• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/1551421931768073/
  • https://twitter.com/pskizzetgullu
Metin MÜNİR



Site Haritası
Anket
Görüşünüzü Paylaşın


"Önce insan ol. 
Sonra ne 
olursan ol"

İzzet Güllü

ANASAYFA




Yanlış yoldaki her adım velev ki doğru dahi olsa bizi ancak gideceğimiz yerin zıddına götürür. Adımlarımızın hızı arttıkça gideceğimiz yere yaklaşmayız; bilakis oradan daha da uzaklaşmış oluruz. Günümüzün modern psikiyatrik yardım anlayışı yanlış yolda gidiyor. Haliyle yürüme hızını falan artırmakla kişileri daha çabuk hedefe götüreceğini vaat ediyor. Ancak yanlış yolda adımların hızlanması vs. bizim sadece ve sadece gideceğimiz yere olan uzaklığımızı artırıyor. “Modern psikiyatri bizi tedavi etmiyor; bilakis hasta ediyor.” Bu tespitim çok ciddi bir isnat! Laf olsun diye söylemiyorum bunu; ağzımdan çıkanı kulağım duyarak iddia ediyorum. Sadece kuru kuru iddia da etmiyorum; bunu farklı yazılarımda değişik açılardan ispat da ediyorum.
16.11.2012
Korunan Kur’an orada, burada, evimizde, iş yerimizde, velhasıl her yerde! İlk indiği anki gibi duruyor! Tek bir harfi dahi değişmeden! Bunu Hz. Osman dönemine ait el yazması Kur’an vs de doğruluyor! Bir yanımızda duran mühim bir gerçek bu! Öte yanımızda duran diğer gerçek ise şu: Malum, ümmetin din konusunda asırlardan beri gelen ve bir türlü bitip tükenmeyen ihtilafları, kavgaları, hayal kırıklıkları var! Veli denenlerin deli, İdris denen nice kişinin İblis, alim denilen pek çok kişinin de zalim çıkabilmesi gibi acı gerçeklerle karşılaşmak artık günlük hayatımızın rutinleri arasına girmiş durumda! Artık öyle ki bunlara şaşıramaz hale gelmiş durumdayız! Lakin bunlara, bu kişi ve kesimlere karşı öyle koşulsuz bir itimat oluşturmuşuz ki zaman zaman Allah’ın varlığından bile şüphe edebiliyoruz da bunlardan edemiyoruz! Hele saçı, sakalı, sarığı ve cübbesi varsa gözü kapalı teslim oluyoruz!
10.08.2016
Bu yazıyı sabahın köründe, saat tam dörtte yazıyorum. Bu arada sabah erken kalkmak davranışçı terapi kadar etkili bir günü yaşama tekniğidir. Ne alaka demeyin. Bilmem kaç fersah uzaklıktaki gezegenlerin kendi aralarında yer değiştirmesinin hayatınız üzerindeki etkisine (astroloji - burçlar - fal) inanıyorsunuz da buna neden inanamıyorsunuz! Anti parantez, bunu da hemen belirtmiş olayım. Evet, neden? Takıntılı biriyim de ondan mı erkenden kalktım; bir cumartesi sabahı? Vurup kafayı öğleye kadar uyusam daha iyi değil miydi? Hayır! Komşusu açken tok yatan bizden; millet yanlış yaklaşımlar neticesinde sorunlardan adeta kırılıyorken kafayı yastığın altına gömüp uyuyabilen de “benden” değildir. (Gidişat çok iyi. Galiba yine en iyi yazılarımdan biri çıkacak ortaya. Bunu büyük ölçüde -sebepler dairesinde-sabaha borçluyum).
