• https://www.instagram.com/pskizzetgullu
  • https://youtube.com/@psikologizzetgullu
Algı Tamircisi
www.izzetgullu.net
Şeriat Allah'ın Kanunu Demek Mi?
11/01/2023
 
Temel iddiaları şu: Şeriat Allah'ın kanunları, Allah'ın sistemi demektir. 
  
Haşa! Şeriat, Arapçada kanun, yasa, hukuk, örf, töre, yol, yöntem gibi anlamlara gelir. Mesela Arapçada Roma hukukuna Roma Şeriatı (Şeriat'ur-Ruman) denir. Yine Arapçada Orman Kanunu için Şeriat'ül-Ğab denilir.

Hani şeriat demek Allah'ın kanunları ve Allah'ın sistemi demekti?
 
Daha şeriatın adında bile, daha şeriatın kelime manasında dahi yalan söylüyorlar. Malum, bu anlayışa göre şeriatta hile ve aldatmaca caizdir. Hani Hile-i Şeriyye meselesi vardır, bilirsiniz. Oysa Kur'ana göre dostdoğru olmak, asla eğip bükmemek caizdir. "İndirilen" hükümde dürüst olun deniyor, kullar tarafından "bindirilen" hükümde ise şer'i konularda hileye cevaz veriliyor. Sahi, indirilenle hükmetmeyenler kafirlerin ve zalimlerin ta kendisi değil miydi? Yoksa hakimiyet sadece Allah'ın değil miydi? Ahhhh ah. Bu coğrafyaya dini eğitimden önce felsefe eğitimi lazım. 

Sadece bu kadar mı? Daha neler, neler! En iyisimi makaleyi okumaya devam edin siz.

Evet, daha şeriatın adında yalan söylemişler. Ötesini varın siz düşünün. Diğer yalan, hile, çarpıtma ve çelişkilerine birazdan değineceğim.

Peki amaç ne? Amaç, şeriat Allah'ın kanunu/sistemi diyerek insanların iradelerini kolayca teslim almaktır. Böylece, sırtını kutsala dayayarak itirazları önlemek ve insanlar üzerinde kalıcı otoriter rejimler kurmaktır.
  
Demokrasi zordur. Şeffaflık vardır, medya özgürlüğü vardır, gizleyemezsin yalanı dolanı. Fikir hürriyeti ve eleştiri kültürü vardır. Hileyi oyunu kolayca ifşa ederler. "Müslümanlık zarar görmesin" gibi bahanelerle kırılan her kol yen içinde bırakılmaz kolay kolay.

Sen bir partiyi desteklersin fakat gider diğeri kazanır. Şayet emperyal bir güç isen sen bir ideolojiye, bir klana, bir şahsa yatırım yaparsın; diğer kişi, yapı ve anlayış iktidarı ele geçirir vs. vs. Demokrasi gücü başka mahfillerden alır, sadece halka verir. Hakimiyet milletindir demek yönetici tayin etme iradesi ne bir ailenin ne de başka  yapılarındır. Sadece halkındır demektir. Bunu da bilinçli olarak çarpıtırlar. Sanki Cumhuriyet egemenliği Allah'tan aldı da halka verdi. Oysa Cumhuriyet egemenliği hanedan ailesinden alıp halka verdi. 

Velhasılı zor iştir demokrasi. 
Neden bunlarla uğraşasınız ki! Kurarsınız baskıcı ve otoriter bir rejim, koyarsınız adını da Allah'ın rejimi, kolayca teslim alırsınız kitleleri. İtiraz edenlere de dersiniz "siz Allah'a savaş açtınız." Eee rejim Allah'ın olunca ona itiraz da haliyle Allah'a isyan olur. Tıpkı İran'ın son günlerde yaptığı gibi. Daha rahat  sallandırabilirsiniz mesela insanları, sıra sıra darağaçlarında. Nasılolsa şeriatın kestiği parmak acımaz. Vicdanen de rahat olursunuz hem. Çünkü Allah adına öldürmüşsünüzdür. Bir düşünürün dediği gibi, "Yeryüzünde şeytan adına işlenen cinayetlerden daha fazladır, Allah adıyla işlenen cinayet sayısı". Örneğin İran devriminin şu meşhur şeriat hakimi gibi "Biz en iyisi mi hepsini asalım, suçsuzlarsa zaten öbür tarafta cennete giderler" dersiniz, olur biter. Böylece sonsuza dek sürdürürsünüz kendi otoritenizi.

