki ya, “Elimde olmadan yaptım” dediğimiz ani bağırma tepkisi? Buna şimdilerde öfke nöbeti diyorlar…Sara nöbeti gibi algılansın da korksunlar diye… Hastalıkmış oda. Aslında hastalık bazı beyinlerde ve kalplerde.
16.12.2012
 8 


Enteresan İşler
 

Sorunlar uzman sayısı ile paralel artıyor! Hastane sayısı çoğalıyor ancak hasta sayısı azalmıyor!

Arama Motoru

Web'te Türkçe

Makale Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com

ÇEVİRMEN
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam115
Toplam Ziyaret370891


"İnsanlara Faydası Olmayanı Ölülerden Sayın Gitsin" (Hz. Ali)


 

 
BU SİTE NE YAPAR   

Psikolog/Yazar İzzet GÜLLÜ tarafından kurulan ve işletilen bu site mevcut psikiyatri, psikoloji, psikiyatrik tanı, psikiyatrik ve psikolojik tedavi, terapi, ruhsal hastalık, ruhsal hasta vb. olgulara farklı açılardan yaklaşır; son derece keskin eleştiriler getirir! 

Bu site hasta eden ruhsal hastalık algısıyla ve ruhsal yardım statükosunun muhtelif açmazlarıyla (yalanlarıyla, yapısal yanlışlarıyla, suistimalleriyle ve sömürüleriyle vs.) korkusuzca mücadele eder!

Yine bu site, "Kişi için gerçek; algıladığıdır" gerçeğinden ve, "Sadece balık değil; akvaryumun suyu da önemlidir" ilkesinden hareketle bireysel, toplumsal ve yapısal nitelikli tüm algı bozukluklarıyla mücadele yürütür; insanı ilgilendiren hemen her alanda sağlıklı algılar inşa etmeye çalışır! Çünkü algı düzelirse herşey düzelir! İçeriğinde bunu sağlamak için gerekli olan yöntem, bilgi, örnek, argüman, kaynak, delil gibi tüm ilmi ve fikri materyaller mevcuttur!

Bu site, "Sorun; sorunlarda değil! Sorun; sorun algımızda" sloganıyla "psikolojik" diye tabir edilen sorunlara yeni bakış açıları getirir; alternatif çözüm yolları sunar! 

Bu site statüko gibi, "Sizi yağmur ıslatıyor" demez! Sizi şemsiye kullanmamanın ıslattığını iddia eder! Akıl hastalıkları hariç tüm ruhsal sorunların hastalık değil; bir algı ve inanç sorunu olduğunu, bu algıyı ve inancı mevcut statükonun kurduğunu, çözüm için bu hastalık algısının ve inancının değişmesi gerektiğini savunur! Bu sebeple, "Çözüm; algı eğitiminde... Çare; ikna terapisinde" der! İçeriğindeki muhtelif ileti, video, bilgi ve dökümanlarla gerekli olan bu yaklaşımı kazandırmanın gayretini verir!

Ayrıca bu site sorumluluk sahasındaki önemli sıkıntıları, çarpıklıkları ve suistimalleri belli aralıklarla gündeme taşıyarak unutturmamaya, toplumsal bir bilinç inşa etmeye çalışır! Mesleki sınırlar içindeki kirli bilgileri ayıklamaya, yanlış mesajlar içermesi dolayısıyla yanlış sonuçlar doğurmaya namzet olan söz, cümle, yazı, demeç, bilgi ve önerileri havada yakalamaya, bunlara anında bilimsel temelli rasyonel cevaplar vererek belleklerde etkisiz kılmaya çalışır!

Bu site sağlık vb sektörlerin orantısız gücü/etkisi karşısında halkın safında yer tutar; yaptığı eleştiri ve açıklamalarla kitleleri uyarmaya, büyük ölçüde tek taraflı olarak sunulan bilgi ve mesajların öteki yüzünü ortaya koymaya, böylece toplumun bilgisini ve farkındalığını artırmaya çalışır. Bu anlamda, aynı zamanda koruyucu ve eğitici/geliştirici nitelikli bir toplum ruh sağlığı hizmeti yürütür.

Velhasıl bu site (KİFSAMER) bilgi, algı ve kavramlar üzerinden işleyen psiko/sosyal nitelikli tüm kötülüklerle ilmi ve fikri olarak mücadele eder!

Bu site cesur dili, özgün içeriği ve alternatif bakış açısıyla alanında (ülkemizde) öncü bir misyon üstlenmiştir!

Son olarak bu site son dönemde "Geleneksel Din - Kur'andaki Din" ayrımı konusunu da kapsamına almış, bu önemli mevzuda size yeni kapılar açabilecek geniş bir muhtevaya sahiptir. Bilindiği üzere din olgusu insan ve toplum psikolojisiyle direkt ilgili bir mevzudur.
Bir hazine kadar değerli olan içeriğiyle pek çok konuda bakış açınızı değiştirecek, size yepyeni ufuklar / pencereler açabilecek olan bu siteyi takip etmeye devam edin!