05.01.2013
Kimilerine göre asrın sorunu depresyon kimilerine göre uyku problemleri bu çağın en yaman derdi. Bir sorunun çağın en büyük derdi olup olmaması kadar önemli olan bir diğer husus mevcut problemin kişilerin hayatında ne derece önemli olup olmadığıdır. Çünkü bir derdin diğer dertlere göre nasıl ve ne konumda olduğu değildir, asıl mühim olan. Çünkü herkesin derdi kendisine en büyük derttir. Günümüzde çok karşılaştığımız sorunlardan birisi de uyku sorunu! Sigara içme tutum ve davranışını psikolog koltuğunda değil de (oysa tutum, alışkanlık, davranış değişikliği konuları direkt psikolojinin ilgi ve bilgi alanıdır) göğüs polikliniklerinde tedavi etmeye çalışan güzide ülkemizde uyku gibi yine büyük ölçüde psikolojik nitelik arz eden bir sorun da daha ziyade uyku kliniklerinde hekimlerce tedavi edilmeye çalışılır, malum.
06.12.2012
“Kimi ilacı bırakamıyorum” diyor; kimisi, “Kullanıyorum ama daha kötüyüm”. Kimi ise, "Az fayda etti" şeklinde söylüyor; bakıyorsunuz bu fayda bile aslında ilaç dışı gelişmelerle ilgili gibi görünüyor. Ancak, “İlaç içtim; fobimi, panik atağımı, OKB’ mi sadece ilaç sayesinde yendim” diyen tek bir kişi göremiyorsunuz. Bunu bilen uyanıklar yıllarca dışladıkları terapiyi hatırlıyor, “Canım tabi terapi de lâzım” demeye başlıyorlar. Buradaki esas amaç terapinin faydasını bir nebze de olsa ilaca mâl etmek. Böylece ilacın hızla düşen prestijini yıllardır dışladıkları terapi ile koruyabilmek!
12.11.2012
Hemen hemen her alanda, en çok da bizim sağlık sektöründe öyle vahametler yaşanıyor ki. Hem de istisnasız herkesin feryat ederek karşı çıkmasını gerektirecek cinsten bunlar. Ama öyle olmuyor. Birkaç babayiğit kişinin dışında kimsenin sesi çıkmıyor. Dışındakiler bu trajedinin yanında çelik çomak oyunu gibi kalan işlerle meşguller. Bunu düşününce insan bir an için ben mi yanlış görüyorum acaba diyor, kendinden şüphe edesi geliyor. Mesela ben yoksa gördüğüm rüyamı diyorum bazen, gözümü birkaç kere kapatıp açtığım bile oluyor. Hatta zaman zaman elimin üstündeki eti tırnağımla
05.11.2012
İnsanlarda kendi yaptıkları işleri abartma, olduğundan daha karmaşık ve zor gösterme eğilimi mevcuttur. Bunun altında aslında bir dizi psikolojik sürecin elbette ki rolü vardır. Ancak bunların içersinden en önemlisi işini / alanını profesyonelleştirme eğilimidir. Çok eski devirlerden beri, dünya üzerindeki hemen hemen her toplumda aileler kurulmuş, haliyle karı koca ilişkileri söz konusu olmuştur. Bunların önemli bir bölümü evliliklerini çok az bir sorunla yıllarca sürdürmüş, sorunlu evlilikler ve boşanma oranları hiçbir devirde günümüzdeki kadar fazla olmamıştır. Üstelik o devirlerde günümüzdeki gibi uzmanlar, aile danışmanları ve terapistler de mevcut değildir.
15.08.2012
 2 