Şeriat propagandasının altında kalıcı iktidar arayışı yatar aslında. 
Nereden mi anladım bunu? Şuradan: Malum, zekat da Allah'ın emridir liyakat meselesi de. Ancak zekat ve liyakat konusunda şeriattaki kadar  güçlü bir talep, serzeniş, şikayet ve heyecan göremezsiniz. Bu örnek, şeriat isteğinin aslında Allah kaygısından değil, kalıcı saltanat emelinden ve dinci ideolojinin hakimiyet kaygısından kaynaklandığını gösterir. Şeriat kanunu denilen bazı hükümler bir devlet yapısı kurmadan da hayata geçirilebilir. Mesela bir kadın babasına, "Baba abime iki, bana bir miras ver" diyebilir. Bunları neden göremeyiz mesela?  
 
Iraklı bir alim/molla, YouTube videosunda izlediğim röportajında "Keşke bizde de bir Atatürk çıksa, hem de güç kullanarak laikliği egemen hale getirse" demektedir. Bu talep, dinci parçalanmaya karşı (birbiriyle kavgalı yüzlerce dini grup var ve yıllardır bir araya gelemiyor, ulus olamıyor ülke) laikliğin birleştirici yönünün önemini göstermektedir. Yine aynı alim/molla Amerika'nın laik oluşumları değil, hep dinci güçleri desteklediğini söylemektedir.
 
Emperyal güçler kendi ülkelerinde demokrasileri savunurken hedef ülkelerde, mesela Kuveyt, Arabistan gibi yerlerde otoriter ve totaliter rejimleri desteklemiştir hep. Çünkü tepedeki kişiyi ele geçirince koca ülkeyi kolayca ele geçirme imkanı verir size. Yine bir şeyhi satın alırsanız milyonları da kolayca satın almış olursunuz. Bu sebeple tarikat türü kapalı devre dini yapıları ve tarikat modelinin ülke geneline teşmil edilmesi demek olan teokratik dini rejimleri hep el altından desteklerler.
 
Şeriat Allah'ın kanunlarıdır, Allah'ın sistemidir iddiasına gelince: Bu iddia da gerçek dışıdır. Zira Şeriat Allah'ın sistemi değildir, molla sınıfının egemenlik aracıdır. Bu rejimlerde hata da olur zulüm de. Kusurlu olana, zulüm bile işleyebilene, dahası beşer eli değene Allah'ın sistemi denilemez. Hata, eksik ve noksanlık kusursuz ve adil olan Allah ile yanyana  ilişkilendirilemez. İncil'e beşer eli değince sadece İncil değil, koskoca Hristiyanlık ve Yahudilik dinleri de bozuluyor ama bizim dine ve şeriata insan/beşer eli değince bizimkiler hiç bozulmuyor.  Halen ilk günki gibi Allah'ın  dini/Allah'ın sistemi oluyor. Çok ilginç bence!
 
Dikkat edin: Allah'ın kitabında namaz kılmayana veya içki içene dünyevi bir ceza yoktur. Ama şeriat rejimlerinde vardır. Şeriattan şeriata bu cezaların detayı ve sıralaması değişir en fazla. 

Hani şeriat Allah'ın kanunları demekti?

Hani hüküm yetkisi sadece Allah'ındı?

Hani Allah'ın dünyasında Allah'ın dediği olmalıydı?

