• https://api.whatsapp.com/send?phone=05521012184
  • https://www.twitter.com/@kifsamer
  • https://www.instagram.com/psikologizzetgullu
  • https://youtube.com/@psikologizzetgullu
Algı Tamircisi
www.izzetgullu.net
ŞİDDET BIÇAK GİBİ KESİLİR
15/02/2013
Bir esnaf niçin müşterisine şiddet uygulamaz ama aynı esnaf evde karısını dövebilir?

2. Bir azılı psikopat bile 30 sene ceza alacağını bilse dahi bir savcıya yahut hakime saldıramaz ama doktoru önüne gelen niçin dövebilir?

Soru da cevap da bilgiden doğar. Bu iki sorunun cevabını hakkıyla verebilirsek her türlü şiddet biter. Hem de bıçakla kesilmişcesine.

Yoksa kelepçe takma, acil buton uygulaması gibi evle şenlik ve samimiyetten uzak yaklaşımlarla şiddet asla azalmaz, azalmadığı için de artar.

Bizde şiddeti çözecek kapasite yok! Biz samimi de değiliz ayrıca. Çünkü şiddeti kadına erkeğe, öğretmene doktora şiddet diye ayrımcı bir anlayışla ele alıyoruz. Bu sakat tutum inandırıcılığımızı ve kararlılığımızı zedeliyor. O sebeple değişim gerekli olan motivasyonu da sağlamıyor haliyle.

Ayrıca sokaktaki şiddeti mazur görüyor, evde ve kadına yönelince hopluyoruz sadece. Oysa evdeki şiddet daha ziyade sokaktaşi şiddet egzersizleriyle mayalanır. Şiddet her yerde hukukla ve kanunla anında ezilmelidir.

Kıvılcıma ateşe yaklaşır gibi yaklaşmalı, bu bağlamda şiddetin azı ile çoğu arasında, hatta sözel olanıyla fiziki olanı arasında bile fark aranmamalıdır. Darp edilmek yahut yara - bere olması değil; sırf insan onurunu hedef alabilme cüreti cezalandırılmalıdır.

Şiddet devletin vatandaşını yeterince ve kararlı bir biçimde sahiplenmediğinde yahut böyle bir algı bulunduğunda ortaya çıkar. Çünkü şiddet uygulayanlar gözü dönmüş caniler değildir; hepsi de yerine ve adamına göre muamele ederler.

Delili: Hakime ve doktora şiddet oranındaki fark! 

Dedim ya, biz daha şiddeti bile dr'a şiddet, kadına şiddet diye samimiyetsizce ve ayrımcı bir mantıkla tanımlıyoruz. Bilinçaltlarına şiddet sadece belli mesleklere ve kadına yönelirse kaba ve ilkeldir; yoksa çok da mahsurlu değildir mesajı veriyoruz. Böylece bu zehirli anlayışın tohumunu ekiyoruz farkında olmadan.

Oysa şiddet ne sebeple ve kimden gelirse gelsin, hangi gerekçeyle ve kime yönelirse yönelsin, sırf bir canlıyı hedef aldığı için aynı derecede önemli olmalıdır ve en ufak bir tolerans gösterilmemelidir.

Geciken ceza ceza değildir!

Şiddet uygulayan mahkemede niye yargılanır mesela?

Mahkeme hangi hafifletici nedeni arar?

Buna hakkı var mıdır?

Geciken ceza önlemez, bilakis ters etki yaparak yarayı daha da artırır.

Kesin kararlı olmayan ve zamanında ders çalışmayan bir çocuk sınavı kazanabiliyor mu?

Kararsız ve zamanında olmayan çalışmanın sadece adı çalışmaktır. Bu nitelikteki çalışma hiç çalışmamakla aynı sonuca götürür. Bizim şiddet konusundaki ceza anlayışımız tıpkı böyle.

Kapkaç nasıl oldu da bıçakla kesilmişcesine bitti? Bu suçtaki ceza prosedürü değişti. Böylece bir zamanların en büyük sorunu gündemden düştü gitti!

İşte doğru cezanın sihirli gücü! 

Tekrar soruyorum:

Hakime - Savcıya şiddet neden yoktur?

Çünkü orada cezanın gecikmeyeceği bilinir! Hakimin anında ceza evine yollayacağı düşünülür. İşte sıcağı sıcağına ve yüzde yüz garantili olduğu iyi bilinen bir ceza etkili olur. Sonuç ortada: Hakime şiddet yok ama doktora her gün...

Cezada en temel şart sıcağı sıcağına yani anında ve tereddütsüz olarak devreye sokulması, her durumda aynı tutarlılıkta uygulanmasıdır! Cezadaki bu hususlar ilacın prospektusundaki hayati kriterlere benzer. Prospektusuna uygun kullanılmayan ilaç tedavi etmez; bilakis zehir etkisi yapar...

Bir şiddet vuku bulmuşsa hiç bir mazeret aranmamalı, polis emin olduğu faili alıp ceza evine koyup gelmelidir. Standart bir suç olan şiddetin ceza süresi de standart olmalıdır. Örneğin ilk seferinde 6 ay gibi...

Ertesi gün şiddet bıçakla kesilmişcesine azalmazsa ben istifa ederim.

Delili ortada: Doktora ve hakime şiddet oranı farkı!

Her zaman söylerim:

Tüm sorunların çözüm iksiri sadece ve sadece samimiyettir.



2242 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Birkaç Fikri Kırıntı - 26/12/2023
Sabahın beşinde
LAİKLİK DİNSİZLİK MİDİR - 24/12/2023
.
Yerli Selefiler Milli Robot Yapmış - 03/02/2023
Hatalı Kandil Algısı - 26/01/2023
Kandil Var mı Yok mu?
Son Risale Dersi - 23/01/2023
Buldum Deme, Hep Ara
Niyet Ettim Kırbaç İçin Namaz Kılmaya - 22/01/2023
Allah Dışı Kaygılara Kulluk Ettirmek
Şu Zamanda Akla Kurt Düşürmenin Önemi - 22/01/2023
.
Mutsuz İnsan Projesi - 21/01/2023
.
Ruhlarımızdaki Şeriat Çatışması - 19/01/2023
Şeriat Yok Diye Yanacak Yıyız?
 Devamı