Enteresan İşler
 

Sorunlar uzman sayısı ile paralel artıyor! Hastane sayısı çoğalıyor ancak hasta sayısı azalmıyor!

Arama Motoru

Web'te Türkçe

Makale Kütüphanesi

TavsiyeEdiyorum.com

ÇEVİRMEN
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam126
Toplam Ziyaret380370


"İnsanlara Faydası Olmayanı Ölülerden Sayın Gitsin" (Hz. Ali)


 

 
BU SİTE NE YAPAR   

Psikolog/Yazar İzzet GÜLLÜ tarafından kurulan ve işletilen bu site mevcut psikiyatri, psikoloji, psikiyatrik tanı, psikiyatrik ve psikolojik tedavi, terapi, ruhsal hastalık, ruhsal hasta vb. olgulara farklı açılardan yaklaşır; son derece keskin eleştiriler getirir! 

Bu site hasta eden ruhsal hastalık algısıyla ve ruhsal yardım statükosunun muhtelif açmazlarıyla (yalanlarıyla, yapısal yanlışlarıyla, suistimalleriyle ve sömürüleriyle vs.) korkusuzca mücadele eder!

Yine bu site, "Kişi için gerçek; algıladığıdır" gerçeğinden ve, "Sadece balık değil; akvaryumun suyu da önemlidir" ilkesinden hareketle bireysel, toplumsal ve yapısal nitelikli tüm algı bozukluklarıyla mücadele yürütür; insanı ilgilendiren hemen her alanda sağlıklı algılar inşa etmeye çalışır! Çünkü algı düzelirse herşey düzelir! İçeriğinde bunu sağlamak için gerekli olan yöntem, bilgi, örnek, argüman, kaynak, delil gibi tüm ilmi ve fikri materyaller mevcuttur!

Bu site, "Sorun; sorunlarda değil! Sorun; sorun algımızda" sloganıyla "psikolojik" diye tabir edilen sorunlara yeni bakış açıları getirir; alternatif çözüm yolları sunar! 

Bu site statüko gibi, "Sizi yağmur ıslatıyor" demez! Sizi şemsiye kullanmamanın ıslattığını iddia eder! Akıl hastalıkları hariç tüm ruhsal sorunların hastalık değil; bir algı ve inanç sorunu olduğunu, bu algıyı ve inancı mevcut statükonun kurduğunu, çözüm için bu hastalık algısının ve inancının değişmesi gerektiğini savunur! Bu sebeple, "Çözüm; algı eğitiminde... Çare; ikna terapisinde" der! İçeriğindeki muhtelif ileti, video, bilgi ve dökümanlarla gerekli olan bu yaklaşımı kazandırmanın gayretini verir!

Ayrıca bu site sorumluluk sahasındaki önemli sıkıntıları, çarpıklıkları ve suistimalleri belli aralıklarla gündeme taşıyarak unutturmamaya, toplumsal bir bilinç inşa etmeye çalışır! Mesleki sınırlar içindeki kirli bilgileri ayıklamaya, yanlış mesajlar içermesi dolayısıyla yanlış sonuçlar doğurmaya namzet olan söz, cümle, yazı, demeç, bilgi ve önerileri havada yakalamaya, bunlara anında bilimsel temelli rasyonel cevaplar vererek belleklerde etkisiz kılmaya çalışır!

Bu site sağlık vb sektörlerin orantısız gücü/etkisi karşısında halkın safında yer tutar; yaptığı eleştiri ve açıklamalarla kitleleri uyarmaya, büyük ölçüde tek taraflı olarak sunulan bilgi ve mesajların öteki yüzünü ortaya koymaya, böylece toplumun bilgisini ve farkındalığını artırmaya çalışır. Bu anlamda, aynı zamanda koruyucu ve eğitici/geliştirici nitelikli bir toplum ruh sağlığı hizmeti yürütür.

Velhasıl bu site (KİFSAMER) bilgi, algı ve kavramlar üzerinden işleyen psiko/sosyal nitelikli tüm kötülüklerle ilmi ve fikri olarak mücadele eder!

Bu site cesur dili, özgün içeriği ve alternatif bakış açısıyla alanında (ülkemizde) öncü bir misyon üstlenmiştir!

Son olarak bu site son dönemde "Geleneksel Din - Kur'andaki Din" ayrımı konusunu da kapsamına almış, bu önemli mevzuda size yeni kapılar açabilecek geniş bir muhtevaya sahiptir. Bilindiği üzere din olgusu insan ve toplum psikolojisiyle direkt ilgili bir mevzudur.
Bir hazine kadar değerli olan içeriğiyle pek çok konuda bakış açınızı değiştirecek, size yepyeni ufuklar / pencereler açabilecek olan bu siteyi takip etmeye devam edin!