Bırakın dünyayı, daha Allah'ın dininde bile Allah'ın dediğinin olmasına izin vermiyorlar. Allah'ın koymadığı kanunları kendileri koyuyorlar. Allah'ın vermediği cezaları kendileri veriyorlar. Hayır, bununla asla yetinmiyorlar. Üstüne bir de kalkıyorlar ve kendi elleriyle yazdıkları bu kanunlara "Allah'ın kanunu" diyorlar. Şirkin zirvesi bu değil ise nedir? Bence bu, arşı alayı titretecek kadar korkunç bir şirktir.

Düşünün: Aciz kullar, günahkar kullar, Allah'ın hiç bir isitisna tutmadan yüce kitabında "şüphesiz ki nankördür" dediği insanoğlu kalkıyor ve kanun kural koyuyor. Sonra da bunun adına Allah'ın kanunu, Allah'ın sistemi diyor. İlahlık taslamak, tağutluk, din sınıfını Allah'lık mertebesine çıkarmak ve onları Allah'ın hüküm yetkisine ve otoritesine ortak etmek (Allah'a eş koşmak) bu değil ise nedir?
 
"Onlar kendi elleriyle kitap (kanun/kural) yazarlar ve 'bu da Allah'ındır' derler." Bu, bir ayettir. Yaptıkları aynen budur.
 
Bu ayeti okuduklarını hiç göremezsiniz. Daha okumayıp milletten sakladıkları o kadar çok ayet vardır ki! İnkar hakikati örten, gerçeği gizleyen demektir, bunu sakın unutmayın!

"Şeriat evrenseldir, hiç değişmez" denir.  Oysa bu iddia da yalandır. Mekke'de inen bir çok ayet Medine döneminde (hem de 15 - 20 sene içinde) neshedilmiştir. Bu, ilahi dahi olsa bir hukukun zamana, devre ve koşullara göre değişebileceğini gösterir. Köy ile metropol aynı kanunlarla idare olunmaz. Sadece imanın esasları değişmez, hukuk şartlara ve koşullara göre değişir.

Ayrıca Kur'an her devrin, her ümmetin ayrı bir şeriatı (yolu/töresi) olduğunu söyler. "Sizden her biriniz için bir şeriat (yol/töre) koyduk. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı."

Bu ayete göre herkesi tek bir kavme dönüştürmek, tek bir kavmin şeriatını herkese dayatmak caiz midir?

Bu ayete göre, İslam adına her ümmeti tektipleştirip Araplaştırmaya çalışmak, mesela ismini bile Arapça harflerle yazmak, adının önüne Ebu, Ümmü vb. takılar koymak, kısaca her kavmin kendi özgünlüklerine (töresine/şeriatına) savaş açmak Allah'ın bu "farklı kavimler halinde yaratma" sünnetine/hikmetine uygun mudur? O bizi tek bir ümmet kılmadığını, farklı kavimler halinde yarattığını söylüyor. Birileri ise kerametleri kendilerinden menkul bir biçimde, her kavmi tek bir kavme dönüştürmeye çalışıyor.

Heyhat! Onu bunu "beşeri" diye batıl görenler Arapların beşeri olan ve Ebu Cehil ile Ebu Leheb'in dahi kullandığı "Ebu" takısına adeta kutsal bir dini ahkam muamelesi çekiyor. Sosyal medyada ortalık, kavmini inkar edip Türkçe olan ismini Arapça yazandan ve "Ebu" takısı koyandan geçilmiyor. Bunları gördükçe aklıma, Azerbaycan eski devlet başkanı rahmetli Ebulfeyz Elçibey'in "Şiilik Fars, Sünnilik Arap emperyalizmidir" sözü geliyor nedense.