TANINMIŞ TIP OTORİTESİ KARDİYOLOG DOÇ. DR. KEMAL YEŞİLÇİMEN DİYOR Kİ

"...Araştırmalar için harcanan milyarlarca doların geri dönüşü nasıl olacak? Etik ve hukuk kurallarının ihlali nedeniyle açılan mahkemeleri ve kesinleşmiş milyarlarca dolarlık cezaları unutmayalım. Demek ki gözünü açmayanın cebini boşalttıkları gibi, sağlığı ve canıyla da oynuyorlarmış. Peki gözümüzü kim açacak? Devletlerin ve bilim dünyasının bile uyutulduğu bir dünyada, kimseden korkmadan gerçekleri söyleyen, gözümüzü açan, cesur, sıra dışı insanlara ihtiyacımız var. Onlar olmasa halimiz harap!
...Bilim özgür düşünceden doğar. Bu yüzden taassup, daima özgür düşünceyi engeller. Mevcut doğruları inkar etmeseydik, bugün yeni bilgilere sahip olamaz, hala taş devrinde hem de cilalı değil, yontma taş devrinde yaşardık.
Çünkü cilayı da farklı düşünen, statükoya yani mevcut bilgi ve yapıya karşı çıkan insanlar buldu. Özgürlüğe karşı çıkanlar, toplumu korkuyla ve ahkamla susturanlar, imtiyaz ve kariyer sahipleridir. Bilimsel bilgiler kutsal metinler değildir, onlar da mevcut bilgiye karşı çıkanlar sayesinde değişecektir. Özgür düşünceyi yok etmenin en kibar yolu ‘herkes kendi sahasında konuşsun’ demekle başlar. Böylece farklı fikirlerin doğuşunu en aza indirgersiniz."                  
                 
BİR OKUYUCU GÖZÜYLE

"Saygıdeğer İzzet hocam, birkaç hafta önce Ahmet Rasim Küçükusta hoca’nın sitesinde yazınızı okuduktan sonra sizden ve sitenizden haberim oldu. Mevcut yazılarınızı ve kitabınızı beğeniyle okudum. Özellikle psikoloji, psikiyatri ve tıp sektörüyle ilgili düşüncelerinizi içeriden biri olarak çok değerli buluyorum. Ezber bozucu tahlillerinizin zihin yapımızı, düşüncelerimizi tamir açısından anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu yolda Allah size ufuk açıklığı, kolaylıklar ve ‘hayırlı uzun ömürler’ versin! (Uz. Dr. Hüdaverdi KARADEMİR)

AFFETMİYORUM

Yıllarca tereyağı değil margarin yiyin diyerek yeminine ihanet eden doktorları ve bu yalana seyirci kalanları,

Yumurta zararlı diyenleri, kolesterol yalanıyla bizleri senelerce maddi ve manevi açıdan sömürenleri,

Bugün gripte işe yaramıyor dedikleri antibiyotikleri yıllarca grip için adeta olmazsa olmaz görenleri, bu ilacı griple neredeyse özdeş algılanır hale getirenleri, gereksiz kullanılan ilaçla karaciğerimizi yoranları, savunma sistemimizi zaafa uğratanları, çoluk çocuğun, öksüz ve yetimin hakkının bütçeden buralara akmasına yol açanları,

Her birisi ayrı bir gıda ürünü yahut diş macunu vs reklamında oynayanları, ücret aldıkları ürünü en sağlıklısı bu diye sunanları,

Sahte bal reklamlarına yıllardır izin verenleri, bunları İslami denilen kanallarda yayınlayarak toplumun dini duygularını suistimal edenleri, böylece bünyelere ektikleri gıda zehriyle geleceğin hasta potansiyelini yaratanları,

Komşunun küçük oğlu kızının azıcık saçını çekse ailesinin hemen kapısına dikilen ancak çocuklarının bu şekilde sağlığı, geleceği çalınırken sesini dahi çıkarmayan şu garip zamanın bir garip modern ebeveynlerini,

Tüm bunlara bir kez olsun ağzını açmayan, "Biz seni fakir bulup da zengin etmedik mi" açık ayetine rağmen eşi zengin bir tüccar olan peygamber için çok fakirdi, çoğu gün hasırın üzerinde uyurdu rivayetlerini vs. tercih eden din adamlarını,

Sarı kantaron da serotonin yükseltirken bir kez olsun onu önermeyenleri, terapi vb alternatif metotları yok sayarak küçük - büyük her şikayete, hastalık olan olmayan her soruna sadece ilaç yazanları, buna sesini çıkarmayanları, bunları görmezden gelenleri,

Gereksiz tahlillerle vs kendi devletini sanki Yunan devleti gibi görerek acımasızca soyanları,

Daha böyle nice zulme gerek imza atanları gerekse seyirci kalanları asla;

AFFETMİYORUM!

Onları bu dünyada elimden geldiğince deşifre etmeye / unutturmamaya devam edecek, ahirette de hakkımı asla helal etmeyeceğim!

İzzet GÜLLÜ
Psikolog