TANINMIŞ TIP OTORİTESİ KARDİYOLOG DOÇ. DR. KEMAL YEŞİLÇİMEN DİYOR Kİ

"...Araştırmalar için harcanan milyarlarca doların geri dönüşü nasıl olacak? Etik ve hukuk kurallarının ihlali nedeniyle açılan mahkemeleri ve kesinleşmiş milyarlarca dolarlık cezaları unutmayalım. Demek ki gözünü açmayanın cebini boşalttıkları gibi, sağlığı ve canıyla da oynuyorlarmış. Peki gözümüzü kim açacak? Devletlerin ve bilim dünyasının bile uyutulduğu bir dünyada, kimseden korkmadan gerçekleri söyleyen, gözümüzü açan, cesur, sıra dışı insanlara ihtiyacımız var. Onlar olmasa halimiz harap!
...Bilim özgür düşünceden doğar. Bu yüzden taassup, daima özgür düşünceyi engeller. Mevcut doğruları inkar etmeseydik, bugün yeni bilgilere sahip olamaz, hala taş devrinde hem de cilalı değil, yontma taş devrinde yaşardık.
Çünkü cilayı da farklı düşünen, statükoya yani mevcut bilgi ve yapıya karşı çıkan insanlar buldu. Özgürlüğe karşı çıkanlar, toplumu korkuyla ve ahkamla susturanlar, imtiyaz ve kariyer sahipleridir. Bilimsel bilgiler kutsal metinler değildir, onlar da mevcut bilgiye karşı çıkanlar sayesinde değişecektir. Özgür düşünceyi yok etmenin en kibar yolu ‘herkes kendi sahasında konuşsun’ demekle başlar. Böylece farklı fikirlerin doğuşunu en aza indirgersiniz."                  
                 
BİR OKUYUCU GÖZÜYLE

"Saygıdeğer İzzet hocam, birkaç hafta önce Ahmet Rasim Küçükusta hoca’nın sitesinde yazınızı okuduktan sonra sizden ve sitenizden haberim oldu. Mevcut yazılarınızı ve kitabınızı beğeniyle okudum. Özellikle psikoloji, psikiyatri ve tıp sektörüyle ilgili düşüncelerinizi içeriden biri olarak çok değerli buluyorum. Ezber bozucu tahlillerinizin zihin yapımızı, düşüncelerimizi tamir açısından anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu yolda Allah size ufuk açıklığı, kolaylıklar ve ‘hayırlı uzun ömürler’ versin! (Uz. Dr. Hüdaverdi KARADEMİR)

AFFETMİYORUM

Yıllarca tereyağı değil margarin yiyin diyerek yeminine ihanet eden doktorları ve bu yalana seyirci kalanları,

Yumurta zararlı diyenleri, kolesterol yalanıyla bizleri senelerce maddi ve manevi açıdan sömürenleri,

Bugün gripte işe yaramıyor dedikleri antibiyotikleri yıllarca grip için adeta olmazsa olmaz görenleri, bu ilacı griple neredeyse özdeş algılanır hale getirenleri, gereksiz kullanılan ilaçla karaciğerimizi yoranları, savunma sistemimizi zaafa uğratanları, çoluk çocuğun, öksüz ve yetimin hakkının bütçeden buralara akmasına yol açanları,

Her birisi ayrı bir gıda ürünü yahut diş macunu vs reklamında oynayanları, ücret aldıkları ürünü en sağlıklısı bu diye sunanları,

Sahte bal reklamlarına yıllardır izin verenleri, bunları İslami denilen kanallarda yayınlayarak toplumun dini duygularını suistimal edenleri, böylece bünyelere ektikleri gıda zehriyle geleceğin hasta potansiyelini yaratanları,

Komşunun küçük oğlu kızının azıcık saçını çekse ailesinin hemen kapısına dikilen ancak çocuklarının bu şekilde sağlığı, geleceği çalınırken sesini dahi çıkarmayan şu garip zamanın bir garip modern ebeveynlerini,

Tüm bunlara bir kez olsun ağzını açmayan, "Biz seni fakir bulup da zengin etmedik mi" açık ayetine rağmen eşi zengin bir tüccar olan peygamber için çok fakirdi, çoğu gün hasırın üzerinde uyurdu rivayetlerini vs. tercih eden din adamlarını,

Sarı kantaron da serotonin yükseltirken bir kez olsun onu önermeyenleri, terapi vb alternatif metotları yok sayarak küçük - büyük her şikayete, hastalık olan olmayan her soruna sadece ilaç yazanları, buna sesini çıkarmayanları, bunları görmezden gelenleri,

Gereksiz tahlillerle vs kendi devletini sanki Yunan devleti gibi görerek acımasızca soyanları,

Daha böyle nice zulme gerek imza atanları gerekse seyirci kalanları asla;

AFFETMİYORUM!

Onları bu dünyada elimden geldiğince deşifre etmeye / unutturmamaya devam edecek, ahirette de hakkımı asla helal etmeyeceğim!

İzzet GÜLLÜ
Psikolog