Hep şunu derim: Dinlerin bir kısmı hakikattir ancak önemli bir bölümü
propagandadır. Dinler önce beşerileştirilmiş, sonra ideolojileştirilmiş, ardından da kurumsallaştırılmıştır. Böylece kurumsal dinler birer sektöre dönüştürülmüş ve asimilasyon aracı haline getirilmiştir. Kendi kavminin örfünü ve töresini reddedip başka bir kavmin kültürünü ve örfünü adeta din haline getirircesine kutsamak "Sizi farklı kavimler halinde yarattık" ayetini zımnen reddetmek olsa gerektir. 
 
Yine sağda solda sürekli olarak "Demokrasi beşeridir" derler. Ancak kendileri ulemanın beşeri görüşleriyle amel ederler. Görüyorsunuz, değil mi: Sorgulama olmayınca, analitik düşünce yetisi gelişmeyince, din işi sadece ilim işine indirgenince işte bu kadar basit çelişkiler bile farkedilemiyor. Sorgulama ve analitik düşünce yetisi ancak özgür toplumlarda gelişir.

Tekrar sorayım:

Şeriat rejimlerindeki namaz kılmayana ve içki içene verilen dünyevi cezalar ilahi midir? Bunları ilah mı koymuştur? Hani bir kanun beşeri olunca batıl oluyordu? Ulemanın koyduğu kanuna Allah'ın kanunu demek ulemayı Allah'lık mertebesine çıkarmak, kulları Allah'a eş ve ortak (denk) koşmak değil midir? Tağutluk işte tam da budur. Tağutluk, beşeri kanun ve kural koymak değildir. Allah Şura ayetiyle beşeri dünyada beşeri hükümlere izin verir. Tağutluk, Allah adına beşeri kanun ve kural koymaktır. Sahi, gerçek tağut kim? Heyhat! Bizler elçinin sözlerine bile Allah'ın sözü demiyor, adını hadis koyuyor, böylece Allah'ın sözünden (vahyinden) ayrı tutuyoruz. Bunlar ulemanın yorumlarına,  görüşlerine, kanaatlerine bile, ulema eliyle konan beşeri kanunlara ve kurallara bile Allah'ın kanunları, Allah'ın emirleri diyorlar.
 
Mesela "Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kafirdir" derler. Daha rahat anlaşılsın diye, tekrar aynı örnek üzerinden gidelim. Allah'ın indirdiği olan Kur'an namaz kılmayana ve içki içene dünyevi bir ceza hükmetmemişken -indirilen bu hükmü ellerinin tersiyle bir kenara itip de- cezaya hükmetmek, Allah dünyevi bir ceza vermemişken dünyevi cezaya hükmetmek "Allah'tan başka hakem aramayın" diyen ve hüküm yetkisini sadece Allah'a veren ayetleri çiğnemek değil midir? Bu, Allah'tan başka kanun ve kural koyucular edinmek değil midir? Hani indirilenle hükmetmeyenler kafir idi, zalim idi? Hani hakimiyet sadece O'nundu? 

Nasıl da Allah ile, din ile aldatıyorlar; öyle değil mi? Cin olmadan adam çarpmaya kalkışıyorlar. Ya da bu kadar basit çelişkilerini dahi göremeyecek hale gelmişler. Kendileri sanki indirilenle hükmetmişler de onu bunu tağutlukla, müşriklikle suçluyorlar!

Zina konusunda Allah "Celde" derken "Recm" demek indirlenle hükmetmek midir mesela? Allah "Bu kitapta eksik bırakmadık" derken "Hayır, kitapta her şey yok" demek, Allah "Bu kitap en doğru yola iletir" derken "Hayır, sadece Kur'anla doğru yol olmaz." demek, Allah "Kur'andan başka hakem aramayın" derken "Şu hakem olmadan olmaz, bu hüküm olmadan olmaz" demek, böylece sayısız paralel dini otoriteler edinip onların hükümlerini Allah'ın indirdiğine (indirilen hükme) tercih etmek indirilenle hükmetmek midir?

Sadece bu kadar m? Bunlar sadece birer örnek. Sabaha dek sayabilirim de gerek yok. Arif olan bu kadarıyla bile anlar. Anlayana sivrisinek bile sazdır. Anlamak istemeyene ise davul zurna dahi azdır.
 
"O aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın." ayeti en yaman aldatışın nereden geleceğini ve ne adına olacağını haber veriyor.  Dilenciler bile Allah, peygamber diyerek aldatır. Daha ötesi var mı! Onlar dahi keşfetmiş, aldatmanın en tesirli olanını.
 
Bir diğer "çok kuvvetli" iddiaları da şudur: "Laiklik dinsizliktir, çünkü laik rejimler kısas filan uygulamaz." Ne zekice bir argüman, öyle değil mi! Bu vb. klişe sloganlarla milyonları laik ve demokratik rejimlere düşman ettiler. 
 
Zihin gözeneklerini açan bilimsel eğitim ve sorgulaya sorgulaya gelişmiş özgür akıl ne kadar da değerli. Bakın ben sadece özgür aklımı işletiyorum ve karanlıkta bırakılan ne çok püf noktadan bahsediyorum. Gelin şimdi de üzerine koskoca bir ideoloji oturttukları ve uğruna hayatlarını adadıkları bu çürük mantığı yerle bir edelim. Buyrun:

Laik rejimler kısas emriyle amel etmeyince kafir oluyorlar da neden sizler Allah'ın yalan söyleme vb. emirleriyle amel etmeyince dinsiz olmuyorsunuz? Sizler Allah'ın her emriyle amel etmeyince en fazla günahkar oluyorsunuz da laik devletler Allah'ın her emriyle amel etmeyince niçin hemen dinsiz oluyorlar? Ey, tek kendilerini akıllı, alemi ise kör ve sersem zanneden "hakikat erleri"; bu taksimi kurt yapar mı, kuzulara şah olsa? 
 
Gördüğünüz gibi ne kadar da temelsiz ve örümcek evi kadar zayıf bir din algıları ve ideolojileri var. 
 
Çünkü samimi değiller. Ancak sorgulama olmadığı için, toplumun çoğunun analitik düşünce yetisi gelişmediğinden binlerce insanı tağut, tevhid, beşeri filan diyerek etkiliyorlar. Kaç kere paylaştığım halde ya engellemeleri ya da paylaşımımı  hemencecik silmeleri bu korkudan kaynaklanıyor zaten. 
 
Ha unutmadan: Bunlar tevhid ehliymiş. Allah'ı sadece yaratma sıfatında değil, rububiyette ve uluhiyette de bir'liyorlarmış. O tek hüküm koyucuymuş, tek kanun kural koyucuymuş, tek otoriteymiş. Tevhid de zaten bu demekmiş.
 
Sanki dinde tek otoriteleri Allah'mış gibi, tevhid tevhid deyip duruyorlar. Oysa bu kişi ve kesimlerin din telakkisinde dinde tek otorite, tek kanun ve kural koyucu, tek hüküm mercisi Allah değildir. Allah, elçisi ve ulema ile beraber üç otoriteden biridir. Bu telakkilere göre Allah dininin tek sahibi değildir, sadece 1/3 oranında hissedarıdır. Bu telakki hakimiyet sadece Allah'ındır der ancak daha dinde bile hakimiyeti sadece Allah'a vermez. Allah'ın dindeki hakimiyetini bile elçisi ve ulema arasında 3 ayrı otoriteye pay etmişlerdir. 3 otoriteli bir din anlayışı tevhid midir yoksa teslis mi? Bu konudaki videomu da izlemenizi öneririm. 

Diğer yandan, şeriat sadece ceza hukukundan mı ibarettir? Dünya İslamilik endeksine göre, Şeriat hukuku uygulayan ülkelerin hiç birisi ilk 50’ye bile giremezken bu tablo İslam devleti olmaya niçin mani görülmez? Sadece recm ve kırbaç cezasının filan bulunması, yani sadece ceza hukukunun tatbik edilmesi o ülkeleri neden şeriat devleti yapar?

Kısaca şeriat ideolojidir, İslam ise bir dindir. İslamda özgür iradeye saygı ve seçenek serbestliği vardır. Seçenek yoksa seçemezsiniz. Seçemezseniz imtihan olamazsınız. A şıkkı yasak, B'nin başında şeriat bekçisi duruyor, C zaten hiç ortalıkta görünmüyor, siz kırbaçla D'ye mecbur ediliyorsunuz ve bunun adı da "Allah'ın sizi imtihan etmesi" oluyor. Böyle imtihan olur mu? Bu, imtihan ortamını yok etmektir. Bu, imtihanınıza dışarıdan müdahale etmektir.

İslama göre içki olacak ve siz Allah rızası için içmeyeceksiniz. İmtihan da mükafat olgusu da bunu gerektirir. Ancak o zaman amellerin bir kıymeti vardır. Özetle şeriat Allah için yapmıyorsan da kırbaç korkusuyla yap der. Sizi devlete, rejime, hatta kırbaca bile kul haline getirir. Kırbaç bile sizin ilahınız haline gelir. Allah'a değil, kırbaca kulluk yapmak kırbacı ilah edinmek demek değil midir? Allah'tan başka şeyler için ibadet edilir mi?

Laiklik varsa 1 Allah'ınız olur. Dinci rejimlerde ise asgari 1 milyon ilahınız bulunur. Özgür rejimler farklılıkları yani fıtratı korur. Baskıcı rejimler tektipleştirir, özgünlükleri yani yaratılışı yok eder. Özgür toplumlar her alanda gelişirken kapalı ve baskıcı toplumlarda riya, gösteriş ve münafıklık yaygınlaşır. 

"Dinde zorlama yoktur." Bu ayeti de "sadece dine girişte zorlama yoktur" diye te'vil ederler. Hani Kur'ana ekleme çıkarma yapamazdık? "Dinde" ibaresi yerine "Dine girişte" ilavesini nasıl yaptınız?

Diğer yandan, tarihi sürece bakarsanız dine girişte bile zorlama olduğu görülür. Cizye, Fetih, ilayı kelimetullah gazaları, cariye alma, köle edinme uygulamaları dine giriş için zorlama demek değil midir?

"Dinde" demek dinin girişini de içini de dışını da kapsar. "Dinde" deniyorsa "dinde"dir. Allah kelime ve kendisini ifade sıkıntısı çekmez. O dalgınlıkla konuşmaz, rastgele sözcük kullanmaz. Sadece dine girişte olsaydı "dine girişte" derdi. Akıl ve bilim de "indirilen" (ama kendisiyle hükmedilmeyen) bu ilahi hükmü destekler. Zira Kur'ana göre sadece bir öğüt olan din işinde zorlama/dayatma yapmak riyakarlıkları, gösterişi, münafıklığı, yalanı, dolanı besler. Baskıcı ailelerde büyüyen çocuklar kısa sürede yalanı, hileyi öğrenir mesela. Fikirler ve iradeler hür olmayınca vicdanlar da hür olmaz. 

Din aynı zamanda yaşam tarzı ve yol demektir. "Senin dinin sana, benimki de bana" demek (bu bir ayettir) senin yolun, senin yaşam tarzın sana, benimki de bana demektir. Bunun açık anlamı, birbirimize din dayatmayalım, birbirimizle dinler üstü bir anlayışla, dini referans almadan münasebet kuralım, ilişkilerimize kendi inançlarımızı karıştırmayalım demektir. Bu anlayışın modern dünyadaki adı laikliktir. İnsanlara tepeden din dayatmak tağutluktur. Allah dinin sadece muttakiler için bir öğüt olduğunu söyler. Öğüt olmaktan çıkan, baskı kurup dayatan her din paralel ilahlar üreten, sonra da onlara kulluk ettiren gerçek bir tağutizme dönüşür.

Allah, Ali İmran 64. ayette, Ehli Kitapla müslümanları Allah'a hiç bir şeyin ortak koşulmaması "ortak" noktasında buluşmaya davet eder. Bu, geri kalan her konuda serbestlik tanımak ve gerisine karışmamak demektir. Çoğulcu toplumlarda huzur ve barış içinde yaşamak için ortak noktalar çok önemlidir. Allah dininde dahi ortak nokta öneriyor, dikkat edin.

Yine Medine Sözleşmesi de ortak bir dinler üstü  konsensustur. Bütün bunlar ve Kur'anın genel ruhu dikkate alındığında çıkan sonuç, tek bir din algısını herkese tepeden dayatan totaliter rejim değil; uzlaşıyı, ortak noktayı, iradeye saygıyı esas alan laikliktir, herkese her seçeneği özgürce sunarak imtihan olabilmenin koşullarını (şıklarını) oluşturan demokrasidir.

Unutmayın: Allah dünyanın bir imtihan yeri olduğunu söyler. Bir sınavda şıklar yoksa imtihan da yoktur. Şıklar var ama özgürce seçemiyorsanız yine orada adil ve gerçek bir imtihandan söz edilemez. Şıkları yok eden, sizi bazı şıklara zorlayan totaliter rejimler ilahi imtihan ortamını ifsat eden rejimlerdir. Şık ve seçenek sunan, sizi belli şıklara mahkum etmeyen özgürlükçü rejimler ise Allah'ın insanoğlunu imtihan etme olgusuna hizmet eden rejimlerdir. 

Bir iki ayetten, o da zorlama yorumlarla "Allah şeriat istiyor" manası çıkardılar, bunu da adeta İslamın en temel gayesi haline getirdiler. Madem Allah'ın Kur'anda geçen her cümlesi, her sözü emir. Peki o halde Kur'anın -hem de- ilk cümlesi "Oku" ile başladığı halde neden okumaya farz değil de sünnet dediler acaba? Şeriat için Allah'ın emri diyenler ve ısrarla onu talep edenler sıra okumaya gelince neden bu "Oku" ifadesini emir telakki etmediler de sünnet olarak kabul ettiler? Aahhh ah. İşimize gelince Allah'ın her her sözü emir, işimize gelmeyince ise sünnet. 

Son söz:

"O size kitabı açıklanmış (tam detaylı olarak) indirmişken ondan başka hakem mi arayayım?" En'am 114

Buyrun, bu "indirilenle" hükmedin de Kur'an dışındaki hakemlerinizden  vazgeçin!

Hadi, hodri meydan! 

Şüphesiz en doğrusunu sadece Allah bilir. 

Psikolog İzzet GÜLLÜ
www.izzetgullu.net

(Bu yazının  daha iyi anlaşılabilmesi için hemen alttaki "Din Sadece Vahiydir" başlıklı diğer makalemi  okumanızı da öneririm.)
 

 
 
 


1155 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Yerli Selefiler Milli Robot Yapmış - 03/02/2023
Gerçek Tagut Kim?
Hatalı Kandil Algısı - 26/01/2023
Kandil Var mı Yok mu?
Son Risale Dersi - 23/01/2023
Buldum Deme, Hep Ara
Niyet Ettim Kırbaç İçin Namaz Kılmaya - 22/01/2023
Allah Dışı Kaygılara Kulluk Ettirmek
Şu Zamanda Akla Kurt Düşürmenin Önemi - 22/01/2023
.
Mutsuz İnsan Projesi - 21/01/2023
.
Ruhlarımızdaki Şeriat Çatışması - 19/01/2023
Şeriat Yok Diye Yanacak Yıyız?
Tevhid, Tağut ve Beşeri Aldatmacası - 17/01/2023
Davetçilere Davet
T.C. Teheccüde Kalkmıyor - 16/01/2023
Dini Olan Devlet Tağutlaşır
 Devamı